Her 8 kadından biri risk altında! Meme kanserinin bu belirtilerine dikkat
Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında açıklamalarda bulunan Cerrahi Onkoloji Uzmanı Op. Dr. Fuat Şentürk, her 8 kadından birinin meme kanseri riski taşıdığını belirterek belirtiler, risk faktörleri ve erken teşhis yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi.
“Her 8 kadından biri meme kanseri riski taşıyor”
Meme dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalması sonucu ortaya çıkan meme kanserinin erken evrede tespit edildiğinde tedavi başarısının yüksek olduğunu belirten Op. Dr. Fuat Şentürk, hastalıkla ilgili farkındalığın önemine vurgu yaptı.
Şentürk, “Meme kanseri dünyada ve ülkemizde kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. Her 8 kadından biri meme kanseri riski taşımaktadır. Nadir de olsa erkekleri de etkileyebilen bu hastalıkta risk faktörlerini bilmek, erken belirtileri tanımak ve zamanında hekime başvurmak hastalığın seyrini belirleyen en temel unsurdur” dedi.
Hastalığın gelişiminde genetik, hormonal ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynadığını ifade eden Şentürk; ileri yaş, ailede kanser öyküsü, erken adet görme, geç menopoz, hiç doğum yapmamış olma, uzun süreli hormon tedavisi, obezite ve hareketsiz yaşamın başlıca risk faktörleri arasında bulunduğunu kaydetti.
Bu belirtilere dikkat
Meme kanserinin erken evrede herhangi bir belirti vermeyebileceğine dikkat çeken Şentürk, hastalıkta görülebilecek belirtileri sıraladı.
Bunlar arasında memede veya koltuk altında ele gelen sert ve ağrısız kitle, memenin şekil veya boyutunda değişiklik, ciltte kızarıklık, çöküntü veya portakal kabuğu görünümü, meme başında içe çekilme, özellikle kanlı akıntı ve geçmeyen yaralar yer alıyor.
Kitlelerin çoğunlukla meme dokusunun yoğun olduğu, koltuk altına yakın üst dış bölgede görüldüğünü belirten Şentürk, kitlelerin genellikle sert, düzensiz sınırlı ve ağrısız olduğunu ifade etti.
Şentürk, bazı durumlarda kitle ele gelmeden yalnızca cilt veya meme başındaki değişikliklerle de hastalığın kendini gösterebileceğini söyledi.
Erken teşhiste 3 önemli aşama
Meme kanserinde tanı sürecinin klinik muayene, görüntüleme ve gerektiğinde biyopsi aşamalarından oluştuğunu belirten Şentürk; mamografi, meme ultrasonografisi ve meme MR'ının tanı sürecinde kullanılan yöntemler arasında bulunduğunu aktardı.
Kendi kendine meme muayenesinin tek başına tanı koydurmadığını ancak kişinin kendi meme dokusunu tanıması açısından önemli olduğunu belirten Şentürk, şöyle konuştu:
“Kendi kendine meme muayenesi tek başına teşhis koydurmaz ancak kişinin kendi dokusunu tanıması ve olağan dışı değişiklikleri erken fark etmesi açısından hayati bir adımdır. Ayna karşısında simetri incelemesi, sırtüstü yatarken doku ve koltuk altı kontrolü ile meme başı akıntısının değerlendirilmesi düzenli olarak yapılmalıdır.”
Tedavi hastaya göre planlanıyor
Meme kanseri tedavisinin hastalığın evresine ve kişinin genel durumuna göre planlandığını belirten Şentürk, tedavi seçenekleri arasında cerrahi müdahale, radyoterapi, kemoterapi, hormon tedavisi ve hedefe yönelik akıllı ilaç uygulamalarının bulunduğunu ifade etti.
“Farkındalık en önemli unsur”
Meme kanserinden korunma ve risklerin azaltılması konusunda da önerilerde bulunan Şentürk, ideal kilonun korunması, düzenli egzersiz yapılması, sebze ve lif ağırlıklı beslenilmesi ile alkol ve tütünden uzak durulmasının önemine dikkat çekti.
Şentürk, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“İdeal kiloyu korumak, düzenli egzersiz yapmak, sebze ve lif ağırlıklı beslenmek, alkol ve tütünden uzak durmak kanser riskini önemli ölçüde azaltır. Ancak korunmada ve ertelememede en önemli unsur farkındalıktır. Aile öyküsü olanların taramalarını aksatmaması, her kadının düzenli mamografi ve hekim kontrollerini yaptırması hayat kurtarır.”


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.