BAYRAMIMIZ KUTLU, İSLAM ÂLEMİ MUTLU OLSUN

Bizi önce on bir ayın sultanı Ramazan'a, onunla şereflendikten sonra da bayrama ulaştıran Allah'a nihayetsiz şükürler olsun.

Arife günü hanıma; "Fındık, fıstık, ceviz, çikolata alalım; 'arafalık' için kapımıza gelecek çocuklara mahcup olmayalım," diye takıldım.

​Hanım, "Galiba kendini Erzurum'da sanıyorsun, arafalık mı kaldı zamane bayramlarında, hele de Ankara’da?" diyerek gülümsedi. Ben de biliyordum bilmesine de gönlüme çocukluğumdan manzaralar düşüren hatıralarımın canlanmasına mani olamadım işte.

​Yarın tüm dünya Müslümanlarının, bayramın gönül ferahlatan rüzgârıyla mutlu olmasını ne kadar isterdim. Bayramlarda dilimden düşürmediğim Alvarlı Efe’nin "Can bula cananını, bayram o bayram olur" şiirini yine gözlerimi yumarak sessizce terennüm ettim. İçimden gelen bir ilhamla şiirin güçlü dizelerinde ufak değişiklikler yaparak şöyle mırıldandım: "Savaşlar sona erse, İslam Âleminde barış egemen olsa, çocuklar ölmese; bayram o bayram olur!"

​Dil ile duayı fiili duaya dönüştüremeyen milyonlarca Müslüman’ın temennileri ne yazık ki gerçek olamıyor. Yıllardır teknolojiyi ölüm canavarına çeviren güçlü orduların kurşunları, bombaları, füzeleri ile yüzlerce masum ya Ramazan'a ulaşamıyor ya bayrama erişemiyor. Kadınlar, çocuklar hunharca katlediliyor.

​Daha Ramazan'ın başında 200'e yakın masum çocuk İran’da bombardıman altında can verdi. Sıra sıra dizilmiş beyaz kefenler içindeki masum yavruları ekranlarda izlediğimde, kendi evimden bir ölü çıkmışçasına dizlerimi dövdüm, gözyaşı döktüm.

​Hâlen bu ve benzeri tabloların tesiri altındayım.

​Bu ruh hali içinde gel de bayram et, neşelen, huzur ile çoluk çocuğuna harçlık ver. "Komşusu açken tok yatan bizden değildir," buyurulurken; komşusu bombalar altında can verirken huzur içinde uyuyan nasıl bizden olabilir, sorarım size.

​Bu ağır hissiyat altında karşıladığım bayram için, mutat olduğu üzere bir mesaj yayımlamak için klavyenin başına oturdum. Şu cümleler döküldü parmaklarımdan:

​Çocukluğumuzda babamızın elinden tutup gittiğimiz bayram namazlarının ruhumuza nakşettiği o uhrevi coşkuyu, nadide bir mücevher gibi derunumuzda saklıyoruz.

​Camilerden semaya yükselen tekbir seslerinin ilahi neşesinden nasiplenmeyen gönlün; çorak bir topraktan, çiçek açmayan kuru daldan ne farkı var? Bu bilinçle sırat-ı müstakim üzere, evlat ve torunlarımızla el ele geleceğe yürüyoruz.

​Unutmayalım: Bayramda çocukları, yetimleri, fakirleri sevindirenin sevindiricisi Allah'tır!

​En güzel bayram, henüz kutlamadığımızdır; biliyoruz.

​Bayramımız kutlu olsun.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Köşe Yazıları