• BIST 104.828
  • Altın 270,107
  • Dolar 5,7478
  • Euro 6,3289
  • Erzurum -5 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 8 °C

TEMİZ TOPLUM DİN VE AHLAKLA DESTEKLENMELİDİR

Selman Soğukpınar

Günümüzde teknoloji o kadar ilerledi ki bir araba firması nerede ise sabahtan akşama, akşamdan sabaha yeni teknolojik veriler ile donatılmış yeni bir model üretiyor.

Tabi aracın markası ve modeli ne olursa olsun, araçtaki en önemli mekanizma fren mekanizmasıdır.

İşte tıpkı araç ve gereçlerde olduğu gibi insanoğlu da çağın gereği olarak akşamdan sabaha, sabahtan akşama yeni bilgi ve birikim ile kendini donatmak zorundadır.

Aksi takdirde ilimsiz ve bilgisiz insan, modeli geçmiş araba misali toplum içerisinde yerini alamıyor ve köşede, bucakta atıl duruma düşüyor.

Atıl duruma düşmemek için daha çok çalışmak ve daha çok bilgi ve birikimle donanmak elzemdir.

Bunu yaparken de fizik olarak ne kadar güçlü, bilgi ve birikim ile ne kadar donanımlı olursa olsun kendisinin en önemli mekanizmasının ahlak mekanizması olduğunu iyi bilmelidir.

Makam, mevki, para, pul, fizik, karizma, bilgi ve birikim ne sayarsanız neye sahip olursanız olun, eğer ahlak mekanizmanız bozuksa güçlü değilsinizdir.

Çünkü ahlaksız olan bir insan her zaman zayıf insandır.

Bilindiği gibi ‘ahlâk’ kavramı; seciye, huy, tabiat anlamlarına gelir. İnsan, iyi ve kötü yargısına ahlâkî bilgi ve duyarlılık sonucunda ulaşır.

Bütün semavî dinler, “iyi insan” yetiştirmek için gelmişlerdir.

Bu manada son din olan İslâmiyet’i tanımlamak gerekirse, “iyi insan yetiştirme projesi” denilebilir.

Yine bütün dinlerin dünyaya yönelik bir yüzü vardır.

Bu sebeple İslâm’da münzevî hayat hoş görülmez, rasyonel ahlâk anlayışı öne çıkarılır.

Çünkü insan, Allah’ın kendisinden beklediği sorumlulukları, içtimai hayatta yaşayarak davranışlarıyla bizzat gösterecektir.

Şu şartla ki İslâm, toplum içinde yaşamayı her fırsatta teşvik etmiş, münzeviliği de topluma daha faydalı olma istikametinde dolma, şarj olma süreci olarak görmüştür.

Dolayısıyla “temiz toplum”, o toplumu oluşturan fertlerin bulunduğu konuma göre sorumluluk duygusu taşımalarıyla gerçekleşebilir.

Bu sorumluluğun din ve ahlâkla desteklenmesi gerekir.

Yoksa bu sorumluluk duygusu her zaman için suiistimal edilebilir, kötüye kullanılabilir. 

İnsanlar köle olmaktan hoşlanmazlar.

Aşağılanmaktan hoşlanmazlar.

Haksız bir uygulamaya maruz kalmaktan hoşlanmazlar.

Kendi kontrollerinde olmayan sebeplerden yargılanmaktan hoşlanmazlar.

Övülmekten ya da bir şekilde kendilerine zarar verilmesinden, öldürülmekten hoşlanmazlar.

Sabahın dördünde gereksiz yere uyandırılmaktan hoşlanmazlar.

Sadece kendileriyle ilgili olan şeylerin istemedikleri müddetçe başkaları tarafından bilinmesinden hoşlanmazlar.

İnsanlar ciddi bir psikolojik bozuklukları yoksa diğer canlılarla otomatik olarak empati kurabilecek bir beyne sahiptirler.

Dolayısıyla kendi hoşlarına gitmeyen şeylerin diğerlerinin de hoşlarına gitmeyeceği fikrinden hareketle bazı yazılı ya da yazısız kurallar koyarlar ki bunlar ahlakın temellerini oluşturur. 

Bu konuları defaten yazdık yazmaya da devam edeceğiz.

Vallahi bu gün gençlik perişandır.

Kendi ellerimizle kendi geleceğimizi yok ediyoruz.

Bu gün deyim yerinde ise babanın evladından, evladın babasından haberi yoktur.

Edepsizlik ve ahlaksızlık had safhadadır.

Bugün yetişen ahlaksız bir nesil topluma hastalık ve mikrop saçmaktadır.

Bu mikrobun bataklığını bir an evvel kurutmaz isek insanlık olarak gelecekte çok büyük sıkıntılar çekeceğiz.

Artık yeter deyip ahlakın sınırlarını ve ilkelerini ve her zaman ve her zeminde uygulamaktan kaçınmadan kontrollü davranışlar ve haklar ile yol almalı kişilik bozukluklarına engel olmalıyız

 Gençlik, ahlaki ilkelere sahip olduğunda ve kendi özünü ortaya koyduğunda bir ilkeler bütünü olarak kendini özümseyen bir bütünlük sergiler.

Sevgi ve nefretleri ahlaki ilkelerle dengeli bir yapıya oturtan gençlik herkese faydası olan ortamı geliştirir.

Sağlıklı yaşantılar ile büyüyüp gelişen gençlik, kurduğu aile yapıları ile toplumun geleceğini sağlam temellere dayandırır.

İlişkileri sınırsız durumlarla ortaya koyan ve aşırı özgürlük ile yola çıkan ve değer yargılarından özgün ve bağımsız ortaya koyduğu yapılar ile hareket eden yapılar hep başkalarının saç ayakları olurlar.

Gelecek nesillerin bu gençlerimizin eseri olacağını, toplumun ve bizlerin sapkınlığa düşmememiz için ahlaki değerlerin bilincinde olarak hayatımıza yön vermeliyiz.

 

Elbette devlet, vatandaşlarının suç işlemelerini önlemek için, suç kontrolünde etkili bir mekanizma olan kanunî tedbirleri alacaktır.

Acaba sadece kanunî tedbirler, ferdî ve içtimai suçları önlemede ne derece başarılı olur?

Sosyal bilimcilerin yaptığı ilmî araştırmalara göre, dinin/dindarlığın suç üzerinde azaltıcı tesirinin olduğu bir gerçektir.

İslâm’da ferdin dindarlığı, hayatın bütün alanlarına yansıyacak boyuttadır.

Bu da İslâm’ın kapsamlı bir şekilde hayatı anlamlandırma projeksiyonundan kaynaklanır.

Kur’an’da, hukuk düşüncesinden önce ahlak düşüncesi üzerinde durulur.

Bundan dolayı hukuki boyut, imani ve ahlaki temeller üzerine örgülenmektedir.

Mesela, fuhuş, zina, yetim malı yemek haramdır hükmü; “...zinaya yaklaşmayın”, “yetim malına yaklaşmayın” şeklinde ifade buyrulmuştur.

Ayrıca içki, kumar gibi fert ve toplumun akıl, ruh ve beden sağlığını bozmada birer araç olan davranışlardan caydırmak için önce, ‘bunlardan kaçının ki, kurtuluşa eresiniz’, ‘bunlar size Allah’ı unutturur da aranıza düşmanlık ve kin salar’ şeklinde işin ceza boyutundan önce ahlaki boyutuna dikkat çekilir.

Yine Kur’an’da verilen pek çok örnekten birisi de, duydukları zaman insanların sevmeyeceği bir çeşit yargısız infaz türü olan kötü zan ve gıybet gibi davranışlara karşı tedbir almak için; ‘birbirinizin kusurunu araştırmayın’, ‘biriniz diğerinizi arkasından çekiştirmesin.

Biriniz, ölmüş kardeşinizin etini yemekten hoşlanır mı?

Gibi uyarılarla ahlakiliğe vurgu yapılır.

Çünkü yerleşik bir ahlâk telâkkisi olmadan, kanunî tedbirler suç işlemede istenen düzeyde caydırıcı olmayabilir. 

Mesela sarhoş ahlaksız ağzından çıkan kelimeleri kulağı duymayan kendince çok akıllı ama yolcularca ahmak olarak nitelendirilmiş bir şoför hiç birimiz bir daha bu zavallı edepsiz adamın kullandığı arabayla yolculuk etmek ister miyiz?

Elbette verilen cevap; Hayır olacaktır.

Sonuç olarak gelecek nesillerin bu gençlerimizin eseri olacağını, toplumun ve bizlerin sapkınlığa düşmememiz için ahlaki değerlerin bilincinde olarak hayatımıza yön vermeliyiz.

Ahlakın sınırlarını ve ilkelerini ve her zaman ve zeminde uygulamaktan kaçınmadan kontrollü davranışlar ve haklar ile yol almalı kişilik bozukluklarına engel olmalıyız.

Unutmayınız; Bir toplumun halkasının en zayıf tarafı her zaman edepsiz ve ahlaksız tarafıdır.

Ve düşmanlarınız sizi her daim halkanın bu zayıf tarafından vururlar.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erzurum Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 414 82 11 0 538 776 25 25