• BIST 97.988
  • Altın 242,791
  • Dolar 6,2605
  • Euro 7,3554
  • Erzurum 20 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 22 °C

ANADOLUYU ANCAK MUSUL VE KERKÜK TAMAMLAR

Selman Soğukpınar

Son günlerde Irak ağa babası ABD onun maşası İran ile bir ağız olmuş.

 

Yok, efendim Türkiye Musul operasyonunda olmasın..

 

Yok, size 48 saat veriyoruz.

 

Başika’yı terk edin.

 

Yok, efendim sizi Birleşmiş Milletlere şikâyet ettik.

 

Bağdat yönetimi olarak biz sizi çağırmadık falan filan.

 

Bizim Anadolu deyimi ile bunların yaptığı laf ebeliği..

 

Ağzı olan konuşuyor.

 

Cumhur Reisimiz Sayın Erdoğan bu lavuklara güzel bir soru sordu.

 

Peki, ABD başta olmak üzere bütün Siyonistleri ve emperyalistleri 14 yıl önce Irak’a Saddam mı çağırdı?

 

Tabi ki bu sorunun cevabı yok bunları ne Saddam nede başka biri çağırmadı ama bunlar girdiler dün Irak’a bugün Suriye’ye.

 

O zaman kimse kusura bakmasın Reis’in dediği gibi Türkiye Musul da masada da olacak, sahada da gücü yeten gelsin çıkarsın.

 

Türkiye’nin Musul’dan yâda Başikadan Askerleri geri çekmek gibi bir şey şu anda söz  konusu değil.

 

Musul'a askerlerimiz muharip olarak gitmemiştir. Eğitimci olarak gitmiştir.’’ dedi ve bu olaya noktayı koydu.

 

Millet olarak da Reis ne dediyse.

 

Doğru demiştir diyoruz.

 

Vesselam….

 

Bir kere bunun böyle bilinmesini şahsen ifade etmek istiyorum.   

 

Diğer taraftan olayı irdeleyecek olursak.

 

Türkiye, Irak'ın en önemli şehri Musul'un Başika yada diğer adıyla Besika kentine 600 askerden oluşan bir üs kurdu.

 

Peki, Türkiye neden burada?

 

Musul'un Türkiye için önemi nedir?

 

Musul'un tarihteki yeri nedir?

 

Başika yada Besika neresidir?

 

Besika'nın önemi nedir?

 

Gelin bu sorulara beraber cevap verelim.

 

637 tarihinde Müslümanların eline geçen Musul, uzun yıllar Osmanlı idaresinde kaldı.

Mondros Mütarekesinden sonra İngilizler tarafından işgal edilen Musul, Mütarekeden sonra işgal edildiği için Misak-ı Milli sınırları içerisinde yer alıyordu.

 

İngiltere zengin petrol kaynaklarına olan yakınlığı sebebiyle Musul'u Türklere vermek istemiyordu.

 

Musul Meselesi Lozan'da çözümlenemedi.

 

Musul Sorunu, Lozan Antlaşmasından sonra Türkiye ile İngiltere arasında uzun süre anlaşmazlık konusu olduktan sonra 1926'da çözümlendi ve Musul Irak sınırları içinde kaldı.

 

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) uzun süredir Musul’un 32 kilometre kuzeyindeki Başika’da peşmerge güçleri ve diğer DAİŞ karşıtı grupları eğiten komando birliği ve tank gücünde nöbet değişimi, Kuzey Irak yönetimi ile varılan bir mutabakatı ortaya çıkardı.

 

Başika’ya Siirt 3. Komando Tugayı’ndan bir tabur Türk askeri Başika'ya (Besika) bölgeye intikal etti.

 

Bu arada da Başika’da bulunan 25 tanktan oluşan zırhlı birlikte de nöbet değişimi yapıldı.

 

Tanklar, Trakya’daki zırhlı birliklerden sevk edildi.

 

Başika’ya yerleşen toplam asker sayısı 600’ü buldu.

 

Bilindiği üzere takviyeli görev değişimine ilişkin mutabakata, geçici hükümet döneminde dışişleri bakanı olan Feridun Sinirlioğlu’nun Kuzey Irak’a 4 Kasım’da yaptığı ziyaret sırasında Irak Bölgesel Yönetimi Başkanı Barzani ile görüşmesinde varıldı.

 

Bugün nüfusu ile Irak'ın en önemli şehirlerinden biri olan Musul, Türk şehri karakterini yitirmemiştir.

 

Hızla gelişen modern şehircilik akımına rağmen, sağlam malzemeli yapı dokusu ile Dicle boyunca tarihi canlılığını korumaktadır.

 

Kısacası dar günde Türkiye medet diye bağıran Irak merkezi hükümeti bu defa ABD ağzı ile konuşmaya başladı ve askeri operasyon kesinlikle kabul edilemez diyerek Türkiye’nin Musul’a asker göndermesini kınadı.

 

Bilindiği üzere terör örgütü DAİŞ' in 2014 yılının Haziran ayında Musul'u kontrolü altına almasıyla dünya ve Türkiye için Musul oldukça önemli hale geldi.

 

DAİŞ terörü Suriye'ye sıçramadan önce Irak'ta, El Kaide'nin bir uzantısı olarak doğmuştu.

 

Irak'ın kuzeyindeki Musul, bu ülkenin Suriye bağlantısı için stratejik bir öneme sahip.

Musul'un DAİŞ' den temizlenmesi halinde hem terör örgütünün imajına, hem de Suriye ve Irak'ı bağlayan lojistik ağına darbe vurulacaktır.

 

Bu yüzden Başika’da ki eğitimler daha da önem arz etmektedir.

 

Şimdi açık konuşmak gerekişe Musul, Kerkük ve Süleymaniye'nin ve diğer tarafta Hatay bölgesinin Anadolu'nun ayrılmaz bir parçasıdır.

 

Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın 1 Mayıs 1920 tarihinde B.M.M 'nde yaptığı konuşma, da ne diyordu.

 

"Hep kabul ettiğimiz esaslardan birisi ve belki birincisi olan hudut meselesi tayin ve tespit edilirken, hudud-u millîmiz, İskenderun'un cenubundan (güneyinden) geçer, şarka doğru uzanarak Musul'u, Süleymaniye'yi, Kerkük'ü ihtiva eder. İşte hudud-u millîmiz budur dedik!" 

 

Olayın diğer bir boyutuna baktığınızda Musul’a gidip gelen arkadaşlarımızdan duymaktayız.

 

Musul vilâyetinde oturan kardeşlerimiz yeniden Türkiye'ye bağlanmayı ısrarla istemektedirler.

 

Çünkü sömürgeleşmiş bir halk olmaktan çıkarak, bağımsız bir devletin yurttaşları olacaklarını bilmektedirler.

 

Coğrafî ve siyasal bakımlardan, bizim için Musul’da, Kerkük’te, Süleymaniye’de Anadolu'yu tamamlayan bir parçalardır.

 

Hukukî bakımdan hâlâ Osmanlı Devleti'nin bir parçası olan Musul için İngiltere'nin yada bir başka ülkenin yapacağı bütün antlaşmaların ve sözleşmelerin hukukî açıdan hiçbir değeri olamaz.

 

Anadolu'nun güney kesimlerini birleştiren yolların kavşak noktası olan Musul'un ticaret ilişkileri ve bu bölgenin güvenilirliği bakımından Türkiye'nin elinde olması zorunludur.

 

Bu ülkenin bir evladı olarak açıkça söylüyorum Musul vilâyeti, Türkiye'nin birçok başka parçaları gibi, savaşın durmasından sonra ve yapılmış sözleşmelere aykırı olarak Türkiye'den alınmıştır.

 

Bu yüzden, aynı durumda kalmış öteki bölgeler gibi, Musul'un da Türkiye'ye verilmesi gerekir.

 

Mısak-ı Milli sınırları içinde kalan Kerkük ve Musul, 1926 yılında yapılan Ankara Antlaşması ile birlikte toprak bütünlüğü sağlanması şartıyla terk edilmişti.


Irak'ın toprak bütünlüğü esas alınarak yapılan İstanbul Anlaşması'na göre, bugün bölünmüş yapısı ve bölgenin illegal örgütlerin kontrolüne geçmesi Türkiye'nin haklarını gündeme getirdi.

 
Buna göre, otorite boşluğundan kaynaklanan kaos ortamı, Türkiye'nin Kerkük ve Musul'a girebilmesi için uluslararası hukukta meşru zemini hazırlıyor.

 
Yani Türkiye eğer isterse, Kerkük ve Musul'daki haklarını gündeme getirerek bu iki şehri kontrol altına alabilir.

 

Kaldı ki bugün Kuzey Irak’ın yönetimini elinde bulunduranlar bu meseleye itiraz etmezken elin zağarına ne oluyor.

 

Anlamıyorum…

 

Reis’in buyurduğu gibi..

Biz ‘’Bu devletin sınırlarını gönüllü kabul etmiş değiliz.’’

Buda böyle biline..

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erzurum Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 414 82 11 0 538 776 25 25