MİLLETİN UNUTMADIĞI 15 TEMMUZ KAHRAMANLARI
15 Temmuz 2016 günü, yakın dostlarımızla birlikte köyümüzdeki bir davete icabet etmiş ve harika bir gün geçirmiştik. O güzel günün kabus dolu bir geceye gebe olduğunu nereden bilebilirdik?
Erzurum'da geçirdiğim o gecenin ruhumda bıraktığı derin ve yıkıcı tesiri hâlâ hissediyorum.
Rütbelilerle cübbelilerin el ele vererek gerçekleştirdiği, üç yiğit millet evladını darağacında şehit ettikleri 27 Mayıs darbesini babalarından dedelerinden dinleyen bir kuşağız biz. Sonraki yıllarda da Millî irade cellatları hiç boş durmadılar; 12 Mart, 12 Eylül derken 28 Şubat zulmüne maruz bıraktılar bu yüce milleti. O yüzden kışladan çıkan tank, tepemizde tehdit amaçlı turlayan uçak, Genelkurmay internet sitesine iliştirilen gülünç bir muhtıra gördük mü, kanımız tepemize çıkıyor. Hele o TRT ekranlarında FETÖCÜ soytarılarca utanmadan okutulan bilmem ne konseyi bildirisi yok mu? Dinlerken çektiğim azabı, tansiyonumu fırlatan öfke patlamasını anlatamam.
Erzurum'da geçirdiğim o kederli, sıkıntılı ama sonu büyük bir destana dönüşen geceyle ilgili daha önce bir şeyler yazmıştım, tekrar etmeyeyim; sonrasından bahsedeyim biraz.
Yıllık iznimi yarıda keserek Ankara'ya döndüm. O dönem görev yaptığım kurum DHMİ, FETÖ ile mücadelede stratejik önem taşıyordu ve arkadaşlarımız canla başla görev yaparak havalimanlarında destan yazmışlardı.
O günlerde, bir dost meclisinde tanıştığımız gazimiz, Erzurumlu olduğumu öğrenince "Ya demek Zekai Paşamızın hemşehrisisin" diyerek memnuniyetini belirtmiş ve sözünü şöyle sürdürmüştü:
"O kâbus gecesinde Ankara semalarını yırtan uçak seslerinin bizi sevk ettiği derin umutsuzluktan yiğit bir sesi işiterek sıyrıldık, ayağa kalktık. 'Demek darbeye teşebbüs eden bu FETÖCÜ hainler şanlı ordumuzun tamamını temsil etmiyor. Komuta kademesindeki millî iradeye saygılı, vatanperver subaylar, hainlere Zekai Paşamızın diliyle meydan okuyor, eliyle Osmanlı tokatı indiriyor!' diye düşündük. O ses zaten içimizde kabaran millî öfkeye bir yön verdi, bize istikamet gösterdi, dedik. Cesareti ve kararlılığı ile asilere meydan okuyan Sayın Cumhurbaşkanımızın bizi sokağa inmeye davet eden sesini işitince mücadele azmimiz zirveye ulaştı. Şehadetle şereflenmek için sokağa koşan kardeşlerimizle yarışırcasına tankların, topların üzerine yürüdük. Bizim çığlığımız o seslerle çığ oldu ve hainleri kısa süre içinde boğdu."
Gerçekten Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı'nın o dar zamandaki yiğit haykırışı, tereddüt içinde olanları kendine getirdi; zaten iradesine sahip çıkmak için hazır bekleyen millete güç, kuvvet verdi.
O an, zulmetin aydınlığa dönmeye başladığı andı. Gecenin en zifiri karanlığını dağıtarak şafağın yaklaştığını müjdeleyen o dadaş çığlığı, milletin müşterek sesine dönüştü. Talihin ve tarihin Türk'ün yüzüne güldüğü, hilalin imanlı yüzlere tebessüm ettiği o kritik anın önemini tasvire kelimeler yetmez.
15 Temmuz dendiğinde aklımıza, kalleşçe şehit edilen polislerimiz, vatandaşlarımız; meclisi bombalayan uçaklar geliyor. Sonrasında Dadaş Paşamızın sesinde billurlaşan hainlere karşı koyma iradesi geliyor; onun verdiği emri tereddütsüz icra eden kahramanlar kahramanı, yiğitler yiğidi, cennetten bize gülümseyen Ömer Halisdemir geliyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın tarihe geçen yiğit duruşu ve milletin coşkuyla icabet ettiği şu tarihi çağrısı geliyor: "Milletimizi illerimizin meydanlarına davet ediyorum. Havalimanlarına davet ediyorum... Halkın gücünün üstünde bir güç ben tanımadım bugüne kadar." MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin devletin bekası için ortaya koyduğu çelik irade geliyor.
Şimdi size, işittiğim an ezberlediğim ve hakikaten bir dönüm noktasına işaret eden Zekai Paşamızın NTV'deki açıklamalarının deşifresini aktaracağım. Tarihin yazdığı bu satırları lütfen siz de bir yere not edin:
NTV Sunucusu: Evet Sayın Aksakallı, öncelikle bir durumu sizin cenahınızdan öğrenebilir miyiz? Ne oluyor efendim?
Zekai Aksakallı: Bu eşkıyalar, ihanet şebekeleri bir darbe girişiminde bulunmaya çalışıyor. Fakat bunda başarılı olamadılar, olamayacaklar. Biz görevimizin başındayız, yüce milletimiz bizim arkamızda. Bunun da üstesinden geleceğiz. Paralel ihanet şebekeleri bunlar; korkak, yüreksiz... Silahlı Kuvvetlerin komuta kademesi bunların hiçbirini tasvip etmez, etmeyecektir. Bunu göreceksiniz, kısa sürede duruma el koyacağız.
Ancak büyük milletler kahramanlarına sahip çıkarlar, onları yüceltirler. Kahramanlarını yok sayanlar, şehitlerinin kanını kanlarında hissetmeyenlerden oluşan bir topluluğa millet diyemeyiz. Evet, Zekai Paşamız gibi o destanın tüm kahramanlarını milletimiz bağrına bastı. Asıl önemli olan da bu değil mi? Şiltler, madalyalar göğüsleri süsler, kabiliyet, alın teri ve milletin takdiri ile kazanılan kahramanlık payesi tarih sayfalarını… Bu ayrıcalığa sahip olanlara ne mutlu…
Milletimizin bir kahramandan esirgemediği sevgi seline, Zekai Paşa ile hemşehri olduğumuzu işitenlerin samimi ifadelerine muhatap olarak ben bizzat yaşadım ve bu büyük milletin büyük kahramanlara olan sevgisiyle iftihar ettim. Kendi şehrinin büyük bir caddesine onun adı verildi. Erzurumlunun vefasına, iradesine tercüman olan Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Sekmen'e tekrar teşekkürler.
Halka mal olan bu vefa ve sevgi hissinin taze bir tezahürünü daha dün yaşadım. Düzce'de yaşayan Düzce Erzurumlular Derneği Başkanı Osman Kucur Bey, "Abi, komutanımızı Düzce'de unutmadık" notuyla bir fotoğraf gönderdi bana.
Düzce Valiliğimiz, 15 Temmuz nedeniyle bir etkinlik düzenlemiş, sivil toplum örgütlerine de stantlar tahsis etmiş. Bizim sevgili, vefalı başkanımız da oraya 15 Temmuz'u sembolize eden çok güzel bir görsel hazırlamış. Sağ tarafa şanlı şehidimiz Ömer Halisdemir'in fotoğrafını, sola da Dadaş Paşamızın bir fotoğrafını yerleştirmiş. İşte içten gelen sevgi bu, kahramana saygı bu! Ve kahramanlarına sevgiyle bağlı olan milletler ilelebet payidar kalmayı hak eder; buna inanıyoruz.
Bu aziz vatanda bir daha 15 Temmuz gibi felaketler yaşanmayacaktır inşallah. Çünkü millet, böyle ihanetlere yol vermeyeceğini, iradesini çiğnetmeyeceğini kanıyla, canıyla yiğitçe ispatladı o destan şafağında. İstikbalimizi borçlu olduğumuz şehitlerimizin mekânı cennet olsun, Cenabı Hak gazilerimize uzun ve sağlıklı ömürler versin.



Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.