• BIST 1.331
  • Altın 461,235
  • Dolar 7,8023
  • Euro 9,4809
  • Erzurum 0 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 11 °C

KİM VURDU?

Ömer Faruk Kızılkaya

Son günlerde medyayı ve ülke gündemini meşgul eden bir haber var: Üç PKK sempatizanı (bazı kaynaklarda geçtiğine göre PKK’lı) Fransa’da öldürülmüş. “Allah rahmet eylesin.” demeyeceğim.  Çünkü rahman ve rahim olan Yüce Allah merhametini dostlarına saklar. Bu insanlar Allah sevdalısı olsalardı Resul’ün “Hubbül vatan, minel iman (Vatan sevgisi imandandır) ” hadis-i şerifine uyarlardı. Birçok masum insanın kanını ellerine bulaştırmış olan caniler için rahmet dileyecek kadar şeref özürlü değilim.

Benim bu olaylarda dikkatimi çeken birkaç olay oldu ve ben de buradan sizlere onları anlatacağım:

Öncelikle önceden az çok beğendiğim bir bakanın son zamanlardaki anlamsız çıkışları dikkatimi çekti. Yapılan olaya “Bu bir vahşettir!” diyecek kadar sinirlenen bu insanı aynı yaklaşımla askerlerimizin veya masum insanlarımızın arkasından bu şekilde beyanat verirken görmemiştim. Ki kendileri uzun yıllardır siyaset arenasındadırlar.

Geçenlerde bir milletvekilini kutsarken de “Ben de yerinde olsam dağa çıkardım.” demişti. Bu bakanımızı dedim ya kalleşçe şehit edilen vatan evlatlarının arkalarından “Bu bir vahşettir!” derken görmedim. Ama ne hikmettir ki PKK yandaşları için bu ifadeyi hiç çekinmeden kullanabiliyor. Ben bunda kasıt ararım.

AKP iktidara gelince ve bir- iki hamlesini gösterince bazı gruplar :  “Göreceksiniz yakında Öcalan’ı çıkarıp meclise bile sokacaklar.” demişti. Ben de bunları duyunca:” Oha! Muhalefet yapmak bu kadar da ayağa düşmez ki! Bu kadar şuursuzca muhalefet ancak Türkiye’de olur.” gibi sözler söylemiştim. Maalesef muhalefet geleceği görüyormuş. Artık bunlara ben de inanıyorum. Ben mi utanmalıyım yoksa buna sebep olanlar mı onu da sizlerin takdirine bırakıyorum.

Bazı internet sitelerinin haberine göre İmralı, PKK’nın silah bırakmasını istemeyen devletlerin isimlerini açıklamış. Başta İran var.

Bugün mevzubahis suikast ile ilgili İran parmağından bahsediliyor.

ABD ve İsrail’in hedefinde de İran var.

İran konusunda kullanılacak bir de hıyar meraklısı Türkiye var.

Birileri yine ortalığı fena karıştırıyor. Sözde barış görüşmelerinin yapıldığı bir dönemde bir suikast ortalığı karıştırmaya yetti. İşler Arap saçına döndü. İlk başta “Türkiye vurdu.”,sonra “MHP veya AKP vurdu.” bir zaman sonra “PKK’da iç hesaplaşma” dendi. Bu satırları yazdığım anlarda da haberlerde İran parmağından şüphe duyulduğu ifade ediliyor. Gel de halk arasında kullanılan deyimi söyleme:”Di buyur Faik buradan yak.”

Olayın en ilginç olan taraf ise İran’ın kendisine yöneltilen iddialara sessiz kalmasıdır. Umursamıyor olsa bile bir açıklama gelmeliydi ama ortada bir açıklama yok. Bu sessizlik fırtına öncesi sessizlik mi yoksa İran’ın dostunu düşmanını tanıma çalışması mı bunu da zaman gösterecektir.

Ermeni meselesi gibi tarihçilerin ve tarihi belgelerin konuşması gereken yerde siyasetçilerin konuştuğu ülke olarak hafızamıza kazınan Fransa’nın teröre nasıl destek verdiğini de cumhurbaşkanlarının konuşmasından öğrendik. Aslında biz bunları biliyorduk ama onlara itiraf ettiremiyorduk. Cumhurbaşkanının “Biz onlarla düzenli olarak görüşüyorduk.” mealindeki sözleri teröre verdikleri desteğin itirafı oldu. Zira kırmızı bültenle aranan bir insanı bulup ülkesine teslim etmeleri gerekirken ona sahip çıkmaları ve  onunla istişareler yapmaları “dost ülke” olmadıklarının ispatı oldu. Uluslar arası antlaşmalara da aykırı davranmış olduklarının ispatıdır ve Türkiye gerekeni yapmalı, hakkını her platformda aramalıdır.

İnterpol’ün Türkiye’ye verdiği bilgiler de ayrı bir olay. Üstünkörü hazırlanmış uyduruk raporu Türkiye’ye verirken bizi ne kadar ciddiye aldıklarını da göstermiş oldular. Biz de onlarla işbirliği yaparken aynı ortaklığı onlara göstermeliyiz.

BDP tarafından yapılan açıklamalar PKK’nın iç meselesi olmadığı izlenimi veriyor ama iyi oynananbir tiyatro da olabilir. Olayı takip etmeleri, Fransa’ya hesap sormaları, bir taraftan Türk hükümetini ciddi bir üslupla göreve çağırırken diğer taraftan hükümete bazı konularda da destek vermeleri ilginç. Bu bir tiyatroysa ödülü hak ediyorlar.

Ben bu işin içinde İsrail ve Amerika parmağı olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de önemli (!) bir girişim başlatılmışken, terörle ve teröristle pazarlığa oturulmuşken, sözde silah bırakma masalları anlatılırken birilerinin sürece zarar vermesi ve bölgenin asi çocuğunu suçlaması bana asi çocuğu dövmek isteyenlerin kulis çalışması gibi geliyor. Tarih benzer olaylarla doludur. Sadece biraz dikkat etmek gerekiyor. Olayı yap, İran’ın üzerine at, Türkiye’deki medya nasılsa elinde bu sayede halkı istediğine inandır,  İran’a vurma girişiminde kendine bir karakol oluştur. Sonra da gel kan kardeşin İsrail’in güvenliği için bölgeyi kan gölüne çevir. Bunlar yaşanmamış, yaşanması olanaksız ihtimaller değil. Bugün PKK’lıların cenazeleri Türkiye’ye gelecek ve neler olacağını göreceğiz. Allah akıbetimizi hayır etsin.

Görelim Mevla neyler,

Neylerse güzel eyler.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erzurum Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 414 82 11 0 538 776 25 25