ERZURUM’DAN AİLEYE SAHİP ÇIKMA ÇAĞRISI

Aile meselesi, son yıllarda üzerinde en fazla konuştuğumuz ama çözüm üretmekte yeterince yol alamadığımız konuların başında geliyor.

Gençler evlilikten uzaklaşıyor,

Boşanmalar artıyor,

Aile içindeki iletişim giderek zayıflıyor.

Ekonomik sıkıntıların yanı sıra dijital dünyanın getirdiği sorunlar da aile hayatını doğrudan etkiliyor.

*

Böylesine önemli bir konunun Erzurum’da uluslararası düzeyde ele alınmasını bu nedenle son derece anlamlı buluyorum.

Atatürk Üniversitesi ev sahipliğinde, İslam Alimleri Vakfı ve Dünya Müslüman Alimler Birliği iş birliğiyle düzenlenen ‘Modern Saldırılar Karşısında Aile ve Neslin Korunması Uluslararası Sempozyumu’, üç gün boyunca farklı ülkelerden ilim insanlarını şehrimizde buluşturdu.

Bu önemli organizasyonda özellikle üzerinde durmak istediğim isim, İslam Alimleri Vakfı Başkanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu.

*

Nasrullah Hoca’nın aile meselesine yaklaşımını ve sonuç bildirgesinde ortaya koyduğu önerileri önemli buluyorum.

Çünkü yalnızca sorunları sıralamakla yetinmiyor, çözüm yollarını da gösteriyor.

Bugün aile kurumunun zayıfladığını hepimiz söylüyoruz.

Peki, ne yapıyoruz?

Gençlerin yuva kurmakta yaşadığı zorlukları ne kadar dikkate alıyoruz?

Çocuklarımızın dijital dünyayla ilişkisini nasıl yönetiyoruz?

Evliliğe hazırlık konusunda yeterli desteği verebiliyor muyuz?

*

Nasrullah Hoca’nın üzerinde durduğu meseleler tam da bunlar.

Evlilik öncesinde gençlere, evlilik sonrasında eşlere aile eğitimi verilmesini öneriyor.

Anlaşmazlıkların çözümü için aile arabuluculuğu ve hakemlik mekanizmalarının güçlendirilmesini istiyor.

Bunlar üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken öneriler.

Elbette her evliliği sürdürmek mümkün değil.

Özellikle şiddetin bulunduğu bir ortamda insanları bir arada kalmaya zorlamak doğru olmaz.

Ancak çözülebilecek anlaşmazlıklar nedeniyle ailelerin dağılmasını önlemek için de yapılabilecek çok şey var.

*

Nasrullah Hoca’nın dikkat çektiği bir başka konu ise anne ve babanın çocuk yetiştirmedeki yeri.

Babalık statüsünün zayıflaması ve anneden yoksun büyümenin çocuklar üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmeleri, aile içindeki sorumluluklarımızı yeniden düşünmemizi gerektiriyor.

Çünkü çocuk yetiştirmek, yalnızca maddi ihtiyaçlarını karşılamak değildir.

Sevgi,

İlgi,

Güven

Ve sağlıklı iletişim de en az bunlar kadar önemlidir.

*

Sempozyumun sonuç bildirgesinde üniversitelerde Aile Enstitüleri kurulması önerisi de yer aldı.

Bu düşünceyi de önemsiyorum.

Aile gibi toplumu doğrudan ilgilendiren bir konuda bilimsel araştırmaların artırılması, sorunların doğru tespit edilmesi ve uygulanabilir çözümler geliştirilmesi gerekiyor.

Bu noktada Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nun açıklamalarını da değerli buluyorum.

Rektör Hoca, farklı bilim dallarını bir araya getirecek aile ve nesil araştırmaları yapılanması için çalışmalara başlanacağını ifade etti.

Sempozyumda sunulan tebliğlerin yayımlanması ve ortaya konulan önerilerin takip edilmesi yönünde de önemli mesajlar verdi.

Ancak burada bir parantez açmak istiyorum.

Ülkemizde çok sayıda toplantı, sempozyum ve çalıştay düzenleniyor.

Önemli konuşmalar yapılıyor, sonuç bildirgeleri hazırlanıyor.

Peki, sonrasında ne oluyor?

İşte asıl mesele burada.

Bu sempozyumun başarısını da yalnızca katılımcı sayısıyla veya yapılan konuşmalarla değil, ortaya konulan önerilerin ne kadarının hayata geçirildiğiyle değerlendirmek gerekiyor.

Bir de işin Erzurum tarafı var.

Erzurum,

Köklü ilim geleneğiyle,

Kültürüyle ve yetiştirdiği değerli insanlarla önemli bir şehir.

Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu’nun öncülüğünde uluslararası bir ilmi buluşmanın burada gerçekleştirilmesi, şehrimiz adına da kıymetli.

Farklı ülkelerden akademisyenlerin Erzurum’da bir araya gelmesi, ortak meseleler üzerinde düşünmesi ve çözüm araması küçümsenecek bir çalışma değil.

Bu vesileyle Nasrullah Hoca’nın gayretlerinin hakkını teslim etmek gerektiğine inanıyorum.

*

Elbette aileyi korumak yalnızca akademisyenlerin veya devlet kurumlarının sorumluluğunda değil.

Hepimizin kendi hayatında üzerine düşeni yapması gerekiyor.

Çocuklarımıza zaman ayırmak,

Aile büyüklerimizi ihmal etmemek,

Eşimizle sağlıklı iletişim kurmak ve birbirimizi anlamaya çalışmak da bu sorumluluğun bir parçası.

*

Sonuç olarak…

Erzurum’da üç gün boyunca önemli bir mesele konuşuldu.

Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu’nun öncülüğünde aile kurumunun geleceğine ilişkin dikkate değer tespitler ve öneriler ortaya konuldu.

Başta Nasrullah Hoca olmak üzere, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu’nu ve organizasyona katkı sunan herkesi tebrik ediyorum.

*

Temennim, sempozyumda dile getirilen düşüncelerin sonuç bildirgesinde kalmaması, ilgili kurumlar tarafından değerlendirilerek somut çalışmalara dönüşmesi.

Yıllar sonra dönüp baktığımızda, ‘Erzurum’da yapılan o sempozyum, aile adına önemli çalışmaların başlangıcı olmuştu.’ diyebilmeliyiz.

Çünkü aileyi korumak, yalnızca bugünü değil, geleceğimizi de korumaktır.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Köşe Yazıları