Vahdet Nafiz Aksu

Vahdet Nafiz Aksu

MİLYONLARIN AKIL ALMAZ SAHTEKÂR SEVİCİLİĞİ

Geçen gün telefonda sohbet ettiğim bir arkadaşım, “Biliyor musun, anamın ak sütü gibi helal kazancımla hayatımda en nefret ettiğim şeyi yaptım; kumar oynadım,” dedi.

Böyle ortamlardan uzak, saygın bir kişi olduğunu bildiğim dostuma sözlerinin nedenini sorduğumda anlatmaya başladı:

“Memleketin altını üstüne getiren büyük deprem felaketini işitir işitmez, seksen milyon gibi benim de yüreğim yandı. 99 depreminde yakınlarını kaybetmiş biri olarak sadece dua etmekle yetinmeyip felaketin yaralarını sarmak için kollarını sıvayanlara katkıda bulunmak istedim. Elimden geleni de yaptım; gıda yardımı yapan organizasyonlara karınca kararınca destek oldum. Bu çerçevede, sosyal medyada bir iyilik meleği gibi parlatılan Ahbap’a da nakdî yardımda bulundum. Ancak Haluk Levent hakkındaki iddialar ve geçmişte karıştığı birtakım olaylar, aldığı mahkumiyetler ortaya dökülünce büyük bir üzüntüye kapıldım, derin bir pişmanlık yaşadım. Bir savaşa cephane sağlayan, o savaşta öldürülenlerin de katilidir. Ben de kendimi helal paralarımla sanki bir kumarbazın ruletini çevirmiş, bir bahisçinin kuponuna para akıtmış gibi hissettim; bu yüzden çok üzgünüm. Nasıl sosyal medyanın dolduruşuna geldim, nasıl bir sahtekârın peşine takıldım, kendimi affedemiyorum. Niye araştırmadım, sormadım, soruşturmadım? Ne kadar esef etsem yeridir. ”

İstismar edilmiş yardımseverlik duygularının kurbanı olan dostumu teselli etmeye çalıştım:

“Memleketin asrın felaketiyle karşı karşıya kaldığı, milletin derin bir kedere gark olduğu o zor günlerde; yoğun ve organize bir propaganda ile sosyal medyada kahramanlaştırılan bir figürün büyüsüne kapılan sadece sen değilsin. Maalesef on binlerce kişi, bir arama motoruna iki kelime yazmakla ortaya çıkacak gerçekleri görmezden geldi. Kurnazlığı ve pişkinliğiyle bir dolandırıcılık üstadı haline gelen o sahtekâra hiç hak etmediği bir güven kalkanı oluşturdu. Organize trollerin cilalamasıyla ona limitsiz bir kredi açmakla kalmadı, sonrasında denetleme gereği de duymadı.

Maalesef merhamet ve iyi niyetimizin kurbanı olmakta; suni kahramanlara kanmakta üstümüze yok. Bu konuda halk olarak sicilimiz hiç temiz değil. Her inananda olması gereken feraset duygusunda zaafımız var; "Mümin, aynı delikten iki defa sokulmaz” hadis-i şerifinden hiç ders almıyoruz. Meşhur ve malum kandırılma, dolandırılma hikâyelerimiz bir değil, on değil. Adeta dolandırıcıların baştacı edildiği, sülün osman üreten bir toplum haline geldik. Bir gün kent meydanlarının sahtekar heykelleriyle süslendiğini görürsem hiç şaşırmayacağım! ”

Arkadaşım, “Doğru,” dedi. “Maalesef bu memleket; şarlatanların, dolandırıcıların ve yalancıların kandıracak insan bulmakta zorlanmadıkları bir diyar oldu. Elbette bu gibi olumsuz vakalar merhamet duygularımızı ve yardımlaşma isteğimizi zayıflatmamalı; ama akıllı, ferasetli ve tedbirli insanlar olarak kime ne verdiğimizin bilincinde olmalıyız. Kandırılmaya müsait kişilerin bol olduğu toplumlarda, sahtekârlar cirit atar. Merhamet ve yardımlaşma hislerimiz, bizi dolandırıcıların oltasına kolayca takılacak avlar haline getirmemeli. Devlet de bu konudaki mevzuatı tekrar gözden geçirerek derneklere yardım toplama izni verirken daha dikkatli ve titiz davranmalı.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Vahdet Nafiz Aksu Arşivi

MİLLETİN UNUTMADIĞI 15 TEMMUZ KAHRAMANLARI

15 Temmuz 2026 Çarşamba 12:33

YEREL KALKINMANIN ALTI ALTIN KURALI

14 Haziran 2026 Pazar 19:19