• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Erzurum 17 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 14 °C

ETİ İÇERİ ATIP, KANI DIŞARI AKITMAYALIM..

Selman Soğukpınar

Dünyanın dört bir tarafında Ümmet zulüm altında inlerken, yine dünyanın dört bir tarafında da Ümmet acısı ile tatlısı ile Kurban Bayramını ihya etmeye Allah’ın emrini yerine getirmeye çalışıyor.

Burada önemli olan inleyenlerin iniltisini yüreğimizin derinliklerinde hissederek bir bayram yapabilmektir. 

Müslüman olmanın gereği de budur.

Bu konuda uzman bir kişi olarak değil.

Sadece bir Müslüman olarak bildiklerimi, okuduklarımı ve öğrendiklerimi uzmanların affına sığınarak bazı bölümlerde de alıntılar yaparak en önemlisi de uzmanlar karşısında haddimi aşmayarak sizlerle paylaşmak istiyorum.

Kurban konusunda Hz. Peygamberimiz (s.a.s); "Kurban kesiniz. Şüphesiz bu, babanız İbrahim (a.s)'in sünnetidir." buyurmuştur.

Burada, Allah elçisi kurban kesmeyi em­retmiştir.

Şu ha­dis-i şerif de kurbanın vaciplik yönünü kuvvetlendirir: "Kimin hali vakti yerinde olur da kurban kesmezse namazgâhımıza yak­laşmasın." hadisindeki ağır uyarıdır.

Kurban ibadeti ilk insanın dininde de vardı.

Kurban ibadetinin Hz. Âdem’in oğulları döneminde başladığını Kur'an bize haber vermektedir.

 "(Ey Muhammed) Onlara Âdem’in iki oğlu ile ilgili haberi hakkıyla oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti.

 (Kurbanı kabul edilmeyen ötekine).

Seni öldüreceğim, demişti.

Diğeri ise; Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder, dedi ve devam etti :

"Allah'a yemin ederim ki sen beni öldürmek için bana el uzatsan da ben seni öldürmek için sana el uzatacak değilim.

 Ben, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım.'' dedi.

Görülüyor ki, kurban kesenlerden birinin iyi niyeti ve Allah'tan korkması sebebiyle sunduğu kurban kabul görmüş, diğerinin ise kötü niyeti sebebiyle kurbanı kabul edilmemiştir.

Bugünkü şekliyle kurban ibadeti Hz. İbrahim (as)'a dayanmaktadır.

Hz. İbrahim'den de sünnet olarak bize intikal etmiştir.

Çok eski zamanlardan beri sürüp gelen kurban kesme, hatta insanları kurban etme inancı Hz. Peygamber'in zamanına kadar devam etmiştir.

Genel anlayışa göre, Kurban Hz. İbrahim ile başlamıştır.

Özellikle de adak kurbanı Hz. İbrahim ile başlamıştır.

Hz. İbrahim Yüce Allah'a şöyle yalvardı: "Ey Rabbim. İyi bir çocuğu bana bağışla.

Rabbimiz Hz. İbrahim’e yumuşak huylu bir oğlan müjdeledi.

Hz. İsmail gençlik çağına ulaşınca, babası Hz. İbrahim yavrum; Ben rüyamda seni Kurban ederken görüyorum, biraz düşün, bu konuda ne dersin?

Hz. İsmail babacığım. Sana ne emrediliyorsa onu yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın, dedi."

İşte Hz. İbrahim’in ahdi ve oğlu Hz. İsmail’in teslimiyeti ve sabırda gösterdikleri bu eşine rastlanmayan davranış, Yüce Allah tarafından şöyle ödüllendirildi.

Hz. İbrahim oğlu Hz. İsmail’i yüzüstü yere yatırdı.

Rabbimiz ey İbrahim diye seslendi.

Rüyanda sana emrolunanı yerine getirdin. İyi kimseleri biz böyle ödüllendiririz. Kesinlikle bu, büyük bir imtihandı. Biz oğlunun yerine, sana kurbanlık bir koç verdik."

Adağını yerine getirmekle hiç tereddüt etmeyen ve babasının dediğine itiraz etmeyen baba ile oğlunun teslimiyetleri, yapılan imtihandan onların başarıyla çıkmalarını sağlamıştı.

Görülüyor ki, kurban Hz. Âdem döneminde, adak kurbanı da Hz. İbrahim döneminde başlamıştır.

Kitabımız Kur'an biz Müslümanlara bunu böyle anlatmaktadır.

Hz. İsmail’in yerine bir koyunun kurban edilmesinin emredilmiş olması, Cenab-ı Hakk’ın insanlığa büyük bir lütfudur.

Allah, bizleri Hz. İbrahim gibi ulu’l-azm bir Peygamber aracılığıyla insan kurban etmekten kurtarmış olmasaydı, muhtemelen bizler “İnsan kurban etme” gibi korkunç bir geleneğe sahip olabilirlerdik.

Ve bizleri bu korkunç gelenekten de Allahtan başka kimse kurtaramazdı.

Kurban toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutar.

Kurban özellikle et satın alma imkânı bulunmayan veya çok sınırlı olan yoksulların bulunduğu toplumumuzda insanlar arasında yardımlaşma rolünü daha belirgin biçimde gösterir.

Zengine malını Allah'ın rızası, yardımlaşma ve başkalarıyla paylaşma yolunda harcama zevk ve alışkanlığını verir.

Bizleri cimrilik hastalığından, dünya malına tutkunluktan kurtarır.

Ancak yaşadığımız zamanda maalesef üzülerek belirtmeliyim ki bu yardımlaşmadan fakiri, fukarayı düşünmekten uzaklaşmış bulunmaktayız.

Son olarak Kurban konusunda önemli bir husustan da bahsetmeden meseleyi noktalamak istemiyorum.

Artık günümüzde Kurbanlarımız nerede ise evimizde bulunan derin dondurucuyu doldurmaktan öteye geçmemektedir.

Kapı önünde yâda toplu kesim yerlerinde kestiğimiz Kurbanlarımızı üçe bölüp bir bölümünü yakın akrabalara, bir bölümünü fakir fukaraya, kalan bir bölümünü de evimize götürmek yerine bizler bir bölümünü kıyma, bir bölümünü ızgara bir bölümünü de bonfile olarak ayırıp dışarda akıttığımız kanıda fakir fukaraya gösteriyoruz.

İşte benim yüreğimi yakan da böyle Kurban kesip.

Sonrada ellerimizi semaya açarak,

 Ya Rab Kurbanımızı kestik sen kabul eyle diye dua ederiz.

Olduysa mübarek olsun.

Rabbim böyle Kurban kesenlerden eylemesin.

Gerçek manada Kurban kesip fakirin fukaranın hakkını vererek Rabbimin rızasını kazananlardan eylesin.

Ayrıca Kurban kesiminden sonra arta kalan atıklarımız ile ne olur çevremizi kirletmeyip bu konuda da duyarlı olalım.

Sevdikleriniz ile Bayramı bayram gibi yaşamınızı Rabbimden diliyor.

Başta Ülkemiz olmak üzere bütün İslam ümmetinin bayramını tebrik ediyorum.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erzurum Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 414 82 11 0 538 776 25 25