• BIST 106.663
  • Altın 143,662
  • Dolar 3,5540
  • Euro 4,1354
  • Erzurum 23 °C
  • İstanbul 33 °C
  • Ankara 30 °C

ERZURUM’UN KADİRŞİNAS VEKİLLERİ! (2)

Muhammet İspirli

Ayvalı Barajı yapımı nedeniyle büyük çoğunluğu Taşlıköy’de olan bu köylerde vatandaşlara ait yaklaşık 3 bin dönüm arazi kamulaştırılacak.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), yani devletin temsilcileri, 3 Mart 2010 tarihinde yöredeki vatandaşları Ayvalı Köyü’nde toplayarak kamulaştırılacak arazilerin metrekaresine 5 TL taban fiyat teklif ederek, kendi ifadeleriyle bir usulü yerine getirmiş, vatandaşların hayli tepkisini çekmişlerdi…

Daha sonra davalar açılmaya başlandı ve bazı yerlere bilirkişi kıymet takdiriyle acele el konuldu.

Bu süreçte, baraj inşaatı ve yol yapım çalışmaları da hızlı bir şekilde başladı.

Henüz davalar sonuçlanmadan bazı vatandaşlar arazilerinden ya da mülklerinden parçalanmış şekilde adeta kapının önüne kondu, başında durup ilgilenmediği ve sahip olamadığı başka parsel arazileri ise inşaat çalışmalarından ciddi şekilde etkilendi.

Bu anlamda hiç kimseye de söz anlatılamadı. Hukuki itirazları ise reddedildi.

Bu sırada Olur Adliyesi’nde EPDK mülk sahiplerini dava etti ve dosyalar açıldı.

Öncelikle acele el konulan yerlerde değer tespitleri yapıldı ve belirlenen rakamlar hak sahiplerine ödendi ve arazilerini derhal boşaltmaları gerektiği tebliğ edildi.

Acele el konulan taşınmazının yanı başında ya da başka bir yerde arazisi olan vatandaşların: “Ben burayı terk edersem, evimi ocağımı kapatırsam diğer arazilerim ne olacak?” soruları ise yanıtsız kaldı.

Çünkü EPDK, dolayısıyla yapıcı şirket öyle istiyordu..

DURUMA göre davaları açacak, kamulaştırılma yapılacaktı...

Peki vatandaşın aleyhine olan bu durumda ne olacaktı?

Bir kere sahipsiz, bakımsız ve susuz kalan taşınmazlar, bağ ve bahçeler viraneye dönecek, bilirkişilerin önüne böyle görücüye çıkarılacaktı.

Ve öyle de oldu...

Çaresiz vatandaş, ölüsünü yurdunda mezarda bıraktı, göçünü topladı ya yakın köy ve kasabalara ya da akrabalarının veya tanıdıklarının umut verdiği illere yola revan oldu...

Çünkü onlara, yasa gereği de olsa yörede alternatif bir yerleşim yeri sunulmamıştı...

Vekaletleri avukatlarına verip birçoğu terk etti ocağını...

Bu sırada Olur Adliyesi kapatıldı..

Duruşmalar Oltu Adliyesi’nde devam etmeye başladı...

Sırası gelen kamulaştırmalarda, yapılan keşiflerde terk edilen taşınmazların başına gidildiğinde ise artık araziler tanınmaz halde idi...

Bakımsızlık ve susuzluktan yerle bir olan ve kuruyan ağaçlardan maada, şirket hoyratça derelere arazilerden yol vermiş, ağır iş makinalarını çoktan sokmuştu...

Suç işlemişti...

Hukuk temsilcisi ya da vatandaş, “Benim taşınmazım bu değildi... Burada hem suç var hem de hak ihlali...” dedi ise de, bilirkişi gördüğünü rapor etti, yerel mahkemeye sunulan itiraz ise reddedildi ve öyle hüküm kuruldu..

Vatandaşın şimdi bütün umudu Yüksek Yargı’da...

Alternatif yol yapım çalışmaları devam ediyordu...

Taşlıköy’ün yerleşim merkezinin üst kısmındaki mezarlar iri kayalar altında kalmıştı...

Kimin umurunda...

Derken, Yüksek Yargı’dan bir iki dosya kararı geldi...

Taşınmaz değerlendirilirken, münavebe ürünleri arasında gösterilen “domates” 10 dönümden büyük arazilerde münavebeden çıkarılmıştı...

Emsal karar, Şanlı Urfa’dan...

1998 yılında, Birecik Kasabası’nda, 200-300 dönümden başlayan arazilerde vatandaş domates eklemiş, Yüksek Yargı’nın, “Eğer domates üretiyorsan, bunu hal’e sattığına ya da fabrikaya verdiğine dair belgen olmalı” şeklindeki sorusuna

cevap verememiş, yargı da “büyük dönüm arazilerde..” diyerek kararı aleyhte vermiş.

Ayvalı Barajı’ndaki kamulaştırmada avukatların önüne konulan içtihat kararı da bu...

Verilen karar “Büyük Dönüm Arazilerde...”

Avukatların önüne konulan ise ekleme “10 dönüm...” ibaresi..

Halbu ki, söz konusu vadide ne öyle 200-300 dönüm büyüklükte arazi var ne de sanayilik domates yetiştiriliyor...

Bu yörede yetiştirilen domates sofralıktır; Aileler iç tüketimde değerlendirir, yol üstünde satar ya da götürür yakın ilçelerde pazarlardı...

Bunlar hiç dikkate alınmadı...

Onlarca ürüne rağmen, raporlarda 4 ürün ısrarla münavebeye alındı...

Fazla getirisi olmadığı için yörede kesinlikle yetiştirilmeyen PATATES, yıllık net geliri çok ucuz olan DANE MISIR, 2012 yılı verilerine tepetaklak gelen TAZE FASULYE, münavebeden çıkartılan domatesin yerine de DOLMALIK BİBER eklendi...

Objektif değer artışlarının da sıfır ya da düşük olmasının ilavesiyle, bu vadideki arazilerin ağaçsız alanlardaki metrekaresi ortalama 20 TL olarak belirlendi.

Halbu ki, söz konusu kamulaştırılan taşınmazlara 30 km ötede, Artvin il sınırları dahilinde Aşpişen denilen yerde bundan yaklaşık 8-9 yıl önce 50-60 TL’den metrekaresi kamulaştırılmıştı arazilerin...

Aynı iklim, aynı coğrafya, ayrı arazi yapısı...

Artvin Yusufeli’nde yapılan kamulaştırmalar hakeza...

Ve munis vatandaş bunu biliyor...

Bunun için de şimdi bütün ümidini Yüksek Yargı’ya bağlamış...

Sayın Vekiller!

Yargı’ya müdahale elbette ki söz konusu değil...

Bu, ne benim haddime ne başkalarının... Ne de sizlerin yetkisinde...

Yargı, önüne getirilenle terazisini tartar, Yüce Türk Milleti adına hükmünü kurup, kararını verir...

Kesilen parmaksa acımaz...

Ancak bunun ötesinde, öncesinde bir sıkıntı var...

Tüm bu detaylar bilmem dikkatinizi çekiyor mu?

(Buradan yazılamayacak daha çoook şey var, belgeleriyle şifahen paylaşabileceğim…)

Malumunuz, savaş koşullarında ve ülke savunması amacıyla Bakanlar Kurulu’na verilen acele kamulaştırma yetkisinin EPDK’ya devredilmesinden sonra, yani 2000’li yılların başından beri bu sorun ülkenin farklı yerlerinde yaşanmakta.

Buradaki vatandaşlar, barajın iptali için, bildiğim kadarıyla Danıştay’a dava açmadı...

Bazı taşınmazlarına el konuldu, bir bedel belirlendi ve ödendi ancak o bedellerden şimdi ciddi rakamlarla geri ödeme isteniyor.

Peki, vatandaş aldığı parayı harcadıysa ne yapacak? Nasıl geri ödeyecek?

Bu nasıl kamulaştırma?

Sayın Vekiller!

Bu insanlar sizden şunları istiyor:

Gelin bizleri dinleyin, gerçekleri bir bir anlatalım...

Basın toplantısında belirtildiği gibi, yine kısa bir hatırlatma ile;

1- HES’in ana gövdesi bittiği halde, birkaç parsel olan taşınmaz mallarımızla ilgili olarak: henüz bir dönümün altındaki yerler dışında kamulaştırma yapılmamıştır.

2- Arazilerimizin yol tarafında olan bölümü kamulaştırılmış suyun karşı tarafı kamulaştırılmamıştır.

3- HES altında olan köyümüzde oturduğumuz evler kamulaştırılmış, bahçelerimiz kamulaştırılmadığı için bahçelerimiz kullanamaz haldeyiz. İlçede ev tutup, bahçelerimize gidip gelmek zorunda bırakıldık…

4- Bir taraftan HES için yapılan yol nedeniyle bent ve su kanallarımız tahrip edilmiş bahçelerimiz kurutulmuştur. Bir taraftan da ve oluşan toz nedeniyle gerekli verimi alamaz durumdayız.

5- Mezarlarımız toprak altında kaldı. Keder dediğimiz yöredeki mezarlarımız kaldırılmadı, yerleri kayboldu. Köy mezarlığımıza giden yollar ise hafriyattan ve taşlardan kapatıldı.

6- Çocuklarımızın ve bizim geleceğimizin ne olacağını bilemez haldeyiz. Yerleşim yeri için henüz devletimiz hiçbir karar almamıştır…

7- Birkaç parça yeri kamulaştırılan bazı vatandaşlarımız ilçede kirada oturmakta ve gidip gelişleriyle aldığı birkaç bin lirayı da şimdiye kadar harcamıştır…

8- HES’in su tutulması birkaç ay içinde gerçekleşecektir ve henüz bizlerin geleceğinin ne olacağı belirsizliğini korumaktadır.

HADİ GELİN GÖSTERİN KADİRŞİNASLIĞINIZI...

Çünkü burada çıkacak kesin sonuçlar ve rakamlar, yarın aynı havalede ve havzadaki Oltu, Olur, Uzundere, Tortum’da emsal teşkil edecek. Yanı başında yapılan Artvin il sınırları dahilindeki binlerce dönüm arazileriyle de hep mukayese edilecek...

Buna sebep olmayın,

örnek olun!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erzurum Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 414 82 11 0 538 776 25 25