• BIST 115.147
  • Altın 163,214
  • Dolar 3,8058
  • Euro 4,6547
  • Erzurum -2 °C
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara -3 °C

Yemen’de Suud-İran Savaşı ve Tırmanan Kaos

Cemalettin Taşken

Kadim kitaplarda “Yemenü’l meymun”, “Arabiyetü’sa’ide”, “L’Arabie heureuse” ve “Arabia felix” gibi ifadelerle anlatılan Yemen, Arapça’da da köken itibariyle sağ, uğurlu ve mutluluk anlamlarına gelmekte.[1] Yemen için bu sıfatların kullanılmasının temel nedeni, eski çağlardan beri bu toprakların, Arap Yarımadası’nın en huzurlu ve en müreffeh toprakları olması. Ancak tarihi mirasın tam aksine Yemen, son zamanlarda savaşın getirdiği açlık, kıtlık ve ölümle pençeleşmekte.

Yemen’e tarihi ve coğrafi açıdan dikkat çekildiğinde, ülkenin her anlamda “eşik ülke” olduğu görülür. Eskinin “Mutlu Arabistan”ı, özellikle son yıllarda çeşitli siyasi çekişmelere sahne olan Yemen; iki nedenden ötürü dünya gündeminde yer almaktadır. Birincisi: Arabistan Yarımadası’nın kuzeybatı ucunda bulunan ülkenin Asya ile Afrika arasındaki bağlantıyı sağlayan “köprü ülke” niteliğinde olmasıdır. Zira Yemen, Cibuti ve Somali ile birlikte dünyanın en önemli ve kritik suyolu güzergâhlarından birisi sayılan Süveyş Kanalı’nın en kilit noktasında yer almaktadır. Öyle ki, Kızıldeniz’in Arap Denizi ve devamında Hint Okyanusu’na açılan kısmında doğal bir hisar gibi duran Yemen, bu kritik jeopolitiğiyle uluslararası sistemin sürdürülebilirliği açısından çok mühim bir alanda yer almaktadır. Bu doğrultuda özellikle 2010 yılından sonra bölgede meydana gelen korsancılık faaliyetlerinin uluslararası deniz nakliyeciliğini ve ulaşımını önemli ölçüde sekteye uğratması, diğer ülkeler ile birlikte Yemen’in ne kadar önemli bir noktada olduğunun göstermektedir.[2]

Yemen’i önemli kılan bir diğer dikkat çekici nokta ise ülkedeki farklı mezhepsel grupların, özellikle 1990 yılından itibaren ülkeyi ideolojik ve sosyolojik dönüşüm alanı haline getirmeye çalışmalarıdır. Yemen, 1990 yılında gerçekleşen Kuzey-Güney birleşmesinin ardından birçok siyasi ve sosyal alanda belirli bir devlet sistemiyle  hareket etmeye çalışsa da bu durum ülkedeki pek çok sorunun bugüne kadar devam etmesinin önüne geçememiştir. Stratejik coğrafi yapısı, petrolünün giderek tükenmesi, su sorunu, hızlı nüfus artışı ve fakirliğin yanı sıra radikal örgütlerin ülkede gittikçe güçlenmesi ile artan etnik-ayrılıkçı Husi hareketleri, mevcut hükümeti zor durumda bırakmıştır. Son yıllarda özellikle deniz korsanlığı nedeniyle uluslararası alanda sorunların yaşandığı bir bölge olmasıyla birlikte 2014 yılının Ağustos ayından başlayıp günümüze kadar süregelen toplumsal ve ideolojik hareketlenmeler ve iç çatışmalar, Yemen’in bir kez daha terör olaylarıyla gündeme gelmesine neden olmuştur. Yemen’de yaşanan son gelişmeler ve iktidar değişiminin kodlarını anlama adına Yemen’in iç dinamiklerine ve bu dinamikleri etkileyen dış faktörlere dikkatlice bakmak gerekir.

25 milyon civarında, çok genç ve eğitimsiz bir nüfusa sahip olan Yemen’de, kişi başı yıllık ortalama gelir 2300  dolar miktarında ve okuma yazma oranı yüzde 50 civarındadır. The Economist Demokrasi Sıralamasında 140. olan Yemen’in Freedom House Özgürlük Notu ise “Özgür Değil” statüsündedir.[3]  Halkının yarısından fazlası yoksulluk sınırının altında yaşayan  tarihin “mutlu ülkesi” Yemen, özellikle son aylarda tırmanan çatışma haberleri ve iç isyanların merkezi haline gelerek Irak ve Suriye ile aynı kaderi paylaşma yolunda hızla ilerliyor. Diğer Arap topraklarından sosyo-kültürel olarak oldukça farklı olan Yemen’de yaygın olan mezhepler de oldukça ilginç özellikler taşımakta ve toplumun şekillenmesinde büyük rol oynamaktadır. Ülkenin yüzde 60’ından fazlasını teşkil eden Sünnilerin yanı sıra, önemli bir kısmı da Sünniliğe en yakın Şii mezhebi olarak kabul edilen Zeydilik mezhebine mensuptur. Mezhep, ismini Hz. Hüseyin’in torunlarından Zeyd bin Ali’den almaktadır. Yemen nüfusunun yaklaşık yüzde 30-35’ini oluşturan Zeydiler kuzeyde bulunurken, Sünniler ise daha çok ülkenin güneyinde yaşamaktadır.[4]

Akılcı Mutezile prensiplerini benimseyen Zeydilerin belki de Sünnilerden tek farkı Hz. Ali soyundan gelen imamet inancına sahip olmaları. Şia’nın aksine Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’i de halife olarak kabul eden Zeydilik inancında, On İki İmam Şiiliği’ndeki gaib (kayıp) imam kavramı da bulunmaz. İran, Irak ve Lübnan’ın aksine On İki İmam Şiiliği’ne değil, Yemen’e has bir Şiilik olan “Beş İmam Şiiliği”ne inanırlar.[5] Bu nedenle mezhebin kendine özgü bir sentez  yapısı vardır. Bu senteze göre Zeydiliğin; Carudiyye, Süleymaniyye, Caririyye, Butriyye ve Salihiyye olmak üzere beş kolu bulunmakta. Siyasi yanı itikadî yanından daha ağır basan Zeydiliğin imamet/devlet başkanlığı konusundaki görüşleri elitist görünmektedir. Nitekim Zeydiler, imam ya da devlet başkanı seçiminin, halka bırakılmayacak kadar önemli bir konu olduğunu söylemektedirler. Zeydilere göre imam/devlet başkanı vasiyet yoluyla başa gelmelidir. Zeydîler, imamın, âlim, şecaat sahibi, zahit ve cömert olmasını şart koşarlar. Bunun yanında mutlaka ortaya çıkmasının ve insanları biate çağırmasının, bizzat savaşları idare etmesinin de gereği üzerinde dururlar. İmamiyye‘nin gaip imam prensibini kabul etmemekle birlikte takiyyeyi de reddederler.[6]  İmamet, çeşitli kesintilerle birlikte 1962’ye kadar bin yıldan uzun süre Zeydi imamlarının kontrolünde devam etmiştir. İmametin sona ermesinden sonra da ülkede taşlar yerine oturmadı. Biri sosyalist diğeri Batı Paktı’nda Güney ve Kuzey Yemen olarak iki devlete ayrılan ülkede sık sık çatışmalar yaşanmış, ideolojik olarak farklılık arz eden gruplar arasında gerilim gittikçe tırmanmıştır. Ancak Yemen, 1990 yılında Ali Abdullah Salih’in liderliğinde tek devlet olmayı başarsa da çatışmalar günümüze kadar süregelmiştir.[7]

1990’lı yıllardan 2000’li yıllara gelindiğinde ise  Arap Yarımadası (Yemen) El Kaidesi (AYEK) ve Husiler, bölgede etkin olmaya başlamışlardır. Genel kanaate göre Yemen’de istikrarsızlığı artıran bu iki grup da aslında başkaları adına vekâlet savaşı yürütmektedirler. Yaşanan son gelişmelerin ardından Yemen, bu iki farklı ideolojiden beslenen grubun çatışma alanına dönüşmüştür. Her iki grubun da etkinlik mücadelesi verdiği eskinin Mutlu Arabistanı’nda, El-Kaide’nin Suudi Arabistan, Husiler’in ise İran tarafından desteklendiğine dair güçlü bir kanaat mevcuttur.[8]

Yemen veya Arap Yarımadası El Kaidesi (Tanzimü’l-Kaide fi Cezireti’l-Arab) diğer adıyla Ensârü’ş-Şeria (Şeriatın Yardımcıları), El Kaide’nin Yemen ve Suudi Arabistan kolu olarak bilinmektedir. Suudi Arabistan’da çok fazla varlık gösteremeyen bu grup istikrarsızlığın hâkim olduğu Yemen’de ise hayli etkin bir durumdadır. Binlerce mensubu olduğu düşünülen örgüt; 2000 yılında Aden yakınlarındaki Amerika’ın savaş gemisinin bombalayarak 17 Amerikalı deniz askerinin ölmesine sebep olurken, 2004’te Suudi Arabistan’ın doğusunda Hober’de 22 kişiyi katletmiştir.[9]  Ayrıca, ülkedeki karışıklıklardan istifade eden Ensârü’ş-Şeria 2011’de Güney Yemen’de Ebyen bölgesini ele geçirerek bölgede kısa süreliğine de olsa emirliğini ilan etmiştir.[10]

Bölgedeki diğer etkin grup olan Husiler’in pozisyonu ise daha farklıdır. Husiler Yemen’de savaşmakta olan gruplardan Ensârullah (Allah’ın Yardımcıları) veya Eş-Şebâbü’l-Mü’min (İnançlı Gençler) gibi isimlerle bilinmelerinin yanı sıra, El Kaide’ye göre çok daha güçlü bir konumdalar. Ayrıca ülke nüfusunun üçte birlik kısmını oluşturan Zeydi Husiler, El Kaide’ye göre daha iyi organize olmuş, sık sık gösteri düzenleyen  yerel aktörler olarak öne çıkmaktalar.[11] En önemli Zeydi Husi örgütü, Şebâbü’l-Mü’min (İnançlı Gençler) dir. Örgüt, Hüseyin Bedreddin el-Husi tarafından 1992’de Kuzey Yemen’de Sade’de, adından da anlaşılacağı üzere, bir gençlik örgütü olarak gençleri Zeydi inançları çerçevesinde yetiştirmek üzere kurulmuştur. Kısa sürede popülerlik kazanan grup 20 bin civarında öğrenciye ulaşmıştır. Husiler 2003’te Irak’ın ABD tarafından işgalinin ardından Amerikan karşıtı gösteriler düzenlemeye başlamış, 2004 yılında hükümet kuvvetleriyle çarpışarak ilk isyanı organize etmişlerdir. Özellikle 2011’den itibaren Yemen’in bazı bölgelerini, son olarak da başkent Sana’yı ele geçiren örgütün tabanı oldukça genişken, 100 bin civarında da savaşçısı olduğu tahmin edilmektedir.  Ayrıca, Yemen tarihi ve kültüründe önemli yeri olan ve 1962’de kaldırılan imametin yeniden kurulması hedefi bu grubun eylemlerine dini bir görev duygusu da yüklemektedir.[12]  Yemen’de yaşanan kaos ve karmaşanın Suudi Arabistan ve İran açısından ne anlam ifade ettiğine değinmek gerekir. Zira, nüfusun %65’ni Sünnilerin (Şafi Mezhebi) %35’ini ise Şiiliğin birbirine benzer yorumlarının oluşturduğu ülkede meydana gelen karışıklıkların temelinde, Suudi Arabistan ve İran’ın Yemen’de siyasi ve ideolojik üstünlük adına rekabet halinde olmaları yatmaktadır.[13]

Rekabete İran açısından bakıldığında, 1979 İslam devriminden sonra İran’ın Ortadoğu’ya yönelik dış politikasını din eksenli rejim ihraç politikası üzerine yürüttüğü söylenebilir. Zira İran Devriminin en önemli figürü Ayetullah Humeyni’nin; “İslam devriminin İran sınırlarında mahpus kaldığı gün, Devrimin Fatiha’sı okunmalıdır” ifadesi Tahran’ın dış politikasını etkileyen en büyük etken olarak göze çarpmaktadır. Bir diğer taraftan İran Anayasasının 154. Maddesine göre ‘’İran İslam Cumhuriyeti yalnızca İran’da yaşayan halkın değil tüm insanların mutluluk müjdecisidir” ifadesi, Tahran’ın dış politikada takip ettiği yolu özetler niteliktedir. Ayrıca İranlılara göre ülkede var olan devrimci islam ideolojisine göre evrensel bir islam yönetiminin kurulması için Devrim İhraç Politikası yolunda her türlü gayret ve fedakarlığın gösterilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda İran yönetimi, kendi rejimini diğer ülkelere yaymayı esas alarak bu yönde bir politika geliştirmiş özellikle Şiilerin yoğun olarak yaşadığı ülkelerde bu ideolojisini hayata geçirmeye çalıştığı düşünülmektedir. Dolayısıyla, İran’ın Yemen’e ve kendisine ideolojik olarak yakın bulduğu Husilere yaklaşımı da bu doğrultudadır. Arap Baharı süresince Yemen Cumhurbaşkanı Abdullah Salih’in ABD ve Batı yanlısı politikalar izleyerek Suriye muhalefetini desteklemesi, hem ülkedeki Husilerin hem de Tahran yönetiminin tepkisini çekmiş ve iç tansiyonu yükseltmiştir.

Yemen’deki karışıklığa Riyad cephesinden baktığımız zaman ise, Suudi Arabistan Krallığının, kurulduğu günden itibaren sınır komşusu Yemen’de meydana gelen siyasi ve askeri olayları yakından takip ettiği görülmüştür. 1962 yılında başlayan Kuzey Yemen iç savaşında Şii isyancıları destekleyen Suudi Arabistan yönetimi, 1990’da iki Yemen’in birleşmesine karşı çıkmış ve Güney Yemen yönetiminin bağımsızlık girişimini desteklemiştir. 1980’lerde Yemenli Arapların Afganistan’daki savaşa gönderilmesine destek veren Riyad yönetiminin aynı zamanda Yemen’de Şiiliğe karşı Vehhabi-Selefi etkinliğini artırmak için dinsel faaliyetleri organize ettiği veya desteklediği düşünülmektedir.[14]

Bugün Irak ve Suriye’de yaşanan ideolojik bölünmelerin bir benzerinin Yemen’de de yaşandığını söylemek mümkün. Nasıl ki IŞİD, Irak ve Suriye’de  devletlerin zayıflamasından faydalanıp güçlendiyse, Yemen’deki örgütler de karışıklıktan faydalanarak sivrilmektedir. 2014 yılının  Ağustos ve Eylül ayından itibaren ülkedeki ağırlıklarını gittikçe hissettiren Husiler, yaşanan karışıklıkları başlatan bir aktör olarak, söz konusu çatışma ortamında iktidarın pes etmesiyle beraber yönetimi devralıp yakın zamana kadar ellerinde tutmuşlardır. Söz konusu yönetim değişikliğinin, bölgedeki çatışmaları iyice derinleştirmesi muhtemeldir zira İran destekli Husiler’in yönetimi ele geçirmesi, El Kaide’nin ülkedeki Sünni nüfus arasında daha güçlü destek bulmasının önünü açabilir. Tüm bu gelişmeler, bölgede İran ve Suudi Arabistan arasındaki rekabetin Yemen safhasında da devam edeceğini göstermekte. Geçmiş Yemen Yönetimleri, her ne kadar El Kaide ve Şii Husi örgütler konusunda, Suudi Arabistan ve İran’ı uyarsalar da Tahran ve Riyad’ın, Yemen üzerindeki politikaları, kendilerine ideolojik yakınlığı olan bu gruplar üzerinden sürdürülecektir. Ayrıca, İran’ın Husileri iktidara taşıyarak Yemen’de elde edebileceği bir başarı, dönem dönem Şii İsyanların olduğu Bahreyn’de de hareketlenmelere yol açma potansiyeline sahiptir. Nihayetinde, ülkedeki iç savaşın devam etmesi, İran ve Suudi Arabistan arasında bölgesel vekalet mücadelesinin daha da derinleşmesi demek. Gelinen noktada uzun süren iç savaşların, dini radikalizmi ve şiddeti beslediği artık su götürmez bir gerçek. Zira Yemen cephelerin iç içe geçtiği ve hiç bir taraf için kolay çıkışı olmayan bir ülke. Bu da milyonlarca Yemenlinin açlık, kıtlık, hastalık ve ölümle baş başa kalması demek.

 


 

[1]İhsan Süreyya Sırma, Osmanlı Devleti’nin Yıkılışında Yemen İsyanları, Beyan Yay., 1996, İstanbul, s.37

[2] Alexander Atarodi, Yemen in Crisis –Consequences for the Horn of Africa, FOI, Swedish Defence Research Agency, Defence Analysis, March 2010, s.17-27. Ayrıca bkz:  Yemen: Danger ahead? NATO Review, https://www.nato.int/docu/review/2010/Yemen/Yemen_region_problems/EN/

 

[3] “Yemen’ de Arap Baharı”, http://www.yasader.org/web/yasama_dergisi/2012/sayi22/119-140.pdf

 

[4] Martin Reardon, The Houthi Challenge, 10 Şubat 2015,http://www.aljazeera.com/indepth/opinion/2015/02/houthi-challenge-yemen-iran-saudi-150210060324805.html

 

[5] Wilferd Madelung, “Zeydilik ve Tasavvuf”, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sayı: 9, Cilt: 9, 2000.

[6] Barak A. Salmoni; Bryce Loidolt; Madeleine Wells, “Regime and Periphery in Northern Yemen-The Huthi Phenomenon”, RAND Institute, Santa Monica, CA, USA, 2010, s.290-291.

 

[7] Prof. Dr. Muhammad Ebu Zehra,”Mezhepler Tarihi”, Çelik Yayınevi, Çev: Sıbğatullah Kaya,2009, sf.164.

[8] http://think-tanks1.com/phpBB/viewtopic.php?f=29&t=1707

 

[9] Cengiz Tomar, “Zeydilik, Husiler ve El Kaide: Yemen'de neler oluyor?”http://www.aljazeera.com.tr/gorus/zeydilik-husiler-ve-el-kaide-yemende-neler-oluyor

 

[10] بحران یمن؛ حوثی‌ها کیستند؟ http://www.bbc.co.uk/persian/world/2015/01/150123_an_yemen_houthis

 

[11] یمن میدان نبرد ایران و عربستان سعودی http://www.bbc.com/persian/world/2015/03/150326_an_yemen_saudi_iran

 

[12] “Yemen’de Arap Baharı”, http://www.yasader.org/web/yasama_dergisi/2012/sayi22/119-140.pdf

 

[13] “UPDATE 1-Yemen asks U.N. to back military action by 'willing countries”https://af.reuters.com/article/africaTech/idAFL2N0WQ29620150324

 

[14]Adam Withnall, “Yemen explained: Is the fight for Aden about to become the new international war by proxy?” http://www.independent.co.uk/news/world/middle-east/yemen-explained-is-the-fight-for-aden-about-to-become-the-new-international-war-by-proxy-10133702.html

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
      Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erzurum Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
      Tel : 0 532 414 82 11 0 538 776 25 25