YEREL KALKINMADA ÖNCELİKLENDİRME PROBLEMİ

Dağınık iş yapıp hiçbirini bitirememektense, en mühim meseleyi kökünden çözüp sırayla ilerlemek prensibi ile ilgili bugüne kadar birçok anekdot okudum, erbabından değişik öneriler dinledim.

​Adını şu an tam hatırlayamadığım bir devlet adamımıza atfedilen, ancak kaynaklarda değişik büyük şirketlerin CEO’larına da yakıştırılan şu çalışma prensibi beni her zaman etkilemiştir.

​Sözünü ettiğim zat, mühim bir göreve geldiğinde çalışma arkadaşlarını toplar ve şöyle bir talimat verirmiş:

"Gidin bana ilk yüz günde öncelikle halledilmesi gereken 'En Önemli 10 Mesele'yi tespit edin. Bunları önem sırasına göre 1'den başlayarak listeleyin. İcraata başladığınızda öncelikle sadece 1. maddedeki meseleye odaklanın. O bitmeden kesinlikle ikinci konuya geçmeyin."

​ŞEHİR YÖNETİMİNİN KOMPLEKS DOĞASI

​Vali, belediye başkanı, bölge ve il müdürleri gibi yüksek yerel bürokratik kademelerin böyle bir prensibi tam anlamıyla uygulamaları elbette çok mümkün değil. Çünkü bir şehri temsil ve yönetmek son derece karmaşık bir iştir. Bir şirket yönetimine benzemeyen; kompleks, çetrefilli ve kendine özgü dengeleri olan zor bir süreçtir bu.

​Ama yine de bu prensibin özüne bağlı kalmak şarttır. Önceliklerin çok iyi tespiti ve gerçek ihtiyaçlara yönelik bu önceliklerin süratle, kararlılıkla icrası, şehrin kalkınması açısından hayati bir önem teşkil eder. Nitekim Türk devlet, bürokrasi ve siyasi hayatında bu vizyonu uygulayıp çok başarılı olan devlet adamlarının, üst yöneticilerin ve siyasi aktörlerin sayısı hiç de az değildir.

​Ben de birçok yazımda, hedef belirsizliğinin bir şehrin geleceğe yürüyüşündeki en büyük manialardan birisi olduğunu çok sık tekrarlamışımdır. Bir kere hedefler ve kalkınmada öncelikler isabetle tespit edilerek; bunların altları bilimsel ve idari gerekliliklerle, mevzuatla ve çok mükemmel bir şekilde gerçekleştirilecek fizibilite çalışmalarıyla desteklenmelidir.

​HAYALLERDEN İCRAATA: HEDEF TUTTURMA HASSASİYETİ

​Hayaller hedeflere ve hedefler icraata dönüştürülürken planlı, programlı ve ciddi yol haritalarına her zaman ihtiyaç var. Kafa karışıklığı, her kademedeki yönetimsel erki şaşkınlığa iter. Hele yerel kalkınmada sağlam hedeflere kilitlenmek, bir füzenin hedefe kilitlenmesi gibidir; bir uzay aracının belirlenen yörüngeden çıkmaması kadar önemlidir.

​Bunu elbette bizim kadar kıymetli yöneticilerimiz de biliyorlar ve uyguluyorlar. Ben sadece bir hatırlatma babından bu konuya tekrar değinmekte yarar gördüm. Son dönemde şehirde yapılan birbirinden değerli toplantılarda, şehrin ihtiyaçlarının tespitine yönelik çalışmalardaki katılımcıları görünce son derece memnun ve mutlu oldum. Çünkü hem sivil toplum örgütlerinden hem şehir aydınlarından, gazeteci ve yazarlardan hem de her iki üniversitemizin bilim adamlarından oluşan heyetlerin bu ciddi toplantılarda tespit ettikleri şehir öncelikleri elbette isabetlidir.

​Ancak burada bir hususun altını özellikle ve önemle çizmeden geçemeyeceğim: Bu toplantılarda mutlaka Erzurum'daki tüm siyasi partilerin il başkanlarının ve milletvekillerinin bulunması zaruridir. Çünkü siyasetçinin içinde olmadığı bu tür çabalar, ne yazık ki hedefe ulaşmakta zorlanacaktır.

​Hep söylüyorum; raflar siyasi bir dokunuşla hayata geçirilecek mükemmel projelerle dolu. Ama eğer özellikle iktidar kanadının milletvekillerince ve hele de hükümetçe sahiplenmeyen, takibe alınmayan projeler varsa, bunların raflarda çürümeye terk edilmiş dosyalardan ve evraktan ibaret kalması kaçınılmazdır.

​Velhasılıkelam, şehir meselelerinin tartışıldığı entelektüel düzeyi yüksek toplantıların sayısı ne kadar çok olursa, o bereketli fikir jimnastiğinden somut sonuçlar illaki çıkacaktır.

​EYLEM PLANINDA "ALTIN ÜÇLÜ" KURALI

Bir arzumu da belirtmeden geçemeyeceğim: 100, 150, 200 madde halinde meselelerin tespiti elbette iyi bir şeydir. Ele alınmayan, listeye konulmayan, irdelenmeyen, altı doldurulmayan hiçbir konu kalmamalıdır; buraya bir sınır veya bir tahdit getiremeyiz.

Ancak iş acil eylem planına geldiğinde; gelecek 1 yılda, 2 yılda, 3 yılda mutlaka halledilmesi gereken ana konuların sayısı 10'u geçmemelidir. Yazının başında ifadeye çalıştığım o muazzam çalışma prensibinde olduğu gibi; ilk 100 günde, ilk 1 yılda, ilk 2 yılda yerel yöneticilerin mutlaka halledilmesi gereken hayati konuların sayısı bana göre 3 olmalıdır. Ve bu üç madde tamamen halledilmeden diğer maddelere asla geçilmemelidir.

Hedef belirsizliğinin bir adım ötesi icraat gevşekliğidir. Onun da tabii sonucu; kalkınmaya ve sorun çözmeye sevk edilecek o değerli enerjinin, darmadağınık bir halde toprağa verilmesidir.

​HEM VİTRİN, HEM İCRAAT

​Son olarak, belki yukarıdaki konularla doğrudan bağlantısı yokmuş gibi görünen ama bütün yerel yönetim olgusunu ihata edecek, çepeçevre kuşatacak bir hakikatten bahsetmek istiyorum:

Hangi kurumun basın ve halkla ilişkiler birimi o kurumun ana birimlerinden daha çok çalışıyorsa, o kurum ve birimin hedefe attığı okun 12'yi vurması çok düşük bir ihtimaldir.

​Şehrimizin şahlanış enerjisinin doğru önceliklere, net hedeflere ve dağıtılmadan tek bir amaca odaklaması dileğiyle...

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Köşe Yazıları