ARAŞTIRMA HASTANESİ’NİN İŞ İNSANLARINCA TEFRİŞİ

Erzurum’un gür sesi Kardelen TV’nin genç ve başarılı Genel Yayın Yönetmeni, sevgili kardeşim Soner İstanbullu’nun nazik daveti üzerine “Analiz” programına konuk oldum.

Birbirinden değerli konukların şehir meselelerini enine boyuna ele aldığı bu programın sadık bir izleyicisiyim. Bu defa ekranın önünden arkasına geçip dostlarla hasbihâl imkânı bulmak gerçekten büyük bir keyifti.

Program moderatörü Soner Bey ve şehir meselelerini etkili kalemiyle sürekli gündemde tutan Esat Bey çok önemli konulara parmak bastılar. Ben de soruları dilimin yettiğince cevaplamaya çalıştım.

Sevgili Soner’in, şehrin önemli sorunlarını yıllardır dile getirip çözümler ürettiğime vurgu yapan iltifatkâr takdimi üzerine dedim ki:

“Sezonun ilk programında ilk konuk olma şerefini bana bahşettiniz, çok teşekkür ederim. Sanırım 2024 yılında da yeni yayın dönemini birlikte, güzel bir hasbihâlle açmıştık.

Dadaş’ın müşterek sesi Kardelen Televizyonu’nun, şehrin meselelerini dile getirmek ve bunu dünyanın dört bir yanında yaşayan hemşehrilerimize iletmek gibi mühim bir görevi başarıyla yerine getiren sizi ve tüm ekibinizi kutluyorum.

Şehrin meselelerinin çözüme kavuşması, evvela iyi teşhisler konulmasına bağlı. Tanıyı iyi koymadan problemlere çare bulmak elbette mümkün değil.

Sorunların çözümü noktasında şehrin sivil toplum örgütlerinin, kanaat önderlerinin ve medyanın büyük bir sorumluluğu ve görevi var. Bütün arkadaşlarımız bu görevi yerine getirmeye çalışıyor; fikir üretiyor, görüşlerini yapıcı bir anlayışla ve etkili bir şekilde dile getiriyorlar.

İşte biz de bu bütünün bir parçası olarak yıllardır aksaklık varsa altını çizmeye, çareler önermeye gayret ediyoruz.

Meseleleri analiz ederken hem takdir gözümüzü hem tenkit gözümüzü açık tutuyoruz. Yanlışlar, eksiklikler, aksaklıklar varsa dile getiriyoruz. Alkışı hak eden çalışmalar varsa onları da alkışlamaktan geri durmuyoruz. Bu objektif yaklaşımın tüm medya organlarına, yazara çizere hâkim bir tavır olmasının yararına inanıyoruz.”

Uzun süren söyleşide çok önemli gördüğüm bir konuyu, dile getirdiğim şekliyle sizinle de paylaşacağım.

HASTANEMİZİ BAŞTAN SONA DONATALIM

“Atatürk Üniversitesi Hastanemizin köklü bir revizyondan geçmesini isterim.

Yazılarımda sık sık dile getirdiğim, hemşehri sermayenin dönüp şehre bir tebessüm etmesi konusunun bir maddesini de bu tefriş oluşturabilir.

Eskiden hasta yakınlarımızı ziyaret ettiğimizde, özel odalara yaklaşırken kapıda “Falan kişi tarafından tefriş edilmiştir” notunu görürdük. Yani bir hayırsever gelir, bir odayı güzelce donatırdı. Sonra da bizim bir hastamız orayı teşrif ederdi.

Sağlık hizmetlerinde hekim, hemşire ve yardımcı hizmetler kadrolarının yeterliliği kâfi gelmiyor; işin bir de konfor, hasta konforu tarafı var. O konuda da hemşehri iş insanlarımızı göreve davet ediyorum. Binayı baştan sona, girişten çatıya kadar yenilesinler, odaları donatsınlar. En azından hasta amcalarımız, dayılarımız, ninelerimiz, teyzelerimiz, hemşehrilerimiz hastalanırsa “Aman yattıkları, gittikleri yer güzel ve konforlu olsun” diye düşünsünler.

DOKTORLARIMIZI, HOCALARIMIZI BAŞ TACI EDELİM

Hastanemizde birinci sınıf profesörlerimiz, doktorlarımız, cerrahlarımız var. Hepsiyle övünüyoruz. Şöyle övgüleri çok işittim: Bazen Ankara’daki gerçekten otorite olmuş hekimlerle konuştuğumuzda “Bizim Erzurum’da şöyle bir dostumuz var, birinci sınıf hekimdir” diyorlar. Onların sayısı bir iki değil, çoktur.

Evet, İbn-i Sina’nın dediği gibi: ​“İlim ve sanat takdir edilmediği yerden göç eder.” Bilim insanları da öyle…

Bu kıymetli kadroları şehrimizde tutmak istiyorsak maddi ve manevi rahatlıkları bakımından onları tam manasıyla tatmin etmek gibi bir görevimiz de var. Bunun da bu vesileyle bir kez daha altını çizmiş olayım...”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Köşe Yazıları