İSRAF KARADELİĞİNİN ÇEKİM ALANINDAKİ ŞEHİRLER

Sayın Cumhurbaşkanımızın birkaç yıl önceki bir X paylaşımını kopyalayıp ‘Önemli Metinler’klasörüne kaydetmişim. Sabah arşivimi tararken gözüme ilişen o paylaşımda Sayın Cumhurbaşkanı; tasarruf kültürünü ve verimliliği artırmak amacıyla ekonomi yönetiminin kapsamlı bir çalışma yaparak hazırladığı paketin, kamuda verimliliği artırarak tasarruf sağlamayı hedeflediğini belirterek şöyle demiş:

"Bu paketle birlikte çok güçlü bir uygulama modelini hayata geçiriyoruz. Üçüncü ve son olarak tedbirler bütün kamuyu kapsıyor; merkezi idareler, yerel yönetimler, kamu iktisadi teşebbüsleri, döner sermayeler ve fonlar bu paketin kapsamında. Bu çerçevede tasarruf tedbirlerine istisnasız olarak tüm kamu idarelerimiz ve personeli uymak zorundadır. Harcanan her kuruşun hesabını soran bir bakış açısını egemen kılıyoruz."

Tavizsiz uygulanması halinde devletin iki yakasını bir araya getirecek bu tedbirleri alkışlarken zihnimde iz bırakan birkaç olay canlandı.

Uzun yıllar önce bir kamu kuruluşunda çalışan dostumu ziyarete gitmiştim. İdare binasının koridorları çok da eski olmayan mobilyalarla doluydu. Galiba boya-badana işi var diye düşünmüştüm. Meğer yıl sonu yaklaştığı halde tamamı bitirilemeyen ödenekler iade olmasın diye mevzuat açıklarından istifade edilip böyle şeylere harcanıvermiş. Manzarayı görünce, "Gözünü sevdiğimin yetkilileri; nasıl olsa devletin malı deniz, gerekli gereksiz demeden sağa sola akıtın gitsin!" diye içimden geçirip bir hayli kederlenmiştim.

Ekonomi tarihimizde tekrarlanmaktan bıkılmayan tasarruf tedbirleri uygulamasının en geniş kapsamlı olanlarından biri de eski başbakanlardan Sayın Tansu Çiller döneminde yayımlananıydı. Güya tüm kamu misafirhaneleri ve lojmanları satılacak, makam araçları disiplin altına alınacaktı. O günlerde sohbet ettiğim üst düzey bir bürokrat dostuma, genelgeyle ilgili fikrini sorduğumda demişti ki:"Biz çok gördük böyle emir fermanları; sağından solundan tırtıklanarak kadük hale gelmesi yakındır". Dediği gibi de oldu...Sonraki emirler, talimatlar, mükemmel hazırlanmış genelgeler de tam olarak derde derman olmadı, maalesef.

Sözün etrafında fazla dolandığımın farkındayım, sadede gelegim artık!

Hani Cumhurbaşkanımız, yukarıya aldığım paylaşımında çok önemsediğini belli ettiği tasarruf tedbirlerinin yerel yönetimleri de kapsadığını ifade etmişti ya...

Geçenlerde bir belediyenin ihtişamlı makam odasının fotoğrafı gözüme ilişince, yerel yönetimlerde tasarruf tedbirlerine yönelik uygulamaların ciddi şekilde incelenmeye ve irdelenmeye muhtaç olduğunu düşündüm.

Kitabına uydurularak, hovarda harcamalarla savrulan kamu kaynakları; emin olun medyada okuyup dinledikçe midemizi bulandıran yolsuzluklar kadar bu ülkeye zarar veriyor.

Hizmet binası, makam odası, araç gereç ve gereksiz kenar süslerine akıtılan kamu kaynakları üretime yönelik esaslı projelere sarf edilse; emin olun bu uyanış, ekonomik kara delik bataklığından kurtulmamıza vesile olur.

İl yönetimi aygıtını, belediye ve rektörlük gibi önemli kuruluşların yönetim erkini elinde bulunduranların öncelikle para yönetiminde ehil ve mahir olmaları gerekir. Çünkü kamu yönetimi, temelde bir kaynak ve para yönetimidir.

Şehirlerimizin bir numaralı koltuğunda şanla şerefle görev yapan valilerimizin dönemlerinde tasarrufa riayet edilerek ne kadar kamu kaynağının ‘israf kara deliğinden’ kurtarıldığını çok merak etmişimdir hep. Ancak elimde böyle bir istatistik yok. Ya benim takip eksikliğim söz konusu ya da bu tür bilgilendirmeler kamuoyuyla paylaşılacak kadar önemli bulunmuyor.

Valilik, üniversiteler ve belediyeler; üçer, beşer yıllık fasılalarla benzin, elektrik, demirbaş malzeme ve cari harcamalarda ne kadar tasarruf yaptıklarına dair raporları kamuoyu ile paylaştılar mı, doğrusu bilmiyorum.

Devlet kapısı ile ünsiyet kurduğum genç yaşımdan beri hakikat olsun diye beş vakit dua ettiğim bir hayalim var:

Alttan üste doğru bir zihinsel dönüşüm yaşansa... Tıpkı insanlar gibi kurumlar da sadeliğin ihtişamını keşfetse. Atanmış ve seçilmiş üst yöneticiler gösteriş ve sükse merakını terk edip, yetkileri dahilindeki devletin kör kuruşunu, küçük büyük demeden yatırıma kanalize etse...

Velhasıl demem o ki; israf karadeliğinin çekim alanına girmiş şehirler, ağızlarıyla kuş tutsalar, kalkınma ve zenginleşme hedeflerine varamazlar. Hele de 'dışsal kaynağa' mahkum ve mecbur iseler...

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Köşe Yazıları