İçel'de psikolog arayışında tanınma endişesi: kaygı neyi hedefler, gizlilik neyi karşılar
Orta ölçekli bir şehirde psikolog arayan kişinin aklındaki ilk soru çoğu zaman terapiyle ilgili değildir: “beni gören olur mu”. İçel adıyla da anılan Mersin gibi tanıdık ağlarının birbirine değdiği yerlerde bu soru, terapinin nasıl işlediği sorusundan önce gelir ve kararı fiilen o belirler.
Bu endişe tek parça değildir, bu yüzden tamamı aynı yerden karşılanmaz. Bir bölümü görüşmede anlatılanların korunmasıyla ilgilidir ve mesleğin gizlilik çerçevesi tam olarak orayı kapatır. Bir bölümü ise anlatılanla değil görülmekle ilgilidir; onun karşılığı bir ilke değil, görüşmenin nerede ve nasıl yapıldığıdır. İki soruyu ayırmak, kararı kilitleyen düğümün büyük kısmını çözer.
Aynı kaygı neden küçük şehirde daha ağır basar
Gündelik hayatın sınırlı sayıda güzergâh üzerinde yürüdüğü şehirlerde çevreler birbirinden bağımsız değildir. İş çevresi, akrabalık çevresi ve komşuluk çevresi çoğu zaman aynı kişilerde kesişir. Ortak tanıdık bulunma ihtimali metropol ölçeğine göre yapısal olarak yüksektir ve kişi bunu deneyimden bilir.
Bu nedenle “kimse fark etmez” türü rahatlatmalar işe yaramaz. Karşıdaki kişi gerçekçi bir hesap yapmaktadır; hesabın aşırı hassasiyet diye adlandırılması kaygıyı azaltmaz, yalnızca konuşulmaz hale getirir. Dikkat edilmesi gereken nokta şudur: endişe terapinin kendisine değil, terapiye giden yola bağlanmıştır. Yol ise değiştirilebilir bir şeydir.
Endişenin içeriği de sanıldığı gibi terapiye duyulan utanç değildir. Terapiyi başkaları için son derece olağan bulan, yakınlarını destek almaya teşvik eden kişiler de aynı tereddüdü yaşayabilir. Korunmak istenen şey terapinin kendisi değil, kişinin kendisiyle ilgili bir bilgiyi kimin, ne zaman ve hangi çerçevede öğreneceği üzerindeki denetimdir. Bir yere girip çıkarken görülmek bu denetimi tek hamlede ortadan kaldırır, çünkü bilgi kişinin ağzından değil, başkasının yorumuyla dolaşıma girer.
Tanınma endişesi tek bir soru değil
Tek başlık altında toplanan bu endişe pratikte birbirinden farklı dört soru içerir. Dördü aynı anda hissedilir, ama dördünün muhatabı ayrıdır.
Zihindeki soru | Neye dair | Karşılığı nerede aranır |
Giderken beni gören olur mu | Yola çıkmak, bir yere girip çıkmak, saat | Görüşmenin biçimi ve zamanlaması |
İçeride tanıdık birine denk gelir miyim | Bekleme sırasında karşılaşma ihtimali | Görüşmenin biçimi ve randevu düzeni |
Anlattıklarım dışarı çıkar mı | Görüşmede paylaşılan bilginin korunması | Mesleğin gizlilik çerçevesi |
Öğrenirlerse ne düşünürler | Kişinin kendi çevresinin tutumu | Görüşmenin kendi konusu olabilir |
Tablonun pratik sonucu şudur: yaşanan kaygının ağırlığı çoğu zaman ilk iki satırdadır, verilen güvence ise üçüncü satıra aittir. Kişi görülme sorusunu sorar, karşılığında anlatılanların korunduğu cevabını alır. Cevap doğrudur, ama sorulan sorunun cevabı değildir. Endişenin bir türlü yatışmaması genellikle bu kaymadan doğar.
Kaygının keskinleştiği durumlar
İlk iki satırın ağırlığı herkeste aynı değildir. Şehirde tanınan bir işi olan, gün içinde çok sayıda kişiyle karşılaşan ya da kendi çalışanları tarafından tanınan biri için görünürlük hesabı belirgin biçimde büyür. Ergen görüşmelerinde hesap okul çevresine taşınır: hem gencin arkadaş çevresi hem ailenin çevresi aynı anda devrededir ve karar iki tarafın birden verdiği bir karara dönüşür.
Çift ve aile görüşmelerinde ise görünürlük tek kişilik bir mesele olmaktan çıkar. Aynı anda birden fazla kişi aynı yere gider; birinin rahat olduğu düzenleme diğeri için rahat olmayabilir. Bu durumlarda biçim kararı, tarafların ayrı ayrı katlanabileceği bir düzen bulunmasını gerektirir ve konunun ilk temasta açıkça konuşulması ilerideki aksamaları önler.
Gizlilik hangi soruyu kapatır, hangisini kapatmaz
Görüşmede anlatılanların danışanın onayı olmadan üçüncü kişilerle paylaşılmaması, terapistin kişisel bir nezaket tercihi değil mesleğin çalışma koşuludur; kapsamı ve dar istisnaları mesleki etik ve mevzuat tarafından belirlenir. Bu çerçeve tablodaki üçüncü satırı bütünüyle karşılar ve karşıladığı yer orasıdır.
Karşılamadığı şey görünürlüktür. Hiçbir gizlilik ilkesi bir kişinin sokakta, asansörde veya bir kapının önünde görülmeyeceğini taahhüt edemez; bu terapistin denetimindeki bir alan değildir. Gizliliğin görünürlüğü de kapsadığı varsayıldığında kişi kendi sorusuna yanlış kapıda cevap arar ve çoğunlukla kararı erteleyerek oradan ayrılır.
Küçük ölçekli bir yerleşimde sık karşılaşılan bir soru daha vardır: terapistin kendisiyle ortak bir tanıdığın bulunması ya da önceden var olan uzak bir tanışıklık. Bu, sonradan fark edilmesi hem danışan hem terapist açısından zor bir konudur ve ilk temasta söylenebilecek en yararlı bilgilerden biridir. Böyle bir bağın nasıl ele alınacağı mesleğin etik çerçevesinin konusudur; kişinin kendi başına çözmesi ya da göze alması gereken bir durum değildir.
Bu ayrımı baştan kurmak ilk temasın içeriğini de değiştirir. Gizlilik ilkesini teyit etmek yerine, İçel psikolog desteği arayan kişinin görüşmenin hangi biçimde yürüyebileceğini sorması daha hızlı sonuç verir, çünkü üzerinde gerçekten karar verilebilecek soru budur.
Görünürlük sorusunun kendi cevabı
Görülme ve karşılaşma soruları doğrudan görüşmenin biçimiyle ilgilidir. Ekran üzerinden yapılan bir görüşmede gidilen bir adres, beklenen bir alan ve karşılaşılabilecek bir üçüncü kişi yoktur; tablodaki ilk iki satır bu kararla birlikte kapanır. Mersin'de yüz yüze ve online çalışan Klinik Psikolog Furkan Lenk'in tanımında da online görüşme, yüz yüze görüşmeyle aynı gizlilik ve etik çerçevede yürütülür. Değişen şey görüşmenin içeriği değil, yapıldığı yerdir.
Buna karşılık ekran görüşmesi soruyu ortadan kaldırmaz, yer değiştirir. Soru artık danışanın kendi tarafındadır: görüşmenin yapılacağı yerde başka kim var, kapısı kapanan bir oda bulunuyor mu, kulaklık kullanılacak mı, saat evin sakin olduğu bir zamana denk geliyor mu. Bunlar terapistin ayarlayabileceği başlıklar değildir ve çoğu kişi ayrıntıyı ancak görüşme başladıktan sonra fark eder.
Zamanlama da aynı hesabın parçasıdır. Görüşmenin hangi saate konduğu, hem yüz yüze biçimde yolun ne kadar kalabalık olacağını hem online biçimde evin ne kadar sakin olacağını belirler. Bu tercihin ilk temasta dile getirilmesi, sonradan üstü kapalı biçimde taşınmasından çok daha işlevlidir; randevu düzeni üzerinde konuşulabilecek bir başlıktır.
Biçim kararının kendi bedeli de vardır. Bazı kişiler için evden çıkıp bir yere gitmek, seansı gündelik hayattan ayıran şeyin ta kendisidir; ekran o ayrımı da inceltir. Bu nedenle online görüşme tanınma endişesinin otomatik cevabı değil, endişe kararı belirlediğinde masaya konabilecek somut bir seçenektir.
Endişenin ürettiği üç çıkış ve bedelleri
Tanınma endişesi kendi çözümlerini de üretir. Üçü de anlaşılırdır, üçü de bir bedelle gelir.
- Başka bir şehre gitmek. Görünürlük sorusunu çözer, yerine yol ve zaman yükü koyar. Görüşmeler haftalık planlandığında bu yük sürekliliği zorlar ve aksamalar terapinin içeriğiyle hiç ilgisi olmayan nedenlerle ortaya çıkar.
- Kimseye söylememek. Bu kişinin kendi tercihidir ve süreci bozmaz. Bozan şey, endişenin görüşmede de dile getirilmemesidir; tanınma kaygısı sürecin dışında tutulması gereken bir zayıflık değil, üzerinde konuşulabilecek bir başlıktır.
- Beklemek. Üçüncü çıkış, kararı belirsiz bir eşiğe ertelemektir. Oysa terapiye başlamak için kriz anını beklemek gerekmez; bekleme zorlanmayı değil, yalnızca karar anını öteler.
Ertelenen şey terapi değil, ilk temas
Bu noktada verilecek karar sanıldığı kadar büyük değildir. Karar uzun bir sürece bağlanmak değil, bir ilk görüşme ayarlamaktır. İlk görüşme bir değerlendirme oturumudur: başvuru nedeni, bunun gündelik hayata yansıması ve kişinin süreçten beklentisi karşılıklı olarak konuşulur. Görüşmenin biçimi de bu oturumun konularından biridir; hangi çerçevenin uygun olduğu birlikte belirlenir, sıklık ve süre danışanın ihtiyacına göre belirlenir.
Söylenmeyen bir endişenin kendi riski de vardır. Görünürlükten rahatsız olduğunu hiç söylemeyen bir kişi, düzenlemeyi değiştirmek yerine görüşmeleri seyrekleştirebilir. Dışarıdan bakıldığında bu tablo çalışmanın kendisiyle ilgili bir sorun gibi görünür, oysa nedeni yolun kendisidir ve söylendiğinde değiştirilebilecek bir ayrıntıdır.
Görünürlük endişesi terapinin kendisi hakkında hiçbir şey söylemez, yalnızca ona giden yolu daraltır. Yol genişletildiğinde geriye asıl soru kalır: kişinin neyi konuşmak istediği. Buradaki anlatım bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi teşhis veya tedavi yerine geçmez.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.