• BIST 109.050
  • Altın 153,876
  • Dolar 3,8375
  • Euro 4,5051
  • Erzurum -15 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara -1 °C

O TÜRK MİLLETİNİN BAŞBUĞU İDİ.

Selman Soğukpınar

4 NİSAN 1997 Yılında ülkücüleri ve Türk Milliyetçilerini yalnız bırakan Merhum Alpaslan Türkeş gerçek manada bir halk ve hak adamıydı. Gerek savunduğu hak davası gerekse onun vatan ve millet sevgisi onu Başbuğ yapmıştı.

Başbuğun Türk Milletine ve Türk Dünyası’na yaptığı hizmetler saymakla bitmez. Parti içi eğitim faaliyetleri, konferansları ve yazdığı ciltler dolusu eserlerin her biri hazine ve kaynak suyu gibi pırıl pırıldır.

Merhumun hayatı boyu en çok önem verdiği Türk-İslam-Bilim üçlüsünün esrarengiz gücünü kullanmadan Türkiye’nin en kısa zamanda büyük bir devlet olması sağlanamaz.

Başbuğ 1994 yılında yaptığı bir konuşmada devleti tarif ederken MHP’nin hedeflerini de açıkça ortaya koymuştu.

- ‘’İnsana önem veren ve hürriyetler veren, kalkınmanın bu yolla sağlanabileceğini bilen, eğitime, sağlığa, huzura önem veren, kısacası yardımcı ve şefkatli devlet,

- Sosyal ve ekonomik manada son derece şeffaf bir devlet,

- Otomasyon devleti,

- İçten ziyade dışa dönük ekonomi ağırlıklı politikalar uygulayan bir devlet ve yönlendirici bir devlet,

- Bu özelliklerle birlikte lider bir ülke yolunu açacak lider bir devlet çatısı MHP’ nin öncelikle gerçekleştirmeyi hedeflediği bir husustur”.Diyordu.

Burada Sn. Başbuğ lider bir ülke olabilmemiz için, şeffaf ve liberal bir devlet yapısı oluşturacağı, dışa dönük iktisat politikaları uygulayacağını, ancak bu politikaları uygularken devletin yönlendirici olması gerektiğini açık bir şekilde ortaya koymuştur.

Diğer taraftan o günlerde Bugün başımıza bela olan Kuzey Irakla ilgili Rahmetli Başbuğun Tavrı çok netti.

Hatta o günlerde TÜSİAD’ın hazırladığı “Doğu Raporu” sonrası ortaya çıkan

“Türkiye mozayiktir” söylemine karşı

“Ne mozayiği ulan!

Türkiye’de Türk yaşıyor.

Burası 1071’den beri Türk memleketidir.

Sen önce Türk gerçeğini tanı.

Kürtler bizim bin yıllık kardeşimizdir”

Şeklindeki tepkisi büyük yankı yaratmıştı.

Bana göre Başbuğ Türkiye’yi mozaik olarak göstermek isteyenlere verdiği “Ne mozayiği ulan!” tepkisiyle de tarihe geçmiştir.

O her zaman ’etnik ayrıştırma’ ile bölme projeleri gündeme geldiğinde tarihi uyarılarını yapmıştır.

Diğer taraftan bu gün bir kez daha Rahmetli Başbuğ’un Türk-İslam ülküsü ile ilgili bazı veciz sözlerini de hatırlatmak isterim;

- Türklük bedenimiz, İslamiyet ruhumuzdur, ruhsuz beden ceset olur.

- Tanrı Dağı kadar Türk, Hıra Dağı kadar Müslüman’ız.

- İslamiyeti ele alıp, Türkçülüğü inkâr etmek ihanettir. Bunun tersi de aynı derecede gaflet ve ihanettir.

- İnsanları güçlü yapan, fikir, iman ve ülkü aşkıdır.

- Dünyaya felaket getiren iki şeyden biri emperyalizm, diğeri de ırkçılıktır.

- Türk toprakları üzerinde yaşayan Türk’ün dertleriyle dertlenen, sevinçleriyle sevinen ve kendini Türk hisseden herkes Türk’tür.

- Mücadelemiz, her ne pahasına olursa olsun siyasi kazanç sağlamak değil, ahlak ve fazilet mücadelesidir.

- Türk Milleti için kurtuluş ve yükseliş çaresi, kendi dini inançlarıyla Milliyetçilik Ülküsüne sarılmaktır”.

Bu gün MHP’ ye gönül verenlerin ve MHP’ yi yöneten kadroların bu veciz sözlere çok dikkat etmeleri gerektiğini düşünüyorum.

MHP’nin efsane lideri Başbuğ Türkeş gibi bir liderden bayrağı devralan MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli de bugün uyguladığı sağduyulu politikalar ile MHP’ye yakışan başarılı bir gelecek için çalışmaktadır.

Özellikle benim işte vefa bu dediğim.

Yaptığı her konuşmasında, verdiği her mesajda, “MHP, Onun en büyük eseridir” diyerek, Türkeş adıyla gururlanan Dr. Devlet Bahçeli, nin Alpaslan Türkeş’in mezarı başında söylediği şu cümleler de çok manidardır.

‘’Merhum Türkeş Bey, yaklaşık yarım yüzyıl önce, milletimizin yine bugünkü gibi ağır buhranlara boğuştuğu ve kendi değerleri içinden bir umut aradığı dönemde ortaya çıkarak, muhteşem eserlere damgasını vurmuş gerçek bir dava adamıdır. Bugün, karşımızdaki ağır ve tahrik edici, tahammülü çok zor olan milli sorunlar karşısında dahi Türk milliyetçileri ve ülkücü gençlik sağduyulu, gerçekçi ve dengeli davranabiliyorsa, bu hasletlerin yerleşmesinde şüphe yok ki liderimizin etkisi çok büyüktür. Ne var ki, Türkiye’mizin talihsizliği, çığ gibi büyüyerek milli varlığımızı tehdit edecek boyutlara ulaşan beka düzeyindeki tehlikeleri durduracak milliyetçi bir iktidarın ülkeyi yönetmiyor olmasıdır.”

Evet, Başbuğ Türkeş, ortaya koyduğu görüşler ve gösterdiği hedefler ile her zaman Türk Milletinin hislerine tercüman olmuştur.

BAŞBUĞ DİYOR Kİ

Büyük davalar, büyük mücadeleler ister, çile, sabır kararlılık ister.

Arkadaşlar!

Fikir ve haklı bir dava en büyük kuvvettir.

Doğru bir fikri yenecek hiçbir kuvvet yoktur.

Başbuğun ölümünün yıl dönümünde yüreği vatanı, milleti, dini için çarpan bir Müslüman evladı olarak.

Başbuğ’a Rabbimden Rahmet diliyorum.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Erzurum Olay | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 532 414 82 11 0 538 776 25 25