Vahdet Nafiz Aksu
YATIRIMCI İÇİN MIKNATIS ŞEHİR OLMAK
Öteden beri yerel yöneticilerimiz şu minvalde açıklamalar yapar, bizler de bunu canıgönülden destekleriz:
"Erzurum'a yeter ki yatırımcı gelsin; havalimanında karşılarız, makam aracımızı tahsis ederiz, yatırımcıyı başüstünde tutarız."
Akıllı, dirayetli ve vizyoner hangi yönetici; şehrine yatırım yapmak, büyük eserler inşa etmek isteyen bir yatırımcıyı baş tacı etmez ki?
Nitekim bu amaçla yolu Erzurum'a düşen girişimciler, üst düzey yöneticilerden daima yakın ilgi görmüşlerdir. Hükümetlerin kalkınmada öncelikli yörelere tanıdığı imkânlar çerçevesinde, iş insanlarına bütün kapılar ardına kadar açılmış; hatta bürokrasinin katı kuralları, mevzuatın el verdiği ölçüde esnetilmeye çalışılmıştır.
Fakat sermaye, duygusallıktan haz etmez. Ekonomi, her zaman kendi kurallarını dayatır. İş insanı ise sahaya öncelikle kâr-zarar hesabıyla iner. Bu da yetmez, kilisel ve markasal onurunun zedelenmemesini arzu eder, dedikoduyla, hasetle yıpratılmamayı bekler. Bazen bu hususlarda yeterli toplumsal hassasiyetin gösterilmediğine şahit olup üzülüyoruz. Yatırımcı denen nazlı kuş taşlandığı dala konmaz, sermaye iltifat görmediği diyardan göçer, hatta kaçar!
Dağarcıklarında sermaye, arkalarında tecrübe bulunmayan, kartvizitleri zengin, kendileri cıbıl iş insanı kılıklı çok sayıda dolandırıcının siyasileri ve kent yöneticilerini bunalttıklarına, hatta zaman zaman yanılttıklarına da şahit olmuşuzdur. Bunları istisna kabul edip, yüz kızartıcı hikâyeleriyle köşemizi kirletmeyelim.
Diyelim ki gerçek yatırımcının yolu, dört gözle yatırım bekleyen şehrimize düştü…
Vali Bey'in makamında çaylar içildi, Büyükşehir Belediye Başkanı'nın makamında kahveler yudumlandı. Cağ kebabı yenildi, kadayıf dolmasının tadına bakıldı, su böreğine çatal saplandı…
Sonra sıra sadede geldi.
"Samimi misafirperverlik" faslından sonra ekonominin o soğuk, rasyonel ve kâr-zarar odaklı gerçekliğiyle yüzleştiğimiz an, tam da yerel kalkınmanın düğümlendiği yerdir.
Fabrika kuracaklar; uygun koşullarla arsa tahsisi lazım. Şirket kuracaklar; muafiyet lazım. Vergi indirimi nerede, teşvikler hangi seviyede? Atölye, fabrika inşa edecekler; altyapı hazır mı?
"Tohum cebimizde, tarlayı gösterin" diyorlar.
"Biz özel sektörüz; kamu ile iş birliğine geldik. Elinizde ne var, görelim" diyorlar.
Bir zamanlar sadece yazıp çizmekle kalmadık; Erzurum'dan güçlü bir heyet oluşturarak, Çankaya Üniversitesi'nin sahibi kıymetli hemşehrimiz Sıtkı Alp'i ziyaret ettik. O yıllarda Atatürk Üniversitesi bünyesinde Hukuk Fakültesi henüz açılmamıştı. Şehrimizde özel bir hukuk fakültesinin öğrenim vermesini arzu ediyorduk.
Kendisi teklifimizi büyük bir içtenlikle karşıladı. YÖK nezdinde yapılan görüşmeleri ve sonraki gelişmeleri anlatarak vaktinizi almak istemem. Ancak şu kadarını söylememe müsaade edin: Süreci yakından takip eden dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı ve Valisi tam anlamıyla seferber olmuşlardı. Hatta Sayın Vali'nin, "Yeter ki böyle bir karar alınsın; okul yeri olarak valilik binasını bile tahsis ederim" mealindeki yaklaşımı, meselenin ne derece sahiplenildiğini göstermeye yetiyordu.
Yatırımcının samimiyetine inanıldığında, şehrin bu konulardaki yaklaşımı ve kararlılığı daima bu ölçüdedir.
Öte yandan, son yıllarda devletin sunduğu yatırım imtiyazları ve doğrudan teşvik uygulamaları da büyük yatırımlar için önemli fırsatlar oluşturuyor.
Peki, kent yönetiminin bütün bu olumlu yaklaşımına ve devletin sağladığı ciddi avantajlara rağmen; neden sanayileşme ve zenginleşme devriminde arzu ettiğimiz kıvama hâlâ ulaşamıyoruz?
İşte bu soru, üzerinde çok düşünülmesi ve derinlemesine tahlil edilmesi gereken hayati bir meseledir.
Biz, on yıl önce şu tespiti yapmışız. Bugün siz ne dersiniz?
"Şehrin yeni yaratıcı girişimci sınıfının inşası", "il dışındaki girişimcinin şehre çekilmesi" ve "hemşehri sermayesinin yeniden şehre kazandırılması" için artık yeni bir anlayışa ve farklı bir yaklaşım biçimine ihtiyaç vardır.
Öncelikle; dünyayı okuyabilen, yatırım dili bilen ve küresel ağlarla temas kurabilen "kozmokrat bürokratlar" devreye sokulmalıdır. Yatırımcı daveti, yatırımcı iknası ve şehir markalaşması süreçlerini profesyonel biçimde yönetecek yeni yerel birimler vakit kaybetmeden oluşturulmalıdır. Gerçek yatırımcı için Cazibe Merkezi, hatta "mıknatıs şehir" olmakla yükümlüyüz!


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.