• BIST 1.127
  • Altın 498,104
  • Dolar 8,2591
  • Euro 9,6937
  • Erzurum 19 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 23 °C

SİYASETİ; RANTİYECİ VE ŞANTİYECİLERDEN TEMİZLEYİN

Selman Soğukpınar

Yapılan referandum hakkında kim ne söyler, kim ne yazarsa yazsın.

Ortada açık ve aleni bir durum vardır.

Büyük Türk Milleti Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine EVET demiştir.

Evet diyen bu Aziz Millet Sayın Cumhurbaşkanımıza bir şey daha demiştir.

REİS!!!

Biz seni sevdik, sana güvendik, bu oyu da 2002’den bu yana olduğu gibi yine sana sen olduğun için verdik.

Ama bu kadroların değişmesi elzemdir.

İl ve İlçe teşkilatlarından başlayarak Ak Parti içine sızmış çıkarcı AKP’lilerden partiyi temizle.

Ak Parti içine sızmış akçeli ve ökçeli işler peşinde koşanlardan partiyi temizle.

Belediyelere sızmış imarcı, ihaleci, rantiyeci ve şantiyecilerden Ak partiyi temizle.

Çıkarlarına ve çıkarcılara menfaat sağlamak için koltuklara oturanlardan Ak partiyi temizle.

Siyaseti temizle REİS!!!

Ak Parti’yi yeniden Ak dava neferleri ile donat.

Bu millet sana güveniyor, sende bu millete güveniyorsun.

Cansa can, malsa mal biz millet olarak yoluna baş koyduk.

Çıktığın bu yolda her zaman ve her şartta seninleyiz.

Şahsen ben inanıyorum ki birçok yüreğe bu cümlelerimiz tercüman olmuştur.

Bu bir..

İkincisi..

Referandumunun detaylarına gelecek olursak.

Şahsen birikim ve tecrübelerime dayanarak referandum öncesinde yapılan dost sohbetlerinde Sayın Cumhurbaşkanımızın % 52 oy alacağını ifade etmiş.

Bu oyunda falanca filanca parti ile alakasının olmadığını bu oy oranın Sayın Cumhur Başkanımızın kendi oyu olduğunu dile getirmiştim.

Dolayısı ile şahsen 0,6 yanılmış oldum ki buda anketörlerin sistemine göre zaten yanılma olarak sayılmamaktadır.

Ancak ortada bir gerçek daha vardır.

Buda Cumhurbaşkanımızın dışında özellikle Ak Parti sonuçları iyi okumalı alınması gereken tedbirleri almalı yapılması gereken değişiklikleri yapmalıdır.

Aksi takdirde gidiş iyi değildir.

Rakamlara baktığınız zaman başarısızlık açıkça ortadadır.

Özetle Ak parti referandumda beklediği kendine hedef olarak belirlediği hedeflere ulaşamamıştır.

Şimdi bunun analizini, tahlilini ve öz eleştirisini yapmakta teşkilatlara ve partideki yetkili kişi ve kurullara düşmektedir.

Bütün şer odaklarının karşı cephede yer almasına rağmen alınan sonuç aslında kötü değildir.

Ancak birçok yerde küskünlüklerin kırgınlıkların meydana geldiği de açık bir şekilde su yüzüne çıkmıştır.

Bunu gizlemek böylesi bir sorun yoktur, demekte açıkça belirtmeliyim ki Ak Parti’ye yapılacak en büyük ihanettir.

Açık ve net yazıyorum.

İl ve ilçe kongrelerinde, yerel seçimlerde ve milletvekili adaylarının belirlenmesinde Ak parti kendini var eden küllerini savurmuş, dava neferlerini küstürmüştür.

Özellikle teşkilatlarda makamları teslim alan dava neferleri yerine, makamlara teslim olan birileri tercih edilmiştir.

Bu davanın asıl sahipleri teşkilatlara dahi sokulmayarak, adeta yolun karşısında ki kaldırımdan il ve ilçe binalarına bakar hale getirilmiştir.

2002 yılında yola çıkan yolcular birileri tarafından zamanla yolculuk esnasında arabadan indirilmiş ve geriye dönüp bakılmamıştır.

2002 de aldığı üç kuruş maaş ile partisi ve davası için her türlü fedakârlığı yapan yeri geldiğinde cebinden harcayan teşkilat mensuplarından, maaşla çalışan teşkilat mensuplarına dönüşen bir teşkilat yapısında başarı elde etmek mümkün değildir.

Bir insanda dava duygusu ve bilinci bittiği an nefis, enaniyet ve menfaat duygusu başlar.

Dünküleri ve dünkülerin yaptıklarını yok sayanlar, burun kıvıranlar bugünkü gelinen noktanın tek sorumlularıdır.

Dünü unutanlar yarınları inşa edemezler.

Davanın ve dava neferinin şartı olmaz.

Dava ve gönül insanlarına diploma sorulmaz.

Kravat takıp, kalite takım elbiseler giymek veya zengin olmak bir davayı yüceltmez.

İslam davası Arabistan çöllerinde bir hurma ile bir yudum zemzem ile var olmuş, sonrada bütün âlemi kaplamıştır.

Bizler eğer yanlışları ortaya koyamaz isek doğruları bulamayız.

Geçmişte parti ve teşkilatlarda hiçbir sorun yok diyerek her olumsuzluğu  güllük, gülistanlık gösterenler, bugün aynısını Sayın Başbakan’a yapmışlardır.

Var olan sorunları, var olan küskünlük ve dargınlıkları yok hükmünde göstererek her şeyi tozpembe renkte göstermişlerdir.

Açıkça birileri bu davanın Lideri Sayın Erdoğan ve Ak parti Genel Başkanı Sayın Yıldırım’a ve bu davaya ihanet etmişlerdir.

Diğer taraftan Ak Parti halen daha kendisine hakaret eden, bu dava ile uzaktan yakından alakası olmayan riyakar kişi ve şahıslara makam ve unvan vermiş vermeye de devam etmektedir.

Yapılan il ve ilçe kongrelerinde partiye sızan bazı menfaatçiler, yüreklerine değil, yakalarına taktıkları rozeti adeta kendilerine kalkan ederek olmadık işler yapmaya başlamışlardır.

Yerel seçimlerde gerek belediye başkanlarının belirlenmesinde ve gerekse meclis üyelerinin belirlenmesinde aynı şekilde yanlışlar yapılarak, dava neferleri ve yüreğinde davayı taşıyanlara değil, millete renkli gözlüklerle bakan, kime ve neye hizmet ettiği belli olmayan havanın rengine göre makam aracına binen bazı kişilere mühür verilmiştir.

Yine Milletvekili seçimlerinde adayların belirlenmesinde yanlışlar yapılmıştır.

Sonuç mu?

Elhamdülillah Sayın Başbakanımız Binali Yıldırım yüreğimizden geçenlere tercüman oldu ve Referandumun hemen ardından gerekli tahlili yaparak, ‘’Ak parti yenilenmelidir. ’dedi.

Bu söylem ile Sayın Başbakanımız bana göre birçok teşkilatın ve yönetimin değişeceği sinyalini açıkça beyan etmiştir.

Ak parti olası bir seçim durumu olsun yada olmasın teşkilatlarını yeniden ayağı kaldırması dava neferlerinin yollara düşürmesi için bunu yapmak zorundadır.

Aksi takdirde şer odaklarına karşı güçlü bir mücadele azmi sağlanamayacaktır.

Çünkü referandum sürecinde görüldü ki eski Cumhurbaşkanlarından Sezer hayır diye kampanyalar yürütüp, onlara destek verirken Reisin elinden tutup Ak Parti'nin Cumhurbaşkanı Adayı kardeşim Abdullah Gül dediği Sayın Gül referandum sürecinde ağzını açıpta EVET diyememiştir.

Eski bir Cumhurbaşkanının referandumda hangi oyu kullanacağına dair bir yorumda bulunmak istememesi bence önemi haiz değildir.

Sadece bizde ondan yana kalan son güven kırıntımızı da tüketmiştir..

Ve yine görüldü ki Reis’in elinden tutup Başbakan Adayımız dediği Sayın Ahmet Davutoğlu Sayın Devlet Bahçeli kadar Reis’in yanında durmamış EVET kelimesini telefuz edememiştir.

Demişse de bize kadar duyuracak derecede yüksek tondan EVET diyememiştir.

Açıkça yazıyorum.. Antalya'da çıkan % 60 hayır’ın, Üsküdar'da çıkan %54 hayır’ın, İstanbul'da çıkan %51 hayır’ın ve Ankara'da çıkan 51 hayır’ın..

Velhasıl, gözle görülür düşüşlerin, ciddi başarısızlıkların hesabı sorumlularından birer birer sorulmaz ise 2019 için tehlike çanları kapıdadır.

Bu iki..

Üçüncüsü de..

Birkaç densizin referandumdan sonra MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli’yi eleştirmesidir.

Biline ki Referandumun öncesinde de sonrasında da Sayın Bahçeli’nin duruşunun bu ülkenin sigortası mahiyetinde bir duruş olduğunu açıkça beyan ediyorum.

Sayın Bahçeli’yi ve MHP’ye gönül vermiş dava erlerini, ülkücü kardeşlerimizi eleştirenlere de kıymetli dostum Ahmet Gökhan Yazıcının sözleri ile cevap vermek istiyorum.

Dün karınlarını doyurmak için köpekliklerine rıza gösterdikleri, onlara kuyrukluk zilleti ile göbekten bağlı oldukları batılı oryantalistlerin uşağı ve maaşlı elemanları ekran ve köşe yazarı yosmaların fikir ve zihniyet fukaralık ve sapkınlıklarına alet olarak ülkücülerin samimiyet ve ferasatini ölçmeye ve tartmaya kalkmasınlar.

Ülkücüler, Ülkenin İstiklali ve İstikbali ve yine TÜRK Milletinin ali menfaatleri adına, kendi varlığını ve değerlerini sorgulayanlara, aşağılayanlara rağmen onurlu ve omurgalı duruşunu sergilemiş."

VESSELAM

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erzurum Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 414 82 11 0 538 776 25 25