Esat Bindesen
ÜNİVERSİTE YÜKSELİRSE ERZURUM KAZANIR
Bir şehrin kaderini değiştiren yatırımlar vardır.
Yol yaparsınız, ulaşımı kolaylaştırırsınız.
Fabrika kurarsınız, istihdam oluşturursunuz.
Hastane açarsınız, insanların hayatına dokunursunuz.
Ama öyle bir kurum vardır ki, yaptığı her iş bütün bunların tamamını aynı anda etkiler.
O kurum üniversitedir.
*
Çünkü üniversite sadece eğitim veren bir yapı değildir.
Bilginin üretildiği,
Teknolojinin geliştirildiği,
Geleceğin şekillendirildiği merkezdir.
İşte bu nedenle Atatürk Üniversitesinde son dönemde yaşanan gelişmeleri yalnızca akademik başarı olarak görmek büyük haksızlık olur.
Çünkü mesele birkaç sıralama yükselmekten ibaret değil.
Mesele, Erzurum'un yeniden bilimle, üretimle ve vizyonla anılmaya başlamasıdır.
*
Rektör Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu'nun açıkladığı rakamları dikkatle inceledim.
Rakamların dili bazen siyasetin, bazen de günlük tartışmaların çok ötesinde gerçekleri anlatır.
Bir yılda SCI, SCIE ve AHCI kapsamındaki yayın sayısını 370 artırarak Türkiye'de en fazla artış sağlayan üniversite olmak küçümsenecek bir başarı değildir.
Daha önemlisi, dünya genelinde en çok atıf alan yüzde 10'luk bilimsel yayınlarda Türkiye birinciliğine ulaşılmasıdır.
Bilim dünyasında alkışı yayın sayısı değil, yayınların gördüğü etki belirler.
Atıf, yapılan çalışmanın dünyada karşılık bulduğunu gösterir.
Bu açıdan bakıldığında ortaya çıkan tablo oldukça kıymetlidir.
*
Benim dikkatimi çeken bir başka başlık ise patentler oldu.
Yıllardır "üniversite-sanayi iş birliği" denilir.
Yıllardır "üreten üniversite" söylemleri dinlenir.
Fakat bunların somut karşılığını görmek her zaman mümkün olmaz.
Atatürk Üniversitesinin sağlık alanında yapay zeka patentlerinde Türkiye birincisi olması, genel sıralamada ise dev teknoloji şirketlerinin hemen ardından üçüncü sırada yer alması artık sözün değil, üretimin konuştuğunu gösteriyor.
Patent demek fikir demektir.
Patent demek teknoloji demektir.
Patent demek ekonomik değer demektir.
Dünyada zenginleşen ülkelerin ortak özelliği de tam olarak budur.
Bilgiyi ürüne dönüştürebilmek.
*
Sağlık alanındaki yatırımlar da göz ardı edilemez.
Araştırma Hastanesine kazandırılan ileri teknoloji nöroanjiografi sistemi...
Türkiye üniversitelerinde ilk kez aynı merkezde hizmet vermeye başlayan SMILE Pro ve EX500 lazer teknolojileri...
Bunlar sadece cihaz değildir.
Erzurum'a gelmek zorunda kalan bir hastanın umududur.
Çevre illerden gelen vatandaşın zamanıdır.
Bölgenin sağlık gücüdür.
*
Bir başka önemli konu ise gençler...
Bugün Türkiye'nin en büyük problemi beyin göçü.
Başarılı gençleri şehirde tutamıyoruz.
Üniversiteler arasındaki rekabet artık bina yarışı değil, öğrenci yarışıdır.
Bu nedenle derece yapan öğrencilere verilen burslar, bütünleşik yüksek lisans uygulaması ve akademik kariyerin erkenden planlanması son derece önemli adımlardır.
Nitelikli öğrenci gelirse nitelikli akademisyen yetişir.
Nitelikli akademisyen yetişirse kaliteli araştırma yapılır.
Kaliteli araştırma olursa şehir kazanır.
Bu zincirin başka yolu yoktur.
*
Elbette üniversitenin başarısı yalnızca kampüs duvarları içinde kalmamalıdır.
Üniversite şehirle konuşmalı...
Sanayiyle üretmeli...
Çiftçiyle buluşmalı...
Esnafın sorununu dinlemeli...
Yerel yönetimlere bilimsel katkı sunmalı...
İşte Erzurum'un öncelikli sorunları için oluşturulan komisyonlar, yüzlerce paydaşın katıldığı toplantılar ve yapay zeka tabanlı tarım projeleri bu nedenle önemlidir.
Üniversite bilgi üretirken şehir de o bilgiden faydalanmalıdır.
Aksi halde başarı yalnızca raporlarda kalır.
*
Uluslararası sıralamalarda yükseliş...
THE...
URAP...
RUR...
Webometrics...
Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları...
Bütün bunlar elbette gurur verici.
Ancak asıl soru şudur:
Bu başarılar Erzurum'un sosyal hayatına,
Ekonomisine,
Sanayisine,
Tarımına,
Gençliğine ne kadar yansıyacak?
Asıl başarı burada başlayacaktır.
Çünkü güçlü üniversitenin güçlü şehir üretmesi gerekir.
*
Ben yıllardır şuna inanıyorum.
Erzurum'un geleceğini ne tek başına siyaset kurtarır...
Ne tek başına yatırım...
Ne de sadece büyük projeler...
Bu şehrin en büyük gücü aklıdır.
O aklın merkezi de Atatürk Üniversitesidir, ETÜ dür.
Üniversite ne kadar üretirse Erzurum o kadar büyür.
Üniversite ne kadar dünyaya açılırsa Erzurum da o kadar görünür olur.
Üniversite ne kadar güçlü olursa gençlerimizin umutları da o kadar büyür.
*
Bugün açıklanan rakamlar bir sonuçtur.
Asıl mesele bundan sonrasıdır.
Bu ivme korunabilecek mi?
Bilimsel üretim sürdürülebilecek mi?
Üniversite ile şehir arasındaki bağ daha da güçlendirilebilecek mi?
İşte bundan sonraki süreçte cevap aramamız gereken sorular bunlardır.
Çünkü güçlü bir Atatürk Üniversitesi yalnızca akademinin değil, Erzurum'un da en büyük kazanımıdır.
Ve unutmayalım...
Bir şehir, üniversitesi kadar geleceğe yürür.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.