Bir Dostun Ardından: Öztürk Akkök
Öncelikle şunu çok açık söylemek istiyorum:
Öztürk Akkök, samimi bir Erzurum sevdalısıydı. Erzurum’u, tabiri caizse çocuğu gibi severdi. Bu şehrin taşına, toprağına, insanına gönülden bağlıydı.
Mesleğine de aşıktı.
Her şeyin güzel ve mükemmel olmasını isterdi.
Titizdi,
Maharetliydi,
Araştırmacıydı.
Haberciliği sıradan bir meslek olarak görmez, yaptığı her işe yüreğini katardı.
*
Ben Anadolu Ajansında görev yaparken Öztürk kardeşim de Hürriyet Haber Ajansındaydı. Birlikte pek çok habere gittik, nice olayı yan yana takip ettik.
Zaman geçti, çalıştığımız kurumlar değişti ama arkadaşlığımız ve dostluğumuz hiç kopmadı.
Daha sonra Ekspres Gazetesi’ni devralınca kendisiyle yaklaşık dört yıl boyunca aynı çatı altında mesai harcadık, birlikte haber kovaladık, köşe yazısı yazdık ve güzel hatıralar biriktirdik.
*
Öztürk, tablolara konu olacak güzellikte fotoğraflar çeken, gazete tasarımının inceliklerini çok iyi bilen usta bir gazeteciydi.
Gazetenin sayfalarını adeta bir nakış işler gibi hazırlardı.
Manşetinden haberine, fotoğrafından başlığına kadar her ayrıntıyla tek tek ilgilenirdi.
Onun elinden çıkan bir sayfaya baktığınızda emeği, titizliği ve ustalığı hemen görürdünüz.
*
Mert bir insandı.
Sosyal yönü güçlüydü.
Her kesimden insanla rahatlıkla konuşabilir, kısa sürede sıcak bir iletişim kurabilirdi.
Birlikte çalıştığımız yıllarda çok sayıda dost edindik, nice güzel insan tanıdık.
Mesela, gazeteci Kadir Sabuncuoğlu ile Süreyya Çarbaş, Öztürk’ün vazgeçemediği ağabeyleri ve kıymetli dostlarıydı.
İş insanı Vahit Bingöl’ü çok sever, ona büyük değer verirdi.
Elbette sevdiği ve değer verdiği insanların sayısı oldukça fazlaydı.
Benim yakından bildiklerim arasında Prof. Dr. Durkaya Ören ile Prof. Dr. Hüseyin Şenocak da vardı.
Erzurum’dan İstanbul’a giden isimlerde.
*
Öztürk’ün düzgün ve örnek bir aile hayatı vardı.
Hayat arkadaşı Nurgül Hanım’a çok değer verirdi.
Hele son yıllarda onlar yalnızca karı koca değil, aynı zamanda iki yakın dost ve iki iyi arkadaş olmuşlardı.
Günün hemen her saatini birlikte geçirirlerdi.
Nurgül hanım hem hastane sürecinde hem de hayat boyunca Öztürk kardeşimin yanından hiç ayrılmadı.
Pırıl pırıl üç erkek evladı vardı.
Adeta üzerlerine titrer, onlarla gurur duyardı.
Ailesi onun için her şeyden önce gelirdi.
*
Ne yazık ki aramızdan erken ayrıldı.
Hastanede ziyaretine gittiğimde yeniden ayağa kalkacağına, sağlığına kavuşup aramıza döneceğine yürekten inanmıştım.
Onu yeniden aramızda göreceğimizi umut ediyordum.
Ama olmadı…
Rabbim ona bu kadar ömür biçmiş demek ki.
Emir büyük yerden geldi.
O emir karşısında boynumuz kıldan incedir.
*
Hani derler ya, “Bu dünyada hoş bir seda bırakmak…”
İnanın, Öztürk bunu başardı.
Mesleğine olan sevgisiyle,
Erzurum’a bağlılığıyla,
Dostluğuyla,
Mertliğiyle,
Ailesine olan düşkünlüğüyle ve geride bıraktığı güzel hatıralarla hoş bir seda bırakıp Hakk’a yürüdü.
Şimdi bize düşen, onu güzel hatıralarıyla anmak ve ardından hayır duası etmektir.
Güle güle kardeşim…
Güle güle güzel insan…
Mekânın cennet, makamın âli olsun.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.