Vahdet Nafiz Aksu

Vahdet Nafiz Aksu

TURİZMİ ÇEŞİTLENDİRMEK, PALANDÖKEN’İ ŞEHRE TAŞIMAK

Kar kalitesi, pist uzunluğu, mükemmel konaklama imkânları bakından ülkemizin en önemli kış turizmi merkezleri arasında yer almayı başaran Palandöken, müşteri odaklı işlemecilik anlayışıyla da kayak severlerin gözdesi haline geldi.

Erzurumlu olmayan dostlarımızla bir araya geldiğimizde mutlaka güzel bir palandöken hatırası dinleyip mutlu oluyoruz. Kanına kayma tutkusu işlemiş bir dağ sevdalısının kayağı bir kere Palandökenin pistlerine değmemiş olsun, artık onda bu yüce dağ her yıl görülmesi gereken tutku haline geliyor.

Bu durum tesadüf değil. Hiç kuşkusuz, Erzurum’un kış turizmi potansiyeli, şehir ekonomisinin istenen ve beklenen sıçramayı gerçekleştirmesi için vazgeçilemez bir sektör ve faktör.

Yeri geldiğinde bizim övünerek ifade ettiğimiz, kayak sevdalılarının da samimiyetle dile getirdiği bir gerçeği tekrarlayalım; eşsiz karı, temiz havası, muazzam pistleri ve dünya standartlarıyla yarışan konaklama tesisleriyle öne çıkan bir kayak merkezine sahibiz. Yalnızca fiziki altyapısıyla değil, işletmecilik kalitesiyle de sadece ülkemizde değil, uluslararası düzeyde nam salmış otellerimiz mevcut.

Dolayısıyla Erzurum olarak kış turizminde kayda değer bir mesafe kat ettiğimizle övünürken sağlam gerekçelere dayanıyoruz. Peki, bu ulaştığımız mesafe yeterli midir? Bu soruya evet dersek, geleceğe ait hayal ve hedeflerimizi daraltmış oluruz. Öyleyse yapmamız gereken, mevcut durumumuzu muhafaza ve giderek atılım gösteren diğer merkezlerle rekabette iddialı olabilmek için yeni vizyonlar geliştirmek olmalı.

Bu hususun altını zaman zaman çiziyorum. Yıllar önce kış turizmini tüm şehre yayma vizyonu için “BÜTÜNSEL KIŞ TURİZMİ” kavramını geliştirip, çerçevesini de ana hatlarıyla çizmiştim. Hatırlayalım, yol haritamıza işleyelim. Zira geleceği planlamak, geleceği bugüne taşımaktır. Taşıyalım!

DAR KALIBIN ÖTESİNDE: BÜTÜNSEL KIŞ EKONOMİSİ

Şehre doğrudan ve hızlı bir sıcak para akışı sağlayan turizm hareketliliğini yalnızca kış mevsimine hapsetmek doğru bir yaklaşım değil. Konuya bütüncül bir kavramsal çerçeveden bakarak, Erzurum’daki dağ eksenli hareketliliği sadece “kış turizmi” olarak değil, “bütünsel kış ekonomisi” olarak tanımlamamız bubyüzden.

Kış şartlarının şekillendirdiği ve sınırladığı tüm faaliyet alanlarını bu şemsiyenin altına almalı, kış turizmini de bu sürecin amiral gemisi, yani kılavuz kaptanı yapmalıyız. Konu üzerinde akademisyenlerin ve uzmanların çalışmasını ve ilgili kurumlarında meseleye bu pencereden bakmasını, daha somut, gerçekçi hedefler belirlemesini arzu ederim.

DÖRT MEVSİME YAYILAN BİR TURİZM

Turizm portföyümüzü çeşitlendirmek bir mecburiyet. Elbette ilgili kuruluşlarında farkında olduğu bu gerçek, yetkililerin beyanatlarına da yansıyor ara sıra. “Erzurum’u kış turizm merkezi yapacağızzz” açıklamaları kulağa hoş geliyor.

Kış sezonunun yanına, yaz aylarında da şehri canlandıracak alternatif turizm modlarını entegre etmek için çaba gösterenlerin başarıya ulaşması, sadece sektörün canlılığı için değil, şehrin refahını da doğrudan ilgilendiren bir konu ve bu nedenle fevkalade önemli.

Bu çerçevede, kayak için gelen misafirlerin kültür turizmine yöneltmeye yönelik çalışmaların daha derli toplu ve belli bir plana bağlı olarak geliştirilmesini önemsiyorum. Sezon dışında yüksek irtifa futbol kamp tesisleri gibi yazın da değerlendirilebilecek mevcut altyapı adımlarını geliştirip güçlendirmeliyiz. Narman Peri Bacaları’nın (“Kırmızı Peri Kanatları”) eşsiz atmosferini yaz sezonu için etkin bir cazibe merkezine dönüştürebiliriz, kış aylarında da dağdan buraya saatlik turlar yapılıyor mu bilmiyorum.

VELHASIL NİMET ŞEHRE YANSIMALI

Diğer yandan, kış ekonomisi kapsamında turizmden elde edilen nimetlerin doğrudan şehir merkezine ve yerel esnafa daha fazla yansıması üzerinde daha fazla durmalıyız. Artık deniz turizminde bile miadı dolmuş olan “her şey dâhil” anlayışı geride kaldı. Yurt içinden muhtelif ülkelerden gelen misafirlerimizi, dağın dışında bambaşka, sıcak, tarih ve kültür kokan sihirli bir ortam olduğuna ikna etmek bize düşüyor. “Kış Ekonomisi” vizyonumuzun temel eksenini teşkil eden kış turizminin muttosunu ben şöyle not ettm: “Dağdan şehre, tarihe, kültüre açılan pencere! ” Erbabı daha güzelini bulur elbette.

Misafirlerimizi şehirle temas ettirmeden doğrudan havalimanından uğurlamak son derece kısıtlı ve eksik bir turizm anlayışıdır. Bu dar kalıbı, bu turizmsel cendereyi kırmanın bir yolunu bulmalıyız.

Bir yazımda demiştim ki, “Palandökenin sert ayazında üşüyen misafirlerimizi, Ilıca, Pasinler, Köprüköy kaplıcalarının şifalı sularında ısıtsak fena mı olur?” Vallahi iyi olur!

Bir de onları mesela Palandökenden Ilıca’ya gondol ile taşısak. Yine şehrin uygun bir merkezinden tabyalara teleferik hattı kursak, tabyalara kuracağımız dijital destekli Millî Mücadele müzesini gezdirsek. Hayal işte!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Vahdet Nafiz Aksu Arşivi

HER ÖZEL OKUL GÜZEL OKUL MUDUR?

13 Eylül 2026 Pazar 17:14

TARLALARDAN GELEN BİÇERDÖVER SESLERİ

30 Ağustos 2026 Pazar 15:57

20 YIL SONRA BETON MU YİYECEĞİZ?

23 Ağustos 2026 Pazar 17:04

YÜRÜYEN PARALAR MANGASI

06 Ağustos 2026 Perşembe 12:25

AYAKKABI AYAĞA, KÜLAH BAŞA

02 Ağustos 2026 Pazar 22:45