Çocuk Ortodontisinde Yer Tutucu ve Alışkanlık Kırıcı Apareyler Ne Yapar, Ne Yapmaz

Çocuk Ortodontisinde Yer Tutucu ve Alışkanlık Kırıcı Apareyler Ne Yapar, Ne Yapmaz
Çocuk Ortodontisinde Yer Tutucu ve Alışkanlık Kırıcı Apareyler Ne Yapar, Ne Yapmaz

Çocuk ortodontisinde yapılan her uygulamanın amacı dişleri düzeltmek değildir. Bir bölümünün işi henüz bozulmamış olanı yerinde tutmak, bir bölümünün işi ise gelişimi zorlayan bir kuvveti ortadan kaldırmaktır. Yer tutucular ve alışkanlık kırıcı apareyler bu iki görevi üstlenen araçlardır. İkisi de diş dizmez, ikisi de bir tedavi planının yerine geçmez; ancak doğru vakada devreye girdiklerinde sonradan yapılacak işin kapsamını değiştirebilirler.

Koruyucu ve yönlendirici yaklaşım neyi hedefler

Ortodontide koruyucu yaklaşım, mevcut düzenin bozulmasına yol açabilecek bir etkeni ortadan kaldırmayı ya da bir boşluğun daralmasını engellemeyi hedefler. Yönlendirici yaklaşım ise gelişmekte olan bir düzensizliğe erken evrede müdahale ederek ilerlemesini sınırlamayı amaçlar. Aradaki fark uygulamanın karmaşıklığında değil, zamanlamasında ve amacındadır.

Bu ayrımın pratikte doğrudan bir karşılığı var. Koruyucu bir uygulamada çoğu zaman ortada henüz görünür bir bozukluk yoktur. Ailenin “dişlerinde bir sorun görmüyorum” demesi ile hekimin bir aparey önermesi bu yüzden aynı anda mümkün olabilir. Değerlendirilen şey o anki görüntü değil, süt dişlenmesinden kalıcı dişlenmeye geçişte neyin nereye oturacağıdır.

Bir alışkanlık dişleri neden hareket ettirir

Parmak emme, emzik kullanımı, dil itme ve dudak ısırma gibi alışkanlıkların ortak yanı, dişlere ve çevresindeki dokulara düzenli biçimde tek yönlü bir kuvvet uygulamalarıdır. Ortodontik diş hareketi de hafif ve sürekli kuvvetle gerçekleştiği için, günün belirli bölümünde tekrarlanan bir alışkanlık zamanla dişlerin konumunu etkileyebilir. Belirleyici olan kuvvetin şiddetinden çok, ne kadar süreyle ve ne sıklıkta uygulandığıdır.

Etkinin ortaya çıkıp çıkmayacağı tek bir değişkene bağlı değildir. Alışkanlığın hangi gelişim döneminde sürdüğü, günlük toplam süresi ve çocuğun kendi yapısal özellikleri sonucu birlikte belirler. Aşağıdaki tablo sık karşılaşılan alışkanlıkları, bunların ağızda gözlenebilen etkilerini ve değerlendirmede ağırlık taşıyan noktaları bir arada gösterir. Tablo bir öz değerlendirme aracı değildir; hangi bulgunun ne anlama geldiği muayeneyle belirlenir.

Alışkanlık

Ağızda gözlenebilen etki

Değerlendirmede belirleyici olan

Parmak emme

Ön dişlerde açıklık eğilimi, üst kesicilerde öne doğru eğim

Kalıcı ön dişler sürdükten sonra da sürüp sürmediği

Emzik veya biberon kullanımı

Ön bölgede benzer etkiler, damak formunda değişiklik

Günlük kullanım süresi ve bırakma dönemi

Dil itme

Yutkunmada dilin dişleri öne itmesi, ön bölgede kapanma güçlüğü

Mevcut açıklığın nedeni mi yoksa sonucu mu olduğu

Tırnak veya kalem ısırma

Kesici kenarlarda aşınma ve tek noktada zorlanma

Sürekliliği ve zorlanan dişin mevcut konumu

Ağızdan nefes alma

Dudakların kapanmakta zorlanması, ağız kuruluğu

Burun yolunu ilgilendiren bir nedenin bulunup bulunmadığı

Son satır ayrı bir not gerektirir. Ağızdan nefes alma her zaman bir alışkanlık değildir; nedeni burun yolundaki bir tıkanıklık olabilir ve böyle bir tabloda ortodontik aparey sorunun kaynağına dokunmaz. Bu nedenle ilk adım, kulak burun boğaz değerlendirmesinin tamamlanmasıdır.

Alışkanlık kırıcı aparey engellemez, hatırlatır

Alışkanlık kırıcı apareyler, adının çağrıştırdığının aksine hareketi zorla engelleyen cihazlar değildir. Yaptıkları iş, alışkanlığın otomatik biçimde tekrarlanmasını güçleştirmek ve çocuğa o anda ne yaptığını fark ettirmektir. Parmak emmede parmağın damağa yaslanacağı alanı ortadan kaldıran, dil itmede dilin öne doğru hareketini sınırlayan tasarımlar bu mantıkla çalışır. Ağza sabitlenen türleri olduğu gibi takıp çıkarılabilen türleri de vardır.

Sonuç büyük ölçüde çocuğun sürece nasıl dahil edildiğine bağlıdır. Aparey bir ceza aracı olarak sunulduğunda çocuk direnç geliştirir ve alışkanlık çoğu zaman başka bir biçimde geri döner. Apareyin neden takıldığını çocuğun kendi düzeyinde anlaması, uygulamanın en belirleyici parçasıdır. Apareyin türü, uygulanacağı dönem ve kullanım süresi ise ailenin talebine göre değil, çocuk ortodonti tedavisi kapsamında yapılan klinik muayene ve analiz sonrasında belirlenir.

Her alışkanlık aparey gerektirmez

Bir alışkanlığın varlığı tek başına müdahale gerekçesi değildir. Küçük yaşta görülen emme alışkanlıklarının bir bölümü kendiliğinden sonlanır ve ağızda kalıcı bir iz bırakmaz. Aparey gündeme geldiğinde bakılan şey alışkanlığın kendisinden çok, gelişim ilerlerken sürüp sürmediği ve ağızda görülebilir bir etki bırakıp bırakmadığıdır.

Ailenin bu aşamada üstleneceği rol müdahale etmek değildir. Evde uygulanan acı verici maddeler, sarma yöntemleri veya baskı içeren yaklaşımlar çoğu zaman alışkanlığın nedenine dokunmaz ve çocukla kurulan ilişkiyi zorlar. Yararlı olan tarafta gözlem vardır: alışkanlık hangi durumlarda ortaya çıkıyor, günün hangi saatlerinde yoğunlaşıyor, son dönemde artıyor mu azalıyor mu. Bu bilgiler muayenede hekimin işine yarar.

Süt dişi erken kaybedildiğinde yer neden daralır

Süt dişlerinin bilinen işlevlerinin yanında daha az konuşulan bir görevi vardır: altından gelecek kalıcı dişin süreceği alanı korumak. Bir süt azı dişi, yerini alacak kalıcı diş sürmeye hazır olmadan çürük veya travma nedeniyle kaybedildiğinde, komşu dişler boşluğa doğru eğilmeye ya da kaymaya başlayabilir.

Bu hareket yavaş ilerlediği için evde fark edilmesi güçtür. Ortaya çıkan sonuç boşluğun tamamen kapanması değil, daralmasıdır. Kalıcı diş sürme zamanı geldiğinde kendisine ayrılmış alanı daralmış bulur; sürerken yön değiştirebilir, komşusunun üzerine binebilir ya da kemik içinde kalabilir. O aşamada çözülmesi gereken sorun artık tek bir dişin eksikliği değil, dizilimin bütünüdür.

Yer tutucu ne yapar, ne yapmaz

Yer tutucu, erken kaybedilen süt dişinin bıraktığı boşluğu kalıcı diş sürene kadar açık tutan apareydir. Kaybedilen dişin yerine yeni bir diş koymaz, çeneyi genişletmez ve mevcut çapraşıklığı düzeltmez. Tek işi, komşu dişlerin boşluğa doğru hareketini durdurarak alanı olduğu gibi bırakmaktır.

  • Sabit tipler komşu dişe bantlanır veya yapıştırılır ve çocuk tarafından çıkarılamaz.
  • Hareketli tipler takıp çıkarılabilir; bu da kullanım disiplinini uygulamanın bir parçası haline getirir.
  • Tek bir boşluğu koruyan tasarımlar olduğu gibi, aynı çenede birden fazla bölgeyi ilgilendiren tasarımlar da vardır.
  • Aparey, kalıcı diş sürmeye başladığında görevini tamamlar ve hekim tarafından çıkarılır.

Hangi tipin uygun olduğu; kaybedilen dişin bulunduğu bölgeye, kalıcı dişin gelişim durumuna ve çocuğun ağız bakımı alışkanlığına göre değişir. Bu değerlendirme radyografik inceleme olmadan tamamlanamaz, çünkü kalıcı dişin kök gelişiminin hangi aşamada olduğu ancak film üzerinde görülür.

Erken diş kaybı her zaman yer tutucu anlamına gelmez

Erken diş kaybı ile yer tutucu ihtiyacı otomatik olarak eşleşmez. Kalıcı diş sürmeye yakınsa aparey gereksiz bir ara aşama yaratabilir. Bazı bölgelerde kayıp, dizilimi belirgin biçimde etkilemeyebilir. Bunun tersi de mümkündür: kayıp çok erken bir dönemde gerçekleştiyse boşluğun uzun süre korunması gerekir ve aparey belirli aralıklarla yenilenir.

Karar bu nedenle “diş düştü, yer tutucu takılır” kadar basit kurulmaz. Ölçülen şey kaybın kendisi değil, kalıcı dişin sürmesine kalan gelişim süresidir.

Koruyucu uygulama sonraki tedaviyi ortadan kaldırmaz

Koruyucu ve yönlendirici uygulamaların amacı ileride ortodontik tedavi yapılmasını gereksiz kılmak değildir. Yer tutucu alanı korur, alışkanlık kırıcı aparey zorlayıcı kuvveti ortadan kaldırır; ikisi de çocuğun iskeletsel gelişimini ya da diş boyutları ile çene boyutu arasındaki ilişkiyi değiştirmez. Bu uygulamalardan sonra da sabit tedavi veya farklı bir yaklaşım gerekebilir.

Katkıları başka yerde aranmalıdır: sonradan yapılacak tedavinin daha az sayıda değişkenle karşılaşmasında. Alanı korunmuş bir dizilimde çözülmesi gereken sorun sayısı, alanın daraldığı bir dizilime göre farklıdır. Bu farkın hangi vakada ne ölçüde ortaya çıkacağı ise vakadan vakaya değişir ve önceden sayısal bir ifadeyle ortaya konamaz.

Aparey takılan çocukta günlük düzen

Aparey takıldıktan sonraki dönem, apareyin tasarımı kadar belirleyicidir. İlk günlerde konuşmada ve yemek yemede kısa süreli bir alışma dönemi görülebilir, bu beklenen bir durumdur.

  • Sabit apareylerin çevresinde besin birikimi kolaylaşır; fırçalama düzeninin aparey çevresini de kapsaması gerekir.
  • Sert ve yapışkan gıdalar apareyin bağlantısını zorlayabilir.
  • Takıp çıkarılabilen tiplerde aparey ağız dışındayken kendi kutusunda saklanmalıdır.
  • Aparey gevşerse, kırılırsa ya da yumuşak dokuda rahatsızlık yaratırsa kontrol randevusu beklenmeden muayenehane bilgilendirilmelidir.
  • Kontroller yalnızca apareyin durumunu değil, kalıcı dişlerin sürme sürecini de izler.

Karar hangi bilgilerin üzerine kurulur

Çocukta koruyucu veya yönlendirici bir uygulamaya geçilip geçilmeyeceği tek bir bulguya bakılarak belirlenmez. Sıralama pratikte şöyle işler.

  1. Klinik muayenede dişlerin dizilimi, kapanış ilişkisi ve varsa alışkanlığın ağızdaki izleri değerlendirilir.
  2. Radyografik inceleme ile kalıcı dişlerin konumu ve kök gelişimi görülür.
  3. Aileden alınan bilgi, alışkanlığın ne kadar süredir devam ettiği ve diş kaybının ne zaman gerçekleştiği hakkında zaman bilgisi sağlar.
  4. Bulgular bir arada okunur; müdahale etmek, izlemek ve daha ileri bir tedaviye hazırlanmak seçenekleri karşılaştırılır.
  5. Uygulama başladıktan sonra da karar sabit kalmaz; gelişim ilerledikçe plan yeniden değerlendirilir.

Uzm. Dt. Çağrı Şibal, uzmanlığını Hacettepe Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Ortodonti Anabilim Dalı'nda tamamladı. İzmir Bayraklı'daki muayenehanesinde çocuklara özel ortodonti dahil olmak üzere ortodonti ve şeffaf plak tedavilerini ağız içi tarama ve dijital planlama ile yürütür. Randevu için 05325054008 numarası kullanılabilir.

Çocuk ortodontisinde erken dönemde alınan kararların çoğu, ne yapılacağından çok neyin bozulmasına izin verilmeyeceği üzerinedir. Bu yüzden koruyucu bir apareyin karşılığı çoğu zaman görünür bir değişiklikle değil, ortaya çıkmayan bir sorunla ölçülür.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.