• BIST 1.542
  • Altın 411,808
  • Dolar 7,5315
  • Euro 8,9768
  • Erzurum 2 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 6 °C

Pandemideki belirsizlik strese yol açıyor

Pandemideki belirsizlik strese yol açıyor
Prof. Dr. Abdülkadir Çevik, pandemideki belirsizliğin strese neden olduğunu söyledi.

Türkiye Grup Psikoterapileri Derneği Başkanı Prof. Dr. Abdülkadir Çevik, pandemideki belirsizliğin strese neden olduğunu stresin de bağışıklık sistemini çökerterek virüsün ölümcül etkisini arttırdığını söyledi.

TİNGADER (Tüm İnternet Gazetecileri ve Gazeteciler Derneği), Prof. Dr. Abdülkadir Çevik’i ağırladı. “Pandemide Birey ve Toplum Psikolojisi” başlıklı konferans, Gazeteci-Yazar Müslüm Aktürk’ün moderatörlüğünde, video sistemiyle gerçekleşti.

Prof. Dr. Abdülkadir Çevik, büyük bölümünü Kovid-19’a ayırdığı sunumunda, bazı tramvalara karşı konulabildiğini ancak virüs için böyle bir sınırlama olmadığını söyledi. Dış düşman için savunma pozisyonu alındığını, sınırların korunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çevik, “Koronaya sınır koymak, savaşmak olmuyor. Çünkü korona sınır dinlemiyor. Virüste tehdidin ne olacağının bilinmemesi ise ciddi bir belirsizliğe yol açıyor.” dedi.

Belirsizlik streste, stresin de bağışıklık sistemimizi zayıflattığına dikkat çeken Prof. Dr. Çevik, böyle bir durumda virüsün ölümcül etkisini artacağını anlattı.

Pandeminin bireyler ve toplumlar üzerinde büyük felaketlere yol açtığını belirten Prof.Dr. Abdülkadir Çevik, “Pandemide Birey ve Toplum Psikolojisi” başlıklı konferansta şunları söyledi:

“İki türlü travma vardır. Birincisi deprem, sel, fırtına gibi Allah tarafından gelen afetlerden sonra oluşur ki, bu afetlerle dünyanın en gelişmiş ülkeleri bile baş edemiyor. Dolayısıyla afetler geçici olduğu için bu afetlerden kaynaklanan travmalar da kısa bir süre sonra geçiyor

Ancak insan eliyle gelenler ise daha farklı. Terör, savaş gibi insanların yol açtığı travmalar uzun süreli ve etkisi kalıcı oluyor.

Çin’de başlayan koronada ise durum garklı. Virüsün zengin, soylu, işçi, devlet başkanı ayrımı yapmadan vurabildiği görülünce bütün çatışmalar bir tarafa bırakılarak dünya birlikte hareket etmeye başladı. Ne zaman biteceği belli olmayan, görünmeyen bir düşman olması bu birlikteliği hala sürdürüyor.

Tabii burada aşı rekabetinin, insanlığın birlikte mücadele etme ruhuna gölge düşürdüğünü de söylemeliyiz. Aşı paylaşımı insanlık ayıbıdır.

HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK

Aşı bulunsa da kovid-19 yüzünden dünyada travmalar yaşandı, yaşanmaya devam ediyor. Diğer travmalara bir sınır koyabilirsiniz. Fakat koronaya sınır koymak, savaşmak olmuyor. Çünkü sınır dinlemiyor.

Virüste ise tehdidin ne olacağının bilinmemesi ciddi bir belirsizliğe yol açıyor.

Belirsizlik ise streste. Stres bağışıklık sistemimizi zayıflatır ve virüsün ölümcül etkisini artırır.

Travma demek acı, kötü, kayıp yaşamak demektir. Kovid-19 dolayısıyla can kayıpları olduğu gibi sosyal hayatlarda da sınırlı kayıplar oldu. Bu kayıplar görünmeyen bir düşman tarafından yaşatılmaktadır.

MÜCEDELE HERKESİ KAPSAMALIDIR

65 yaş üstü insanlar eve hapsedildiler. Bu duru iyi düşünmemiz lazım. Sanki virüs onların yüzünden olmuş gibi.

Bilinmezlik ve belirsizlik korkusu halkın hastalığa karşı mücadelesini olumsuz etkiler. Mücadele ise topyekun yapılmalı ve herkesi kapsamalıdır.

Pandemi nedeniyle yaşanan travma yas, öfke, depresyon ve diğer bedensel hastalıkları da oluşturmaya başladı.

Arkadaşlar, aile, komşular arasında korkulaşmaya başlanabilir.

Komşular görüşmemek için aralarına setler çektiler. Toplumda korku, şüphe, psikiyatri hastalıklar ortaya çıkabilir.

NE YAPMALI?

Psikolojik sorunları etkin biçimde yönetmek ve halkın güveni için iletişimi etkin kullanmak gerekir.

Maske takılacaksa devlet büyüklerin de buna uyması lazım.

Sosyal mesafe uyarısı yanlış, fiziki mesafe dememiz lazım. Hiçbir zaman

Topluma getirilen sınırlamaları eşitsizlik olarak algılanıyorsa bunun düzeltilmesi lazım. Mesela A Partisi kongresini yapıyorsa B Partisi’nin de yapması lazım.  yapamıyorsa.

Toplum ekonomik olarak zor durumda olduğunu görüyoruz. Her şeyini satan insanlar var. Seyahat acentelerinin, küçük esnafın durumu ortada.

Liderliğin pandemide mücadelesi önemli. Liderin rolü belirsizlik ortamında çok önemli. Pandemi döneminde topluma, psikolojik durumları anlayan liderler yardımcı olabilir.

STRES UZADIKÇA DAYANMA GÜCÜ AZALIYOR

Sosyal mesafe konusunda en önemli tedbirleri alsanız bile mükemmel olmasını bekleyemezsiniz. Stres uzadıkça dayanma gücü azalıyor.

Çelişkili haberler toplumda mücadeleyi zora sokuyor.

Tanımın net olmaması insanlarda herhangi bir üşütmede, ‘Korona mı oldum?’ şüphesine yol açıyor.

Evde eşlerle tartışmalar, gerilimler artıyor, boşanmalar oluyor.

Psikolojik artışları görebiliyoruz. Aile ve gelecekle ilgili kaygılar ortaya çıkıyor, özellikle ekonomik.

Fiziksel temas eksikliğimizi sosyal ilişkilerle artırarak telafi etmeliyiz.

Toplumun nabzını çok iyi tutmak gerekir. Uzun süre karantinada kalmak aynı bir problemdir. Dış dünyaya uyumda zorlanır. Evde çalışan insanlarda bir süre sonra işe gidip gelmek sorun olur. Kurumlar arasında personel politikası gözden geçirilmelidir.

Pandeminin oluşturduğu krizi gidermek kolay değildir.

Ekibin başarı olması için halkın tüm desteğini arkasına alması gerekir, halkın da güveneceği bir lider olması gerekir.

Bilim karşıtlı ortaçağ anlayışıdır. Maalesef dünyanın bazı yerlerinde olduğu gibi bizim ülkemizde de vardır. Pandemi krizinde hiçbir anlayışın başka bir anlayışı dışlama hakkı yoktur. Birbirimizi anlamamız, düşüncelerimize saygı duymamız gerekir. ‘Virüsten korunmak için nane suyunu için’ diyen kişiyi de dışlamadan bilimsele yaklaştırmak lazım.

Bilim kurullarının çoğaltılması, salgınlarla mücadelede sistematik planlamaların yapılması gerekir.

Hepimiz aşı olsak bile dünyanın küçük bir yerinde korona varsa bittiğini söyleyemeyiz.”

AŞI YAPTIRMALIYIZ

Prof. Dr. Abdülkadir Çevik, programın soru-cevap bölümünde ise, söylentilere kulak asılmamasını belirterek kendisinin de aşı yaptırdığını söyledi.

İkinci dozu da yaptıracağını hatırlatan Prof. Dr. Çevik, “Aşının dışında maske, fiziksel mesafeye dikkat etmeliyiz ve kapalı yerlerde fazla kalmamalıyız. Hareketsizlik yüzünden kaslarımız zayıflıyor, sosyal iletişim azaldığı için beynimizde küçülüyor, bunun için hareket etmemiz lazım. Her gün yürüyüşümüzü yapmamız gerekiyor. Hareket etmek kan dolaşımını sağlar, böylece mutluluk hormonları salgılanır ve stres durumumuz azalır.” dedi.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erzurum Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 414 82 11 0 538 776 25 25