• BIST 93.616
  • Altın 208,990
  • Dolar 5,3413
  • Euro 6,0898
  • Erzurum -7 °C
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 5 °C

AK PARTİ’NİN EĞİTİM REZALETİ

Ömer Faruk Kızılkaya

Başlığı okuyanlar beni aforoz etmeye başlamışlardır bile. Ne komünistliğim kalır ne vatan hainliğim. Ama birilerinin “Kral çıplak” demesi lazım. Diyenler oldu ama kimse dinlemedi. Birileri dinleyene kadar biz onuncu, on birinci… köylerden “Kral çıplak!” diye haykırmaya devam edeceğiz.

Geçen sene hatırlarsanız “Bakana Milli Eğitimi Anlatmak Lazım” başlığıyla bir yazı kaleme almıştım. Malumunuz milli eğitim bakanı “Öğretmenler artık üç ay tatil yapmayacaklar.” mealinde bir söz söylemişti. Ben de bunu söyleyen bir bakanın milli eğitimden haberdar olmadığını iddia etmiştim. Nitekim haklı çıktım ve bakanın bir şey bilmediği ortaya çıktı. Popülizm gereği halka kendini kahraman gibi sunan bakan hiçbir değişiklik yapamadığı gibi normal prosedürde devam etti ve yıl sonundaki iki haftalık eğitim seminerlerini aynen devam ettirdi. Aynı işlemi bir de sene başı seminerlerinde tekrarladı. Arada bir fark vardı: Önceki seminerleri okul müdürlerinin kontrolünde ve müfettişlerin verdiği seminerlerle geçiren öğretmenler bu sene eğitimlerini bir merkezde toplanmak suretiyle sinevizyon eşliğinde yaptılar. Bu da öğretmenlere eğitim semineri adı altında TV seyrettirmekten öteye geçemedi. Öğretmenler bunun dışında yine aynı prosedürle iki ay tatil yaptılar ve tatil boyunca da ek ders almadılar. Yani değişiklik yapılmadığı gibi eğitim seminerleri daha verimsiz geçti. Bilmem bakanın bunlardan haberi var mıdır?

Hüseyin ÇELİK’le başlayan öğretmene hakaret ve öğretmeni halk önünde küçük düşürme operasyonları bu sene de gerek bakan gerekse başbakan tarafından gelenekselleştirilerek devam ettirildi. Bu şekilde neyi amaçladıklarını bilmiyorum ama öğretmenin toplum içindeki saygınlığını bitirdiklerini iyi biliyorum. Hele hele başbakanın peygamberliğini, son Osmanlılığını iddia eden bir seçmen potansiyelinin başbakanından aldığı gazla öğretmene bakış açısının neler olabileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Bu sene milli eğitimde başka neler oldu? Bir de bu sorunun cevabına bakmak lazım.

Eğitim anlayışımız ve geleneğimiz milli eğitimle tek ilgisinin çocuklarını okutmaktan ibaret olduğunu bildiğimiz bir bakan kontrolünde değiştirildi. Bu başarılı (!) bir o kadar ideolojik değişimin neler getirdiği, neler götürdüğü zaman içinde görülecektir. Ama bazı anlamsız değişikliklerin özellikle milli eğitim personeli olan kişiler tarafından nasıl savunulduğunu görmek de beni hayrete düşüren başka bir konu oldu. Şöyle ki:

Şubatta 4931 öğretmen ataması yapıldı ve birkaç ay sonra eğitim modelimiz  milli eğitimimizin bünyesi, geleneği dikkate alınmaksızın  değiştirildi. 5+3 şeklinde olan ilk kademe ve ikinci kademe zaman ayarlaması “Dünyanın hiçbir tarafında böyle bir model yok. Bütün dünya 4+4+4 kullanıyor.” gerekçesiyle (Bunu bana milli eğitimde hükümet sözcüsü gibi çalışan ve etkili olan bir idarecimiz aynen bu ifadeyle anlattı ki bakanlığın açıklaması da bu yöndedir.) değiştirildi. Beş yıllık ilk kademe eğitiminin dört yıla çekilmesi devamında sınıf öğretmenlerinin boşa çıkmasını getirdi. Binlerce sınıf öğretmeni boşta kaldı. Madem böyle bir değişiklik yapılacaktı neden birkaç ay öncesinde 4931 öğretmen alımı yapıldı? Dibe köşeye sürmek için mi yoksa ne yaptıklarını bilmediklerini ispatlamak için mi? Bence ikincisi…

Boşa çıkan öğretmenlere ne oldu? Yan branş uygulaması yapıldı ve sınıf öğretmenleri branş öğretmeni olmak için müracaatta bulundular. Temelde branş öğretmeni olup da atanamamış daha sonradan buldukları fırsatla sınıf öğretmeni olmuş öğretmenlerimiz yaklaşık on küsur yıl sonra asıl branşlarına dönmüş oldular. Eski bilgileri ne durumda merak etmiyor değilim. Bunlar branşa geçenlerin sadece bir kısmıydı. Diğerleri de kendilerini sağlama almak için branşa geçtiler. Bir öğretmen olarak şunu iddia ediyorum: Ben ne kadar iyi bir sınıf öğretmenliği yapabilirsem bir sınıf öğretmeni de o kadar başarılı branş öğretmenliği yapabilir.

Bakanlığın yaptığı bu saçma uygulama beni yıllar öncesine götürdü: Ziraat mühendisinin sınıf öğretmenliği yapıldığı yıllardaki popülist yaklaşımla bu uygulama arasında hiçbir fark yoktur. Eğitime de katkısının olacağını zannetmiyorum. Sadece dershanelerin yükünü arttıracak bir uygulama olacaktır. Bu konuyu önümüzdeki hafta ayrıntılı anlatacağım.

Sekiz yıllık eğitimin bölünmüş olmasını olumlu buluyorum ki bunu daha önceden de gerekli bulduğumu her fırsatta savunuyordum. Okullardaki çeteleşmenin de en büyük sebeplerinden birisinin sekiz yıllık kesintisiz eğitim olduğunu gözlemlemiş ve çeşitli yerlerde dile getirmiştim. Ama bunu klasik yöntemimizle 5+3 şeklinde yapabilirdik. Kimsenin eğitim anlayışına uymamıza gerek yok. Kendimiz olarak da bir şeyleri başarabiliriz. Yeter ki kendimize güvenelim ve kendimizi bilelim. İlla 4+4 şeklinde bölünecektiyse zaman içinde alımları düzenleyerek sayıyı eritme yoluna gidebilir zararsız bir geçiş yapabilirlerdi. Ama olmadı AK Parti çalışma prosedürü devreye girdi ve sihirli sözcükler ortaya döküldü: Yaptım oldu. Ben de diyorum ki: Olduysa mübarek olsun.

Ama adamları takdir ediyorum. Bu milleti çok iyi takip ediyorlar ve çok iyi tanıyorlar. Çocuğunun kaçıncı sınıfa gittiğini dahi bilmeyen ana babaların olduğu bir ülkede kendilerince devrim niteliğinde değişiklik yapmaları normal. Nasılsa düşünmeyen, idrak edemeyen, araştırmayan, öğrenmek istemeyen, hakkını savunmayı bilmeyen, sesini yükseltemeyen bir toplum var ellerinde. İstedikleri gibi at koşturmaları gayet normal. Türk toplumu araştırmayı ve kâr-zarar hesabı yapmayı öğrenebilirse (bu eğitim değişiklikleri bu gelişmeleri engellemek için yapılmaktadır) o zaman Türkiye’de bir şeyler değişir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erzurum Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 414 82 11 0 538 776 25 25