AFYONKARAHİSAR’DA TARİHİN İZİNDE…
Bazı şehirleri gezersiniz, görür geçersiniz…
Bazı şehirler vardır ki attığınız her adım sizi yıllar öncesine götürür.
Bir taşın önünde durur, bir fotoğrafa bakar, bir kayanın üzerindeki izi görür ve ister istemez düşünürsünüz:
“Bu topraklardan kimler geldi, kimler geçti?”
*
Afyonkarahisar işte böyle bir şehir…
Küresel Gazeteciler Konseyi ailesi olarak gerçekleştirdiğimiz Afyonkarahisar gezisi, benim için sadece bir şehir gezisi olmadı.
Tarihe dokunduk.
Kurtuluş Savaşı’nın izlerini taşıyan topraklarda yürüdük.
Binlerce yıllık medeniyetlerin bıraktığı eserleri gördük.
Ve bu vatan uğruna ödenen bedelleri bir kez daha düşündük.
*
Gezimizin en etkileyici duraklarından biri de hiç kuşkusuz Frig Vadisi’nin kalbi Ayazini oldu.
İnsan Ayazini’ye adım attığında, sanki zamanın birkaç bin yıl gerisine gidiyor.
Kayaların içine oyulmuş yaşam alanları,
Mezar odaları,
Kiliseler,
Çok katlı kaya yerleşimleri ve vadinin doğal yapısı gerçekten insanı hayran bırakıyor. Ayazini’nin Frigler döneminden itibaren yerleşim alanı olarak kullanıldığı, Roma ve Bizans dönemlerinde de önemini koruduğu biliniyor.
*
Bir kayanın önünde duruyorsunuz…
Belki yüzlerce,
Belki binlerce yıl önce orada yaşayan insanların izlerine bakıyorsunuz.
İşte o zaman insan şunu daha iyi anlıyor,
Anadolu sadece üzerinde yaşadığımız bir toprak parçası değil, medeniyetlerin üst üste bıraktığı büyük bir tarih kitabı.
Ayazini de o kitabın en etkileyici sayfalarından biri.
*
Özellikle kaya evleri,
Mezar odaları ve Avdalaz Kalesi, geçmişte insanların kayaları nasıl birer yaşam alanına dönüştürdüğünü gösteriyor.
Bölgede Frig, Roma ve Bizans dönemlerine ait izlerin bugün hala görülebiliyor olması Ayazini’yi başlı başına büyük bir kültür hazinesi haline getiriyor.
*
Afyonkarahisar’ın bir başka yüzünde ise yakın tarihimizin en büyük mücadelesi var.
Afyonkarahisar, Millî Mücadele tarihimizin sıradan bir durağı değil.
26 Ağustos 1922 sabahı Büyük Taarruz ’un başladığı Kocatepe bu topraklarda…
Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa,
Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa
Ve Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ile birlikte Kocatepe’deydi.
Türk topçusunun ateşiyle başlayan Büyük Taarruz, birkaç gün sonra 30 Ağustos Başkomutan Meydan Muharebesi’yle tarihimizin seyrini değiştirecek büyük zafere ulaştı.
Ardından Türk ordusunun İzmir’e kadar uzanan o büyük yürüyüşü başladı.
Bugün biz Afyonkarahisar’ın yollarında rahatça yürüyebiliyor, gökyüzüne özgürce bakabiliyorsak, bunun arkasında işte böylesine büyük bir mücadele var.
*
Afyon Müzesi’ni gezerken de aynı duyguları yaşadım.
Orada gördüğünüz her eser, her belge, her iz insana adeta şunu söylüyor:
Bu vatan kolay kazanılmadı…
*
Hele o yılları düşündüğünüzde insanın boğazı düğümleniyor.
Henüz çocuk denilebilecek yaşta, 14’ünde, 15’inde cepheye koşanlar…
Anasının elini öpüp dönüp dönemeyeceğini bilmeden evinden çıkanlar…
Bir daha evladını,
Eşini,
Babasını göremeyenler…
Canını gözünü kırpmadan bu topraklara bırakanlar…
Onların isimlerinin tamamını belki bilmiyoruz.
Mezarlarının nerede olduğunu da bilmiyoruz.
Ama bildiğimiz bir şey var:
Biz bugün onların emanet ettiği vatanda yaşıyoruz.
*
Küllerinin arasından yeniden doğrulan bir milletin çocuklarıyız.
Bu güzel toprakları yeniden vatan yapan başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere silah arkadaşlarını,
Kahraman Mehmetçiğimizi ve canlarını bu ülke uğruna feda eden bütün şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Ruhları şad olsun.
*
Afyonkarahisar gezimizin benim açımdan en önemli taraflarından biri de Türkiye’nin değişik illerinden gelen meslektaşlarımızla aynı duyguları paylaşmak oldu.
Ülkemizin dört bir yanından gelen Küresel Gazeteciler Konseyi’nin kıymetli temsilcileriyle birlikte aynı tarihi atmosferi teneffüs etmek gerçekten çok anlamlıydı.
Bir tarafta meslek dayanışması…
Bir tarafta dostluk…
Bir tarafta tarih ve vatan sevgisi…
Güzel bir birliktelik oldu.
*
Bu organizasyonun gerçekleşmesinde büyük emeği bulunan başta Küresel Gazeteciler Konseyi Genel Başkanımız Sayın Mehmet Ali Dim olmak üzere,
Afyonkarahisar İl Temsilcimiz Sayın Mehmet Emin Güzbey’e,
organizasyonda görev alan arkadaşlarımıza ve emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum.
Böyle buluşmaların sadece bir gezi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü gazeteciler aynı zamanda yaşadıkları toplumun hafızasını tutan insanlardır.
Geçmişimizi ne kadar iyi bilirsek, bugünümüzü o kadar doğru anlatabiliriz.
*
KGK da her geçen gün büyüyen, Türkiye’de ve dünyanın değişik coğrafyalarında adından daha fazla söz ettiren büyük bir meslek ailesine dönüşüyor.
Ama benim için bundan daha önemlisi şu:
Gazetecilerin ve meslektaşlarımızın sorunlarının konuşulduğu her platformda çözüm arayan, Mesleğin geleceği konusunda kafa yoran,
Yerel basından yaygın basına kadar gazetecileri aynı çatı altında buluşturmaya çalışan bir yapı olması…
Bu birliktelik kıymetli.
Bu dayanışma kıymetli.
Ve bu dostluk çok kıymetli.
*
Afyonkarahisar’dan ayrılırken aklımda kalan sadece gördüğümüz tarihİ eserler olmadı.
Ayazini’nin binlerce yıllık kayalarını düşündüm…
Kocatepe’yi düşündüm…
O sabahı düşündüm…
Mustafa Kemal Atatürk’ü ve yanındaki silah arkadaşlarını düşündüm.
Cepheye koşan isimsiz kahramanları düşündüm.
Ve kendi kendime bir kez daha söyledim:
Bu toprakların her karışında tarih, her karışında emek, her karışında bir bedel var.
*
Bizlere düşen ise o tarihi bilmek,
O bedeli hiçbir zaman unutmamak ve bu güzel vatanı bizlere bırakanlara layık olmaya çalışmaktır.
Bu anlamlı gezi için bir kez daha teşekkür ediyorum.
İyi ki varsınız KGK ailesi…
Birliğimiz, beraberliğimiz ve meslek dayanışmamız daim olsun İnşallah…


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.