Vahdet Nafiz Aksu
YEREL KALKINMANIN ALTI ALTIN KURALI
On beş yıl önce kaleme aldığım bu yazı dile gelip, "Arşivde çok sıkıldım sahip, gün yüzüne çıkar da biraz nefes alayım," dedi. Kırmak istemedim...
Şehrin maddi ve manevi kalkınma davası uzun ve sabırlı bir yolculuğu gerektiriyor. Bu yolculuğa çıkarken yetenekli, girişimci, sağlam karakterli ve dürüst kadrolara her şeyden çok ihtiyaç var.
Şirketlerin, kuruluşların ve bireysel girişimcilerin olduğu gibi şehirlerin önünde de büyük fırsatlar adeta kuyruğa girmiş durumda.
"Yaratıcı girişimci" patron ve yöneticilere sahip şirketler, bu fırsatları süngerin suyu emmesi gibi emiyorlar; geliştikçe gelişiyor, büyüdükçe büyüyorlar.
Tıpkı bunun gibi; "yaratıcı girişimci" yöneticilere sahip şehirler de gıpta ile izlenen, hayranlıkla gözlenen "kalkınma atılımlarına" imza atıyorlar.
"Erzurum’un kapısında bekleyen 'büyük kalkınma ve yatırım fırsatlarını' ne kadar değerlendirebiliyoruz?" sorusu çok temel ve okkalı bir sorudur. Cevabı kişiden kişiye, bakıştan bakışa değişir.
Yazının başında belirttiğim "şehirlerin önündeki büyük fırsatlar", yıllardan beri bizim kapımızda da kuyruğa girmiş durumda. Kapıyı, pencereyi ardına kadar açma beceresini gösterebilirsek...
Yerel yöneticiler birer "yatırımcı ve girişimci avcısı" gibi uyanık ve cevval olursa… Kulakları yatırımcı sesinde, gözleri girişimci yolunda, gece gündüz tam teyakkuzda ise…
Hükümet nezdinde "iş kovalayıp iş bitirecek" kabiliyette iseler… Yüksek siyaset ve ekonomi bürokrasisi ile şehrin arasına duvar örmeyip köprüler kuracak kırattaysalar… Kapımızda nazlı misafirler gibi bekleyen "fırsatlar", içeri girmekte tereddüt göstermez/göstermiyor.
Şehrin maddi ve manevi kalkınma davası uzun ve sabırlı bir yolculuğu gerektiriyor. Bu yolculuğa çıkarken yetenekli, girişimci, sağlam karakterli ve dürüst kadrolara her şeyden çok ihtiyaç var.
"Un hazır, su hazır, tekne hazır, helva yapamıyoruz," deriz ya… Yerel yöneticiler maharetli birer "helva aşçısı" olmak zorundalar.
Şehrimizin "üst bürokrasisi" bu kıstaslara ne kadar uyuyor? Onu sizler değerlendirin.
Ben izninizle başka bir şey yapayım. Kalkınma maratonunda ipi göğüsleyen illerin yönetici kadrolarını takip etmeyi seviyorum. Çalışmalarını izliyor, notlar tutuyorum. Onları sizinle paylaşayım.
Gıpta ile izlenen, hayranlıkla gözlenen "kalkınma atılımlarına" imza atmış şehirlerde gözlediğim hususlar şunlardır:
1. Entelektüel Sermayeden Yararlanma
Başta siyasi kadrolar ve kent yöneticileri, şehirlerin entelektüel sermayesinden yeterince yararlanmayı prensip edinmişlerdir. Tüm dünyaya yayılmış "hemşehrilerinin" şehirleri için düşüncelerinden, projelerinden ve imkânlarından azami şekilde yararlanmanın bir yolunu bulmuşlardır.
2. "Kolektif Deha" İnancı
"Kolektif Deha"nın gücüne inanılmıştır. "Ağanın beyni üstüne beyin olur mu?" şeklindeki beşinci sınıf ego zıplamalarına şehir kurban edilmemiştir. Danışma ve dayanışma üst düzeydedir. Şehrin "üstün yetenek" havuzu yosunlaşmaya bırakılmamıştır. Fikir medcezirlerine, beyin fırtınalarına kulak verilmiştir. Yöneticiler içe kapanmamış; meselelere kurumsal değil, bütünsel yaklaşılmıştır. Şehir, her türlü kişisel, siyasi ve mesleksel kaygının üzerinde mütalaa edilmiştir.
3. Liyakat ve Dinamizm
Torpil tüketen, emi-dayı ya da siyasetçi stepneleri ile ayakta kalmaya çalışan bürokrat tipine değil; fikir üreten, proje yaratan, girişken, yaratıcı ve dinamik memura itibar edilmiştir. Öylesi aranmış ve bulunmuştur.
4. Global Hizmet Pratiği
Bürokrasi, mühim işleri "komisyona havale" kolaycılığından sıyrılmıştır; "katılım, müşavere ve danışma platformları" yaratma ve onlardan yararlanma maharetini kazanmıştır. Yerel üst bürokrasi, "global hizmet düzeyini" yakalamıştır. Yerel ihtiyaçların farkındadır ve bu ihtiyaçları küresel yöntemlerle çözme pratiğini edinmiştir.
5. Yapıcı Siyaset ve Toplumsal Güven
Siyaset, enerjisini şehrin yüksek çıkarları doğrultusunda harcamaktadır; büyük işler, büyük projeler peşindedir. Yerel siyasi aktörler, tıpkı bir semazen edasıyla iş görmektedirler. Bir elleri yukarıda, iktidarın üst katlarında… Diğer elleri hep halkın içinde… Yukarıdan aldığını aşağıya tevzi etmekte, aşağıdan tespit ettiği sorunları düzenli olarak yukarıya aktarmakta...
Halka karşı müşfik, merhametli ve hamiyetli… Şehrin çıkarları söz konusu olduğunda kararlı, dirayetli, vakur ve icabında haşin… Fakir fukara, hasta, engelli herkes; "Başıma bir iş gelse ne gam, arkamda kapı gibi bakanım, vekilim var..." emniyeti içindedir.
6. Sorumluluk Bilinci ve Eylem
Bu şehirlerin üst bürokratları yetkilerinin farkında, sorumluluklarının bilincindedir. Çok okuyorlar, araştırıyorlar… Makamlarına vidayla bağlı değiller, görevlerine halatla bağlılar. İdare-i maslahat ve yirmi dört saat istirahatle meşgul değiller.
Sözümüz, şehrimizin geleceği için gece gündüz çalışan kıymetli yöneticilere değil, bu kıvamda olmayanlara tabi ki..
Kısacası; becerikli birer ORGANİZASYON İNSANI onlar... Yan gelip yatan YORGANİZASYON İNSANI değil…



Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.