Rektör Hacımüftüoğlu’ndan aşı mesajı: Türkiye dışa bağımlılığını azaltmalı
Kongrede konuşan bilim insanları, aşı karşıtlığıyla mücadelenin ve Türkiye’nin kendi aşı teknolojilerini geliştirerek dışa bağımlılığını azaltmasının önemini vurguladı.
Konya Selçuk Üniversitesi ev sahipliğinde, Sultan Alparslan Kültür Merkezi Malazgirt Salonu’nda düzenlenen kongreye Rektör Hacımüftüoğlu’nun yanı sıra Aşı Bilimi Derneği Başkanı Prof. Dr. Adnan Yüksel Gürüz, Türkiye Aşı Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ateş Kara, İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal ve Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.
“Pandemi, yerli aşı üretiminin önemini gösterdi”
Kongrenin açılış konuşmasını yapan Yerel Kongre Başkanı ve Selçuk Üniversitesi Aşı Geliştirme Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Osman Erganiş, aşılamanın salgın hastalıklarla mücadelede en ekonomik ve pratik yöntemlerden biri olduğunu söyledi.
COVID-19 pandemisi sırasında yaşanan tedarik sorunlarının yerli aşı üretiminin önemini ortaya koyduğunu belirten Erganiş, TURKOVAC’ın geliştirilmesine ve Türkiye’nin veteriner aşı üretim altyapısına dikkat çekti. Erganiş, bilim insanlarının desteklenmesi ve kurumlar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Hacımüftüoğlu: “Aşılar 70 milyon insanın hayatını kurtardı”
Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, aşıların insanlığın salgın hastalıklara karşı geliştirdiği en güçlü bilimsel çözümler arasında yer aldığını belirtti. Aşılar sayesinde tahminen 70 milyon insanın hayatının kurtarıldığını ifade eden Hacımüftüoğlu, COVID-19 pandemisinin yerli üretim ve teknolojik bağımsızlığın önemini bir kez daha gösterdiğini kaydetti.
Dışarıdan ham madde tedarikinin kesilmesi durumunda Türkiye’nin ilaç üretim kapasitesinin 28-29 günle sınırlı kalabildiğini belirten Hacımüftüoğlu, sağlık alanında dışa bağımlılığın azaltılması gerektiğini vurguladı.
Yeni nesil aşı teknolojilerine de değinen Hacımüftüoğlu, mRNA teknolojisi ve yapay zekâ destekli antijen tasarımlarının araştırmalarda yeni imkânlar sunduğunu ifade etti. Kanser, Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıklara yönelik terapötik aşı çalışmalarının da yeni araştırma alanları oluşturduğunu dile getirdi.
“Hiç uğruna kaybettiğimiz insanlar var”
Aşı Bilimi Derneği Başkanı Prof. Dr. Adnan Yüksel Gürüz, aşı karşıtlığının toplum sağlığı açısından önemli bir sorun olduğunu belirterek pandemi döneminde dünya genelinde 7,5 milyon insanın hayatını kaybettiğini hatırlattı.
Meslek hayatının 41’inci yılında bu kayıplardan üzüntü duyduğunu ifade eden Gürüz, aşıların içeriği ve etkileri konusunda toplumda hâlâ soru işaretleri bulunduğunu söyledi. Aşılamanın koruyucu hekimlik açısından önemine dikkat çeken Gürüz, Türkiye’nin kendi aşı teknolojisini geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
Sağlık Bakanlığı, TÜSEB, TÜBİTAK, üniversiteler ve araştırmacılar arasındaki iş birliğinin önemine değinen Gürüz, “Biz başardık, daha da iyisini yapmaya devam edeceğiz!” dedi.
Prof. Dr. Kara: “Bilim karşıtlığı arttı”
Türkiye Aşı Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ateş Kara, pandemi döneminde bilim karşıtlığının belirgin biçimde arttığını söyledi. Sosyal medyada yayılan bilimsel gerçekleri reddeden söylemlerin aşı tereddüdünü beslediğini belirten Kara, 2026 yılında o tarihe kadar resmî rakamlara göre kızamık nedeniyle altı çocuğun hayatını kaybettiğini ifade etti.
Türkiye’nin aşı alanında önemli bir tarihsel birikime sahip olduğunu belirten Kara, Osmanlı döneminde aşı uygulamalarını yaygınlaştırmak amacıyla özel eğitimden geçirilen “aşıcılar” yetiştirildiğini anlattı. Türkiye’nin geçmişten gelen bilimsel ve teknolojik kapasitesinin korunması gerektiğini vurgulayan Kara, aşı geliştirme çalışmalarında farklı uzmanlık alanlarının birlikte çalışmasının önemine dikkat çekti.
Selçuk Üniversitesinde aşı çalışmaları sürüyor
Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz da aşı çalışmalarının bulaşıcı hastalıkların önlenmesi, insan ve hayvan sağlığının korunması açısından büyük önem taşıdığını söyledi. COVID-19 pandemisinin bilimsel hazırlığın ve uluslararası iş birliğinin gerekliliğini ortaya koyduğunu belirten Yılmaz, insan, hayvan ve çevre sağlığının birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini ifade etti.
Üniversitede aşı teknolojileri alanındaki araştırmaların devam ettiğini kaydeden Yılmaz, COVID-19’a karşı yürütülen iki aşı projesinin Dünya Sağlık Örgütünün izleme listesinde yer aldığını belirtti. TÜBİTAK destekli çalışmalarla farklı hastalıklara karşı yeni aşıların geliştirilmesinin hedeflendiğini söyleyen Yılmaz, genç bilim insanlarının desteklenmesi ve bilimsel iş birliklerinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.