FABRİKA DEVLETTEN, İŞLETME MİLLETTEN!

Erzurum’un, ekonomik tabloda hak ettiği "refah ligine" çıkması için eminim ki herkes elinden geleni yapıyor; siyasi ve idari kadrolar yıllardır yoğun gayret gösteriyor. Bu samimi arayışların netice vermediğini söylemek haksızlık olur, lakin yükselişe geçme çabasındaki kalkınma uçağının henüz bulutlarla buluştuğunu söyleyecek durumda da değiliz.

​Neden yoğun gayretlere rağmen kentsel zenginleşme devrimini bir türlü gerçekleştiremiyoruz? Şehrin zengin insan kaynakları hazinesine ve güçlü, yaratıcı girişimci sınıfının varlığına rağmen hayalimizdeki şahlanışı neden tamamlayamıyoruz?

​Bu sorular zihnimi her meşgul ettiğinde, Pentagon planlamacılarının o meşhur ve sarsıcı öğretisini hatırlıyorum: "Amatörler strateji konuşur, profesyoneller lojistik (kaynak) konuşur. Kaynak temin edilmeden girişilecek her hamle, bir strateji değil ancak bir halüsinasyondan ibarettir!"

​O halde gelin şehrin gün gibi aşikâr kaynak temini zaafıyla yüzleşelim:

Erzurum'un istenilen düzeyde refaha ulaşması için kesinlikle dışsal bir kaynağa ihtiyacı var. Şehrin kişi başına düşen mevduat ve tasarruf miktarı, kendi öz kaynaklarıyla ileri düzey sanayi yatırımları yapmaya elverişli değil. Kendi yağımızla kavrulmaya çalışırken, tencerenin altı her geçen gün daha da soğuyor.

Gökkuşağının Ana Rengi: Kamu Yatırımları

Önce teşhisi doğru koyalım: Şehrin bir numaralı meselesi kaynak teminidir. Yıllardır hemşehri sermayesinin şehre çekilmesi konusunu defalarca yazdım, çizdim. Ancak kalkınmanın finansmanını bir gökkuşağına benzetirsek; gurbetteki sermaye bu kuşağın sadece tek bir rengidir. Diğer renk, şehirde faaliyet gösteren iş insanlarımızdır. Bunların öz varlık toplamı kentin bütünsel kalkınmasına kâfi gelmediğine göre, geriye ana kaynak damarı olarak doğrudan Kamu Yatırımı seçeneği kalıyor. Velhasıl yerel kalkınma; sadece yerel imkânların ve mahalli girişimcilerin gayretinin sırtına yüklenemeyecek kadar büyük bir sorumluluktur.

Sihirli Formül: "Fabrikası Devletten, İşletmesi Milletten"

​Yıllar önce kaleme aldığım bu başlık, Erzurum için bir "hızlı kalkınma reçetesi" niteliğindedir. Biraz ayrıntı verelim: Özellikle ilçelerimizde kurulacak ileri teknoloji donanımlı tesisler ve il merkezinde hayata geçirilecek Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile Erzurum’u bir "Hollanda ölçeğinde gıda üssü" haline getirmek hiç de hayal değil.

​Mevcut "KÖİ" modelleri Erzurum’un kısıtlı sermaye yapısına ağır gelebilir. Benim önerdiğim model şudur:

"Devlet olarak fabrikayı, atölyeyi, tesisi yap, üreticinin kuracağı kooperatiflere sembolik bir bedelle kirala, ürününe pazar bul, rüştünü ispat edince de ona devret!"

​Hatta daha ötesini söyleyeyim: Yap-İşlettir-Hibe Et! Çünkü bu topraklarda tüten her baca, vatanın bekasına atılmış en sağlam düğümdür.

Teşvik Yetmez, İnşa Lazım

​Son yıllarda Erzurum; yatırım indirimleri ve teşvikler bakımından hiç ihmal edilmedi. Hükümetin bu ilgi ve desteği artırarak sürdüreceğinden şüphem yok. Ancak teşvik tek başına bir "davet"tir; bize o daveti icraata dökecek "doğrudan inşa" lazımdır.

​Yeter ki şehrin önderleri, girişimcileri ve bürokratik kademeleri bu modern modeller üzerinde çalışsınlar; siyasilerin önüne genel taleplerle değil, somut ve rasyonel projelerle çıksınlar.

Sonuç olarak;

Kamunun isabetli yerel planlaması, yol göstericiliği ve doğrudan yeterli miktarda sermaye katkısı ile Erzurum’u hayal ettiğimiz süper kalkınma ligine çıkarmak ham bir hayal değil, tahakkuku pekâla mümkün makul bir hedeftir.

whatsapp-image-2026-03-15-at-13-32-22-001.jpeg

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Köşe Yazıları