• BIST 1.144
  • Altın 494,860
  • Dolar 8,0690
  • Euro 9,5402
  • Erzurum 1 °C
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 13 °C

ERZURUM SİYASETİNDE AKDAĞ, ILICALI VE DELİGÖZ FARKI

Selman Soğukpınar

Erzurum’un buzunda düşmüş, tozunu yutmuş, çamurunda yürümüş kısaca Erzurum deyimi ile ıssıyı da, soğuğu da görmüş bir evladı olarak olarak Sayın Akdağ ve Sayın Ilıcalı yaptığınızı unutursam Allah sorsun.

Yıllardan 2004..

Aylardan Mübarek Ramazan ayındayız.

Tam da iftar vaktinde Ezan okunmasını beklerken sofra başında gözlerimiz Televizyonda haberlere takılıyor.

İzlediğimiz haber ile Ailece yıkılıyoruz.

İzlediğimiz haberde Sabahleyin Erzurum’dan yola vurduğumuz amcamız, canımız ciğerimiz Sivas ilinin Zara ilçesinde trafik kazası geçiriyor.

Ve Rahmeti Rahmana kavuşuyor.

Bu acı haberi alan aile fertlerimizle beraber cenazemizi almak için yola koyulup gecenin saat 12 sinde Zara devlet hastanesine varıyoruz.

Ciğerimiz yanmış.

İftar dahi etmeden varmışız Zara ilçesinin devlet hastanesine.

Hastane de bizleri karşılayan zat üzerinde üniforması olan, ama içinde adam olmayan Başhekim efendi.

Ve adam bizi azarlamaya başlıyor.

Gecenin bu vakti niye geldiniz.

Ben size ambulans veremem.

Sabah olacak Sivas valisine çıkacaksınız.

Vali bey den olur alacaksınız.

Ancak o zaman cenazenizi alırsınız.’’

Diye bangır, bangır bağıran insanlıktan nasiplenmemiş bir muhterem.

Bu söylediklerini adam gibi anlatsa belki de anlayıp susacağız.

Çünkü Türkiye de o zamanlar kalıntıları halen daha devam eden bürokrasi diye insanlara zulüm eden bir sistem var. 

Ama yok adam küfreder gibi bağırıyor.

Yapma be adam.

Etme be adam.

Acımız büyük.

Ciğerimiz yanıyor.

Birde sen yakma.

Diyoruz.

Yalvarıyoruz.

Ama yok.

Adam Nuh Diyor peygamber demiyor.

Sonunda da bu zat kapıları yüzümüze çarparak hastaneyi terk edip gitti.

Ah bürokrasi ahhh!

Sayın Cumhur Başkanımızın ve Başbakanımızın bile yıllardır baş etmeye çalıştığı bürokrasi.

Kırıyor insanların kolunu kanadını.

Bu olay üzerine aile büyüklerim bana dönerek; Sen yıllardır gazeteciyim diyorsun kimseleri ara, sor bu işe bir çare bul deyince.

İlk olarak zamanın Ak Parti Erzurum il başkanı adam gibi adam Sayın Hüseyin Tanfer Bey’i ve Milletvekillerimiz Doç Dr. Ömer Özyılmaz ile Prof. Dr. Mustafa Ilıcalıyı aradım.

Özelikle de Mustafa Ilıcalı Bey’e

‘’Sayın Hocam ben Sayın Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Sayın Recep Akdağ’ı gecenin bu yarısı rahatsız etmek istemiyorum.

Eğer siz bir çare bulamazsanız, Sayın Bakanımıza durumu bir aksettirin.’’

Dedim ve telefonu kapadım.

Aradan bir 15 dakika geçti.

Bizim yüzümüze kapıları çarparak giden Başhekim Efendi koşarak içeri girdi.

‘’Ambulansın şoförü nerede?

Çabuk kardeşlerimizin cenazesini ambulansa koyalım.

Kardeşlerimizin cenazesini Sivas’a kadar bizim ambulansla gidecek. Oradan sonra Sivas’ın 112 ambulansı ile cenaze memleketine kadar götürülecek.’’

Diye yine bangır, bangır bağırıyor.

Velhasıl on dakika içerisinde cenazemizi alıp yola koyulduk.

Başhekim beye iki cümle söyledim;

‘’DEVLETİN HİZMETLERİNİ, DEVLETİN ASIL SAHİPLERİNDEN ESİRGEMEYİNİZ. BU SİSTEM İNSANLARA ZULÜM ETMEKTEN BAŞKA BİR İŞE YARAMAZ.’’

O arada Milletvekilimiz Sayın Ilıcalı aradı; Selman Bey Sağlık Bakanımız Sayın Akdağ bey talimat verdi. Gereken yapılacak. ’’ dedi.

Bende ‘’Sağ olun sayın milletvekilim belli oldu. Biz cenazemizi aldık. Zara’dan çıkmak üzereyiz.

Allah sizden de Sayın Bakanımızdan da razı olsun.’’ dedim…

İşte bu sadece SOĞUKPINAR ailesinin yaşadığı acı bir gerçektir.

Ben inanıyorum ki böyle binlerce aileyi Sağlık Bakanımız Sayın Akdağ bu şekilde darlıktan ve sıkıntılardan kurtarmıştır.

Sayın Bakan olmasa idi.

Sayın Ilıcalı olmasa idi.

Vallahi de, billahi de benim cenazem o gece morgda kalacak, ben ve ailemde morg kapısında saatlerce sızım, sızım sızlanacaktık.

Yanan yüreklerimiz iyice yanacaktı.

Şimdi bunu niye anlattım.

Ben bu meseleden dolayı Ülkeme, Devletime, Bakanıma, milletvekilime her zaman minnettarım.

Şimdi Erzurum’lu hemşehrilerime diyeceğim var.

Bizler o şehirde bir zamanlar hastahane koridorlarında doktor muayenesi için sırada beklerken yaka paça birbirimize girerdik.

Hadi muayene olduk, sonra da ilaç kuyruğunda kimi nereye iterek sıraya girebiliriz de ilaç alırız diye kara, kara düşünür; sonra da cenke girerdik.

O günleri unutmadık.

Bizler o şehirde sabahın 5'inde ve zemheri ayazında babamız tarafından elimize tutuşturulan bir karne ile bir ton yumurta kömür almak için sırada boğuşur; ardından at arabasının üzerinde 40 derece soğukta mehlelerimize giderdik.

Mehlelerimiz de kardan tayalar olurdu.

O günleri unutmadık.

Bizler o şehirde belediyeden hizmet beklerken, belediye önlerinde maaş alamıyoruz diye tencere-tabak çalan işçileri ve korkusundan makam odasında oturamayan başkanları  gördük.

O günleri unutmadık.

Bizler ne o şehirde ne de bu ülkede bölünmüş yol nedir, bilmezdik.

Şimdilerde uçak inecek kadar geniş yolları gördük.

Bizler uçakları ancak; dayımız Almanya'dan gelince, askeri havaalanlarının tel örgülerinden, uzaktan görürdük.

Şimdilerde günlük seyr-ü sefer ediyoruz.

Hamdolsun ki bunları da gördük...

Erzurum’un medeni iftiharı Sayın Akdağ Sayın Cumhur Reisimiz ve Başbakanımızın öncülüğünde Sağlıkta işkenceler ile dolu bir devri kapatıp, hizmetler ile dolu bir devri açmıştır.

Sayın Akdağ bir Dadaş'ın neler yapabileceğini tüm insanlığa göstermiştir.

Şimdi Erzurum’unda, ülkemizin de elbette sorunları vardır.

İnsanoğlu var oldukça da sorunlar da elbet olacaktır.

Ama bir gerçek varki Şehr-i Erzurum, Sayın Akdağ ve Sayın Ilıcalı zamanında çok hizmet görmüştür.

Erzurum’un en büyük sorunu işsizliktir!

Şehirde fabrika bacaları tütmüyor.

Erzurum diyardan iş adamlarının kervanı geçmiyor.

Bazen de gelecek kervanın yolu Erzurum hava sahasında kesiliyor.

Kahvehaneler Erzurum deyimiyle ‘’Ğırtligine’’ kadar dolu.

Bırak dolu olmayı içeriye sığmayanlar ise cadde ve sokaklara atılan sandalyelerde malayani şeylerle ömürlerini heba ediyorlar.

Her evde bir üniversite mezunu baba eline bakan fidan gibi delikanlılar var.

İnsanlarımız, aldıkları asgari ücretin yarısını 7 ay ağır gecen kara kışta doğalgaz faturasını ödemeye harcıyor.

Ama son 12 yılda ülke genelinde bütün illerde gözle görülür nitelikte olsa da bana göre sağlık alanında Erzurum da ki değişim hiçbir şehirde olmamıştır.

Bunun tek sebebi en büyük şansımız Prof. Dr. Sayın Recep AKDAĞ ve üç dönem oturduğu Sağlık Bakanlığı koltuğu olmuştur.

Yıllarca şehri Erzurum’dan birçok siyasetçi seçilmiştir.

Hiç birisi Sayın Akdağ kadar Erzurum’a hizmet yapmamıştır.

‘’Gözüken köy kılavuz istemez’’.

Bakın bugün yaklaşık üç yıldır ikamet ettiğim her ülkeden her milletten insanların uğrak yeri olan turizm şehri Akdeniz’in incisi Antalya ilindeki hastaneler bizim Erzurum’dakilerle mukayese bile edilemez durumda.

Sayın Bakanla gurur duymalıyız.

Erzurum ve Erzurum’lu onunla hizmet gördü.

Türkiye Sayın Akdağ ile Sağlık alanında Cumhuriyet tarihinde görmediğini görmüştür.

Sayın Akdağ sağlık konusunda bu memlekette insanların insan gibi muamele görmesini ve hak ettiği hizmetleri almasını sağlamıştır.

Şimdi Ak Parti Erzurum’da yaptığı Milletvekili listesi ile adeta mümbit toprakların Suya kavuşması gibi Suya kavuşmuştur.

Sayın Akdağ’ın mazisi, Sayın Ilıcalı’nın birikimi ve tecrübesi ile yıllarca siyasette ve bürokraside kendini çok iyi yetiştirmiş.

Genç dinamik işini bilen Erzurum ve Ülkenin sorunlarına vakıf bilgisi ve tecrübesi ile deneyimini millette hizmetkâr olarak kilim gibi dokuyacak olan Sayın Orhan Deligöz ile oylarını çok daha fazla artıracağı kanaatindeyim.

Sayın İbrahim Aydemir Bey’de artık siyaset deneyim kazanmış bilgi ve tecrübesi ile adeta etrafına ışık saçmakta olduğunu da ayrıca belirtmek istiyorum.

Rabbim 1 Kasım seçimlerini ülkemizin düştüğü bu darlıktan kurtuluşumuza vesile kılsın.

İNŞALLAH…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erzurum Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 414 82 11 0 538 776 25 25