ÇİFTE KARDEŞLER ÜZERİNDEN ALGI OPERASYONU
Erzurum'da halk arasında "Çifte Kardeşler" olarak bilinen tarihi türbenin nakledilmesiyle ilgili yaşanan tartışmalarla ortaya çıkan gerginlikten siyasi ve ideolojik rant devşirmek isteyen çevrelerin de sahaya indiğini görüyoruz.
Her zaman olduğu gibi oklar bu kez de Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen'e çevrildi.
Oysa bazı gerçekleri hatırlamakta fayda var.
*
Tarihi eserler herhangi bir kişinin talimatıyla yıkılabilecek yapılar değildir.
Bırakın yıkmayı, tarihi bir esere izinsiz müdahalenin dahi ciddi hukuki yaptırımları vardır.
Bu konuda hapis cezasına kadar uzanan sorumluluklar söz konusudur.
Hiçbir kamu görevlisi ya da belediye başkanı böyle bir riski göze almaz.
*
Herkesin bildiği gibi bu tür işlemlerde ilgili kurullar devrededir.
Özellikle Kültür Varlıklarını Koruma Kurulları izin vermeden tarihi bir yapıya dokunmak, restorasyon yapmak veya yer değişikliği gerçekleştirmek mümkün değildir.
Bir diğer konu ise kentsel dönüşüm ve imar uygulamalarıdır.
Şehirler büyüyor, gelişiyor.
Bu süreçte yol genişletmeleri,
Çevre düzenlemeleri ve yeni şehircilik uygulamaları hayata geçiriliyor.
Böyle durumlarda taşınması mümkün olan tarihi yapıların,
Mezarların
Veya kültürel unsurların ilgili kurulların gözetiminde ve uzman ekiplerin kontrolünde nakledildiği bilinen bir gerçektir.
*
Elbette Çifte Kardeşler Türbesi'nin taşınma sürecinde eksiklikler yaşanmış olabilir. Uygulamada hatalar yapılmış olabilir.
Bunlar tartışılır,
Değerlendirilir ve gerekiyorsa sorumlular ortaya çıkarılır.
Ancak yaşanan her olumsuzluğu doğrudan Mehmet Sekmen'e yüklemek de hakkaniyetle bağdaşmaz.
Bazı çevreler gerçek olmayan iddiaları gerçekmiş gibi algılanması anlayışıyla hareket ederek bir algı oluşturmaya çalışıyor.
Peki sormak gerekir:
Kale çevresinin düzenlenmesi,
Üç Kümbetler ile Ulu Cami'nin bulunduğu tarihi alanın ortaya çıkarılması için büyük emek veren kim?
Mehmet Sekmen.
Atatürk Evi'nin çevresindeki kötü görüntüyü ortadan kaldırarak bölgeyi şehrin önemli cazibe merkezlerinden biri haline getiren kim?
Mehmet Sekmen.
Tarihi camilerin ve birçok kültürel mirasın restorasyon projelerine destek veren, bu çalışmaların önünü açan kim?
Yine Mehmet Sekmen.
*
Burada kimsenin avukatlığını yaptığımız yok.
Ben bir gazeteci olarak sadece hakkı teslim etmeye çalışıyorum.
Çünkü gazetecilik, kişilere göre değil gerçeklere göre konuşmayı gerektirir.
Hakkaniyetli olmak ise hem mesleki hem de vicdani bir sorumluluktur.
Bir insanı eleştirebilirsiniz.
Yanlışlarını söyleyebilirsiniz.
Hesap da sorabilirsiniz.
Ancak yapılan her hizmeti yok sayarak, yaşanan her olumsuzluğu tek bir kişinin üzerine yıkmaya çalışmak doğru değildir.
*
Bizim kültürümüzde güzel bir söz vardır:
"Yiğidi öldür ama hakkını yeme."
Bugün sosyal medyada kümelenen bazı grupların yaptığı tam da bunun tersidir.
Her gelişmede,
Her tartışmada,
Her problemde hedefe Mehmet Sekmen'i koymak, eleştiri sınırlarını aşan bir tutumdur.
Bu yaklaşımın adı siyaset değildir.
Bu yaklaşımın adı hakkaniyet hiç değildir.
Ortada bir eksiklik veya hata varsa konuşulur.
Ama olmayan bir suçu bir kişinin omuzlarına yüklemeye çalışmak iftiraya kapı aralamaktır.
Hani derler ya; "Çamur at, izi kalsın."
Bugün yapılmak istenen de biraz budur.
Çifte Kardeşler Türbesi üzerinden oluşturulan tartışmayı fırsata çevirmeye çalışanlar, aslında Erzurum'un son yıllarda kentin gelişmesi noktasında ortaya koyduğu değişimi ve gelişimi de görmezden geliyorlar.
Eleştiri başka şeydir.
Haksızlık başka şeydir.
Ve hiçbir dava, hiçbir siyasi hesap, hiçbir ideolojik bakış açısı haksızlığı meşru kılamaz.



Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.