Erzurum’da Aile Sempozyumu Sona Erdi: İşte Öne Çıkan Öneriler
Dokuz ülkeden ilim insanlarını buluşturan programın sonuç bildirgesinde dijital okuryazarlık, aile eğitimi, aile arabuluculuğu ve üniversitelerde Aile Enstitüleri kurulması gibi dikkat çeken öneriler yer aldı.
Erzurum’da Atatürk Üniversitesinin ev sahipliğinde, İslâm Âlimleri Vakfı ve Dünya Müslüman Âlimler Birliğinin iş birliğiyle gerçekleştirilen “Modern Saldırılar Karşısında Aile ve Neslin Korunması Uluslararası Sempozyumu” tamamlandı. 23-25 Ekim 2026 tarihleri arasında düzenlenen üç günlük sempozyumda, aile kurumunun karşı karşıya olduğu sorunlar farklı disiplinlerin bakış açısıyla ele alındı.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Erzurum Büyükşehir Belediyesinin de paydaşları arasında yer aldığı program, 15 Temmuz Millî İrade Salonu’nda gerçekleştirildi. Türkiye başta olmak üzere Katar, Mısır, Filistin, Cezayir, Suriye, Fas ve İngiltere’den akademisyenlerin katıldığı sempozyumda, yedi oturum boyunca aile yapısı, çocukların korunması, dijitalleşme ve toplumsal dönüşüm konuları değerlendirildi.
“Aile meselesi bir beka ve medeniyet meselesidir”
Sempozyumun açılışı, 23 Ekim Cuma günü Kur’an-ı Kerim tilavetiyle yapıldı. Açılış programında İslâm Âlimleri Vakfı Başkanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu, Dünya Müslüman Âlimler Birliği Başkanı Prof. Dr. Ali Muhyiddin el-Karadaği, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ve Erzurum Valisi Aydın Baruş konuşma yaptı.
Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, aile konusunun yalnızca toplumsal değil, aynı zamanda geleceği ve medeniyeti ilgilendiren bir mesele olduğunu vurguladı. Hacımüftüoğlu, aile ve nesil araştırmalarına yönelik disiplinlerarası bir yapılanma kurulması önerisini de gündeme getirdi.
İlk oturumda kadın haklarında denge ilkesi, kutsal kitapların aileye yaklaşımı, aile kurumunun yaşadığı medeniyet krizi ve hadisler ışığında neslin korunması gibi konular tartışıldı.
Dijital tehlikeler ve aile içi iletişim ele alındı
Sempozyumun 24 Ekim Cumartesi günü gerçekleştirilen oturumlarında aile yapısındaki değişim ve dijital çağın etkileri öne çıktı.
Hz. Peygamber’in çocuklar ve gençlerle iletişimi, Mehmet Âkif Ersoy’un Safahat eserindeki toplumsal tespitleri, aile hakemliği ve arabuluculuğu, medyanın değerler üzerindeki etkisi ve Türk ailesinde yaşanan dönüşümler değerlendirildi.
Ayrıca dijital tehlikelere karşı ailenin korunması, boşanmayı önleyici tedbirler, aile kurumuna yönelik manipülatif enformasyon ve demografik değişimlerin sosyokültürel sonuçları üzerinde duruldu.
25 Ekim Pazar günü yapılan son oturumda ise dijital bağımlılığın aile içi iletişime etkisi, çocukların psikolojik ve eğitsel gelişimi, iş stresinin aile ilişkilerine yansıması ve evliliğe hazırlık programları ele alındı.
Sonuç bildirgesinde hangi öneriler yer aldı?
Sempozyumun sonuç bildirgesini açıklayan Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu, aile kurumunu etkileyen sosyal, kültürel ve ekonomik değişimlerin bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Hacımüftüoğlu, özellikle ekran bağımlılığı ve zararlı dijital içeriklerin aile içi iletişimi ve nesiller arasındaki bağları olumsuz etkilediğine dikkat çekerek ebeveynlerin dijital okuryazarlık becerilerinin geliştirilmesi çağrısında bulundu.
Sonuç bildirgesinde öne çıkan öneriler arasında şunlar yer aldı:
Ebeveynlere yönelik dijital okuryazarlık eğitimlerinin yaygınlaştırılması.
Evlilik öncesinde eş adaylarına, evlilik sonrasında ise çiftlere aile eğitimi verilmesi.
Aile arabuluculuğu ve aile hakemliği mekanizmalarının hukuki ve işlevsel bir zemine kavuşturulması.
Üniversiteler bünyesinde müstakil Aile Enstitülerinin kurulması.
Gençlerin meslek sahibi olmalarını ve aile kurmalarını destekleyecek eğitim düzenlemelerinin değerlendirilmesi.
Aile yapısının korunmasına yönelik bilimsel çalışmaların ve kurumlar arası iş birliğinin artırılması.
Hacımüftüoğlu, nüfus yenilenme hızındaki düşüşün önemli bir sorun olduğunu ifade ederek gençlerin hayata daha erken atılmasını destekleyecek yeni bir eğitim düzeni önerisini de dile getirdi.
Filistinli aileler için uluslararası çağrı
Sonuç bildirgesinde Filistin’de savaş ve zulüm altında yaşayan ailelerin durumuna da dikkat çekildi. Hacımüftüoğlu, Filistinli ailelerin ve çocukların korunmasının neslin geleceği açısından acil bir mesele olduğunu belirterek İslâm dünyasına ve uluslararası topluma somut adımlar atılması çağrısında bulundu.
Bildiride ayrıca 2025 yılının “Aile Yılı”, 2026-2035 döneminin ise “Aile ve Nüfus On Yılı” ilan edilmesinin aile politikaları ve toplumsal farkındalık açısından değerlendirilmesi gereken bir fırsat olduğu vurgulandı.
Atatürk Üniversitesinden yeni araştırma yapılanması
Sempozyumun kapanışında konuşan Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, üç günlük toplantının ardından aile meselesinin geleceği ilgilendiren çok boyutlu bir konu olduğuna ilişkin ortak bir yaklaşımın güçlendiğini ifade etti.
Bir sempozyumun gerçek değerinin yalnızca sunulan bildirilerle değil, sonrasında hayata geçirilen çalışmalarla ölçüleceğini belirten Hacımüftüoğlu, Atatürk Üniversitesi olarak çeşitli adımlar atmaya hazır olduklarını söyledi.
Bu kapsamda ilahiyat, tıp, psikoloji, sosyoloji, hukuk, eğitim ve iletişim alanlarından akademisyenlerin katılımıyla disiplinlerarası aile ve nesil araştırmaları yapılanması için çalışmalar başlatılacağını açıkladı.
Sempozyumda sunulan tebliğlerin bilimsel bir eser hâlinde yayımlanması, katılımcı kurumlarla ortak araştırma projeleri geliştirilmesi ve sonuç bildirgesindeki tavsiyelerin ilgili kurumlarla birlikte takip edilmesi de planlanan çalışmalar arasında yer aldı.
Hacımüftüoğlu, konuşmasını “Aileyi korumak, yalnızca bugünü değil, yarını korumaktır.” sözleriyle tamamladı.
Uluslararası sempozyum, sonuç bildirgesinin kamuoyuyla paylaşılmasının ardından katılımcılara yönelik düzenlenen Erzurum şehir gezisiyle sona erdi.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.