Ahmet Abiç'ten SEO'yu Erişilebilir Kılma Hikayesi
KOBİ SEO'nun Kurucusu Ahmet Abiç, SEO'yu küçük işletmeler için neden ve nasıl erişilebilir kıldığını, ücretsiz araçların ve yapay zeka döneminin bu tabloyu nasıl değiştirdiğini anlattı.
Erişilebilir SEO derken tam olarak neyi kastediyorsunuz?
Çoğu kişi erişilebilir kelimesini ucuz olarak anlıyor, oysa mesele bundan çok daha geniş. Benim için erişilebilir SEO üç şey demek. Birincisi anlaşılır olması, yani işletme sahibinin ne için ödeme yaptığını ve ne beklemesi gerektiğini net biçimde bilmesi. İkincisi ölçülebilir olması, yapılan işin sonucunun somut verilerle görülebilmesi. Üçüncüsü de dürüst olması, yani gerçekçi olmayan sözler verilmemesi. Fiyat bu denklemin yalnızca bir parçası. Bir hizmet uygun fiyatlı olabilir ama işletme sahibi ne olduğunu anlamıyorsa, o hizmet aslında erişilebilir değildir.
Bunu somut bir örnekle anlatayım. Bir işletmeye kırk sayfalık, terimlerle dolu bir rapor sunabilirsiniz. Teknik olarak eksiksiz olabilir ama işletme sahibi o raporu okuyup ne yapacağını anlamıyorsa, o rapor işe yaramaz. Erişilebilir olan, o kırk sayfayı işletme sahibinin bir kahve molasında kavrayabileceği birkaç net karara dönüştürebilmektir. İş, bilgiyi çoğaltmak değil, doğru bilgiyi sade biçimde ulaştırmak.
Küçük bir işletme için görünür olmak neden bu kadar kritik?
Çünkü küçük bir işletmenin çoğu zaman ihtiyacı yüz binlerce ziyaretçi değil. İhtiyacı olan şey, doğru kişinin doğru anda kendisini bulması. Bir mahalledeki kliniğin, küçük bir üreticinin ya da yerel bir hizmet şirketinin peşinde olduğu kitle bellidir. Bu kitle onu ararken karşısına çıkamıyorsa, sunduğu bütün kalite görünmez kalıyor. Büyük bir markanın kaybettiği bir ziyaretçi denizde bir damla olabilir, ama küçük bir işletme için o tek müşteri çoğu zaman ayın kârı demek. Bu yüzden erişilebilir ve doğru kurgulanmış bir görünürlük, küçük işletme için bir lüks değil, doğrudan ayakta kalma meselesi.
Küçük işletmeler SEO'ya en çok nerede takılıyor?
İşletme sahibiyle birebir çalışan bir SEO danışmanı olarak şunu net görüyorum: en büyük engel çoğu zaman bütçe değil, güven ve anlama sorunudur. Küçük işletme sahibi genelde kendi alanında çok iyidir ama dijital tarafın diline uzaktır. Karşısına terimlerle dolu, ne anlama geldiği belirsiz tekliflerle çıkıldığında haklı olarak temkinli davranıyor.
Bir diğer takılma noktası da geçmiş deneyimler. Birçok küçük işletme daha önce ödediği paranın karşılığını alamamış, hatta ihtiyacı olmayan hizmetler satın almış. Bu deneyimden sonra bütün sektöre mesafeli yaklaşıyorlar. Bu güveni yeniden kurmanın tek yolu baştan dürüst olmak ve işletmenin gerçekten ihtiyacı olmayan hiçbir şeyi önermemek. Bu yüzden işe önce anlatmakla başlıyorum. Ne yapacağımızı, neden yapacağımızı ve neyi bekleyip neyi beklememesi gerektiğini sade bir dille konuşuyoruz. İnsan anlamadığı bir şeye para ayırmakta zorlanır, anladığı bir şeye ise ortak olur.
Ücretsiz araçlar ve ücretsiz analiz bu işin neresinde?
Erişilebilirliğin en somut adımı bu. Bir işletmenin ilk sorusu genelde şudur: benim durumum ne? Bu sorunun cevabını almak için baştan para ödemek zorunda kalmamalı. Bu yüzden herkesin kullanabileceği ücretsiz araçlar hazırlıyoruz. İşletme sahibi hiçbir ücret ödemeden sitesinin durumunu görebiliyor, nerede eksik olduğunu anlayabiliyor.
Son olarak buna yapay zeka tarafını da ekledik. İşletmeler artık ücretsiz bir yapay zeka görünürlüğü analizi ile yapay zeka araçlarında nasıl göründüklerini ölçebiliyor. Görülemeyen bir şey iyileştirilemez, o yüzden ilk adım her zaman görmek. Bir işletme parayı, ancak neyi neden yaptığını gördükten sonra doğru yere harcar.
Bu araçların bir amacı da işletme sahibini bağımlı kılmamak. Amaç, insanların kendi durumlarını kendilerinin görebilmesi. Bunu gördükten sonra profesyonel desteğe ihtiyaç duyup duymayacaklarına kendileri karar veriyor. Bu, bilgiyi elinde tutup pazarlık gücü yaratmanın tam tersi bir yaklaşım. Bir işletme kendi durumunu net gördüğünde hem daha doğru kararlar veriyor hem de kime ve ne için güveneceğini çok daha rahat seçiyor.
Bilgiyi ücretsiz paylaşmak markaya zarar vermiyor mu?
Tam tersini düşünüyorum. Bilgiyi saklayarak değil, paylaşarak büyümeye inanıyorum. Bir işletme sahibinin işin mantığını anlaması onu benden uzaklaştırmıyor, aksine doğru soruları sormasını sağlıyor. Zaten yapay zekanın saniyeler içinde içerik ürettiği bir dünyada, bilgiyi kilit altında tutmak diye bir lüks kalmadı.
Değer artık ham bilgide değil, o bilgiyi gerçek deneyimle birleştirip işletmeye özel biçimde uygulayabilmekte. Herkesin ulaşabileceği genel bilgiyi bir kez daha söylemenin kimseye faydası yok. Gerçek verilerle anlatılan çalışmalar da bunun bir parçası. Bir işi nasıl yaptığımızı ve hangi adımın ne sonuç verdiğini açıkça paylaşmak, hem işletmelere yol gösteriyor hem de anlattığımız şeyin arkasında durduğumuzu gösteriyor. Yapay zeka çağında bir markayı ayakta tutan da tam olarak bu: kopyalanamayan gerçek deneyim ve şeffaflık. Sonuçta bir işletme sahibi, kendisine dürüstçe yol gösteren bir markayı kolay kolay unutmuyor.
Yapay zeka dönemi erişilebilirliği nasıl etkiliyor?
Yapay zeka bu alanda beklenmedik bir eşitlik getiriyor. Klasik dönemde büyük bütçe, daha çok içerik ve daha çok bağlantı çoğu zaman avantaj demekti. Yapay zeka tarafında durum farklı işliyor. Yapay zeka sistemleri bir konuyu gerçekten bilen, özgün ve güvenilir kaynakları öne çıkarıyor ve bu görünürlük tek bir devin tekelinde değil, çok geniş bir alana yayılıyor.
Bunun bir nedeni de yapay zekanın bir markayı yalnızca kendi sitesinden değil, internetin genelinden tanıması. Bir işletme hakkında güvenilir yerlerde, gerçek kullanıcı deneyimlerinde ve sektörel kaynaklarda oluşan tutarlı bir izlenim, o işletmenin yapay zeka yanıtlarında anılmasını sağlıyor. Küçük bir işletmenin dar ama gerçek bir konuda uzman olması, geniş ama yüzeysel bir varlıktan daha değerli hale geliyor. Yani doğru yapılandırılmış, gerçek uzmanlık taşıyan küçük bir işletme bu yeni düzende büyük bir markanın hemen yanında anılabiliyor. Bu, küçük işletmeler için yıllardır olmayan bir fırsat. Bu yüzden bir işletmenin gerçek müşteri deneyimleri, güvenilir kaynaklardaki varlığı ve tutarlı itibarı, artık en az kendi sitesi kadar önemli. Doğru kurgulanmış bir küçük işletme, ilk kez büyük bütçelerle aynı masaya oturabiliyor.
Erişilebilir olmak, sonuç sözü vermek anlamına mı geliyor?
Hayır, tam aksine. Erişilebilir olmanın bir parçası da dürüst olmak. Kimseye şu tarihte şu sıraya çıkarsınız gibi bir söz vermiyorum, çünkü bunu arama motorlarında kimse garanti edemez. Bunun yerine ne yaptığımızı, neyi neden yaptığımızı ve sonuçları açık biçimde paylaşıyorum. Abartılı bir vaat kısa vadede kulağa hoş gelir ama uzun vadede güveni bitirir.
Ben kalıcı bir ilişki kurmak istiyorum. İşletme sahibinin her adımı görebilmesi, benim için erişilebilirliğin garanti vaadinden çok daha değerli bir parçası. Garanti sözü veren bir teklif çoğu zaman bir uyarı işaretidir. Ben işletmelere sonuç garantisi değil, gerçek veriler üzerinden ilerleyen bir yol arkadaşlığı öneriyorum. Şeffaflık ise bu işin en erişilebilir hali.
Bu yaklaşım yalnızca küçük işletmeler için mi geçerli?
Çıkış noktamız küçük işletmelerdi ama anlaşılır, ölçülebilir ve dürüst olma ilkesi herkes için geçerli. Bugün e-ticaret markaları, yeni kurulan teknoloji şirketleri ve büyümek isteyen orta ölçekli işletmeler de aynı netliği istiyor. Kimse ne için ödediğini bilmeden ilerlemek istemiyor. Yani erişilebilir SEO aslında bir bütçe meselesi değil, bir çalışma biçimi. Büyük bir işletme de olsanız, açık ve ölçülebilir bir yaklaşımı hak ediyorsunuz. Değişen tek şey ölçek oluyor, ilkeler her ölçekte aynı kalıyor.
Bu model farklı ülkelerdeki işletmelerde de işliyor mu?
İşliyor, çünkü mesele dilde ya da ülkede değil, mantıkta. Farklı ülkelerdeki işletmelerle çalışırken arama davranışları ve rekabet değişiyor, ama işletme sahibinin ne için ödediğini anlama ihtiyacı her yerde aynı. Yapay zeka aramaları da bu ihtiyacı küresel ölçekte birbirine yaklaştırdı. Bir işletme ister Türkiye'de ister başka bir ülkede olsun, bugün karşılaştığı soru aynı: müşterim beni ararken, hem klasik aramada hem de yapay zekada karşısına çıkıyor muyum?
Peki KOBİ SEO'yu bu alandaki diğer yaklaşımlardan ayıran ne?
Fark, işin merkezine ne koyduğunuzda. Birçok yaklaşım merkeze satılacak paketi koyar ve işletmeyi o pakete uydurmaya çalışır. Biz merkeze işletmenin kendisini koyuyoruz. Önce ne sattığını, kimin aradığını ve nerede eksik kaldığını anlıyoruz, sonra yalnızca gerçekten karşılığı olan işi öneriyoruz. Ücretsiz araçlar, gerçek verilerle anlatılan çalışmalar ve garanti yerine şeffaflık, hepsi bu bakışın sonucu. Amacımız işletmeye olmayan bir kimlik ya da uzmanlık atfetmek değil, zaten iyi olanı daha görünür kılmak.
Küçük bir işletme bugün nereden başlamalı?
En basit yerden, kendi durumunu görmekten. Google'da ve artık yapay zekada nasıl göründüğünü öğrenmeden atılan her adım tahmine dayanır. Bu yüzden önce ücretsiz araçlarla mevcut tabloyu çıkarmalarını öneriyorum. Ardından en çok karşılığı olan birkaç işe odaklanmak, gerisini sonraya bırakmak çoğu zaman yeterli. Küçük işletmenin gücü sadeliğinde; her şeyi aynı anda yapmaya çalışmak yerine doğru sırayla ilerlemek çok daha iyi sonuç veriyor. Çoğu işletme sahibi baştan çok şey yapmaya çalışıp yoruluyor ve bırakıyor. Oysa doğru sırayla atılan küçük ama tutarlı adımlar, dağınık bir çabadan çok daha kalıcı sonuç veriyor.
KOBİ SEO olarak bütün yaklaşımımız da bunun üzerine kurulu: küçük işletmenin hak ettiği görünürlüğü, onun ölçeğine ve bütçesine uygun biçimde inşa etmek. Bunu ne kadar sade ve anlaşılır biçimde yaparsak, işletme sahibi süreci o kadar çok sahipleniyor ve elde edilen görünürlük o kadar kalıcı oluyor. Çünkü bir işletmenin büyüklüğü değil, doğru yerde ve doğru anda görünür olması belirleyici. Bulunan işletme, sonunda kazanan işletmedir.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.