• BIST 99.326
  • Altın 236,792
  • Dolar 5,5638
  • Euro 6,2937
  • Erzurum -1 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara 9 °C

Öğretmenlik mesleğinde yaşanılan hâzin çöküş...

Fevzi Budak
Öğretmenlik son yıllarda tercih edilen meslek sıralamasında, hızla alt sıralara düşmeye başladı.
 
90'lı yılların gözde mesleklerinden ve üniversite sınavlarında; tercih edilen ilk beş arasında yer alan, mezuniyetlerinde ise, bir sendikanın insiyâtifine ve keyfi müdahalesine açık olmayan ve uyduruk bir mülâkatın olmadığı, yalnızca KPS'de aldığı öz puanıyla ve adil bir sistemle atanan öğretmenlik, son yıllarda tercih edilen meslek sıralamasında, alt sıralara doğru düşmeye başladı. Yapılan anket sonuçlarına göre, YKS sınavında lisans puan barajını rahatlıkla geçen binlerce başarılı aday, öğretmenlik mesleğini artık eskisi gibi tercih etmez oldu ve etmiyor da... Acaba neden?
 
İşte nedenler:
 
YÖK'ün araştırmasında; öğretmenlik bölümü tercihlerinin de detaylı incelendiğini belirten Origin Akademi Kurucusu ve Eğitim Koçu Cüneyd Baştanoğlu; çalışmalarında, tercih sürecinde lisans puan barajını geçmiş olmasına rağmen, tercihte bulunmayan üniversite adaylarının, öğretmenlik bölümünü neden tercih etmediklerini ortaya koyuyor.
 
İncelemede, öğretmenlik programlarını tercih etmeme nedenlerine etki eden en önemli faktör; öğretmenlik alanının adayların ilgisini fazla çekmemesi olarak karşımıza çıkıyor. Baştanoğlu; adayların, öğretmenlik programlarını tercih etmeme nedenleri arasında ilk sırayı % 48' lik oran ile "Öğretmenlik alanının ilgi çekmemesi", ikinci sırayı % 31 ile "Bu alandan mezun olduktan sonra iş bulma imkanının kısıtlı olması", üçüncü sırayı ise % 8 ile "Öğrenim görmek istediği üniversitenin öğretmenlik programına puanlarının yetmemesi" faktörünün yer aldığını ifâde ediyor. Ankete katılan öğrencilerin, "Aile ve çevresinin öğretmenlik öğrenimi görmelerini istememesi" faktörü de % 4 ile sıralamada yer alıyor" diyor...
 
Rol model öğretmen:
 
Öğrencilerin geçmişin aksine, kendilerine rol- model alabilecekleri bir öğretmen figürü ile karşılaşmamış olmalarının da, mesleğe olan ilgilerini azalttığını belirten Baştanoğlu şunları sıralıyor:
 
"Öğretmenlik mesleğinin öğrencilerin ilgisini çekmemesinin nedenlerinden biri de eğitim- öğretim hayatları boyunca, kendilerine rol-model alabilecekleri bir öğretmen figürü ile karşılaşmamış olmalarıdır. Halbuki çocukların ailelerinden sonra ilk tanıştıkları örnek kişiler hep öğretmenleri olmuştur. Küçücük yaşlarından itibaren tanıyıp, rol-model alabilecekleri en muhtemel kişiler onlar iken, öğrencilerin öğretmen olmayı tercih etmemelerinin ve rol- model görmemelerinin nedenlerini sorgulamak gerekir." diyor.
 
Sorgulamada; "Geçmiş yıllardan çok çok farklı olarak günümüzde öğrenciler; hayatın çok ağır temposu ile yorulmuş ve yorgun düşmüş, ortalama gelir düzeyinin çok az üzerinde aldıkları maaş ile mutlu olamayan ve geçinemeyen ve bu nedenle de kendilerini geliştirmeye vakit ve imkân bulamayan, müfredat ve sınav sistemlerinde yapılan sürekli değişimlerle ve yaz- bozlarla motivasyonları hep durmadan zedelenen bir öğretmen kitlesi ile karşı karşıyalar. Böylesi bir durumda, öğretmenlik mesleğine özenmelerini beklemek oldukça güçtür" diye belirtiyor.
 
Eğitimin üç ana temel faktöründen olmazsa olmazı şüphesiz öğretmendir. Deneme-sınama yöntemiyle yöneticilerin atandığı, liyâkat ve ehliyet yerine, biat ve sadakatın esas alındığı bir süreçten geçiyoruz. Hangi sistemi ve hangi müfredatı uygularsanız uygulayın; öğretmenler ve eğitim yöneticileri yeterli donanıma ve sosyo-ekonomik imkânlara sahip değilseler, sistemden istenilen neticenin alınması zâten söz konusu olamaz.
 
Meslekî birikimi ve yeterliği, genel kültürü, örnek kişiliği, pedegojik formasyonu-alan bilgisi ve mütenâsip kılık-kıyafeti ile ancak bir öğretmen rol-model olabilir. Ama ne yazık ki, aranılan bu nitelikler, siyâsì saiklerle günü birlik uygulanan öğretmen ve eğitim politikaları ile her geçen gün biraz daha örselenmekte... Maalesef pedegojik olmayan bu uygulamalar neticesinde, rol-model olmaları gereken öğretmenlik mesleğinin getirildiği son nokta ancak bu kadar olur.. Kılık-kıyafette başörtüsü hariç olmak üzere, diğer giyim- kuşamlarda hiçbir ölçünün ve bağlayıcılığın olmadığı, saçlı-sakallı uyumsuz-özensiz ve hırpanî bir kıyafetle okula gelen ve öğrencinin karşısına çıkan bir öğretmen nasıl bir rol-model olabilir ki?
 
Millì Eğitim Bakanı sayın Selçuk'un işi hakikaten oldukça zor... Sayın Bakanım; öğretmenler sabırsızlıkla 3600 Ek Göstergeyi bekliyor.
  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erzurum Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 414 82 11 0 538 776 25 25