YÜRÜYEN PARALAR MANGASI
Biletine ikramiye isabet eden talihli, önce eşini, evini, çevresini değiştirmeye yeltenirmiş. Gerçeği ne kadar yansıtıyor bilmiyorum ama halk arasında böyle yaygın bir kanaat var. Türedi zenginler için de benzer şeyler dile getirilir, bilirsiniz.
Son günlerde haberlere yansıyan kepazeliklere bakınca, sadece milli piyango değil; "makam piyangosu" vuran bazı karakter özürlülerin de ölçüyü, ayarı, istikameti kaybettiklerini görüyoruz.
Baksanıza; seçilmiş veya atanmış, kamu erkini kullanma imkânı elde eden bazı ahmakların ilk icraati kendine bir "sevgili" edinmek oluyor. "Sevgili" diyerek olayı estetik hale getirmeme bakmayın, aslında eşlerine, işlerine ortak ettikleri kişiler "metres"ten başkası değil.
Utançla, ikrahla okuduğum, izlediğim haberlerin ardı arkası kesilmiyor. Bir gün belediyecilerin maceraları, ertesi gün anlı şanlı yazar-çizer esnafının... Manzaraya bakar mısınız: hırsız bürokrat, başka hırsızları yine hırsız bir yazara WhatsApp hattından şikâyet ediyor.
Toplumda iyice belirgin hale gelen bu çürümüşlük, geleceğimiz açısından tehlikeli sinyaller veriyor; adeta o meşhur ve derin endişe tanımıyla bir "beka sorunu" haline geliyor.
Ne yazık ki belli makamlara getirdiğimiz insanların seçiminde gerekli özeni göstermiyoruz. Burada sistemsel, derin bir arıza var.
Ben hâlâ yürekten inanıyorum —ki bu inancım iman derecesindedir— milletimiz yüzde doksan itibarıyla haramdan, yolsuzluktan, eğri büğrü işlerden; canavardan, virüsten, musibetten kaçar gibi kaçar. Böyle kirli, paslı işlerden uzak durmaya çalışır. Giderek zenginleşen ‘millî insan kaynakları havuzunda’, hangi makama veya yetkili pozisyona oturtursanız oturtun istikametini bozmayacak pırıl pırıl insanların sayısı oldukça fazladır.
Fakat gelin görün ki bizim elek ilginç çalışıyor, negatif seleksiyon yapıyor... Sahtekârı, hırsızı, yolsuzu elemiyor; aksine doğru düzgün insanları saf dışı bırakıyor!
Daha açık konuşalım: Seçimlerde seçicilerin önüne onlarca, yüzlerce, binlerce özgeçmiş geliyor. Bunların arasında hangi görevi verirseniz verin yüzünün akıyla çıkacak yüzlerce insan varken, ne hikmetse etkili ve yetkili kişiler gidip çürük elmaları —belki de kullanışlı aparatlar oldukları için— seçerek en gözde makamlara oturtuyorlar.
İşi iyice azıtan yolsuzluk erbabının adeta “örnek tipi” haline gelen en taze rezilin güya gizli kalacağına inanıp "hababam" döşendiği mesajlara bakar mısınız? Adam, onlarca benzeri gibi gırtlağına kadar namussuzluğun, hayasızlığın, çirkinliğin, çamurun içine düşmüş, bebeği ile birlikte debelenip duruyor.
Yolsuzluk ajansından birkaç manzaraya daha göz atalım: Biri hırsızlıklarını ifşa ediyor; diğer haramzadeler topladıkları rüşveti, irtikâp paralarını nasıl bölüşeceklerini birbirlerine ikrar ediyor.
Kimi esrarı çekmiş, kafası dumanlı, hesabı kitabı karışık, kimi sahip olduğu gücü ve kudreti mal edinme sevgisiyle kirletiyor.
Çoğunluğu teşkil eden seçilmiş ve atanmışları tenzih ediyorum. Rezaletleri ortalığa dökülenleri toplasanız bir avuç sahtekâr... Ama, tekrar ediyorum, ne hikmetse hepsi, etkili ve yetkili yerlere hususen seçilmiş, oturtulmuşlar. Yürütülen paralarla, yürüyen para haline gelmişler!
İşin garip tarafı; herkes "benim hırsızım" anlayışıyla yapılanlara bir kılıf bulmaya çabalıyor. Yazar-çizerler arasında adeta bir "tevil uzmanlığı" gelişti. Ağzı dolu dolu, "amasız, fakatsız" lanetleyeni çok az gördüm mahallesinin hırsız, uğursuz takımını.
Belediyelerdeki patlamış kanalizasyon gibi burnumuzu sızlatan bu pis kokuları artık midem kaldırmıyor. Biliyorum, rüyamıza girenler kaldırılan taşların altından çıkanlar. Daha çok taş var kaldırılması gereken, altı yılan çıyan dolu. Bu tür haberlere gözümü, kulağımı kapatıyorum artık, midem kaldırmıyor.
Yerel yönetimlerde, bürokraside ve yazar-çizer çevresindeki bu çürümüşlüğü artık sadece nefretle kınamak yetmiyor.
Bu tabloların kökünden halledilmesi ve bir daha tekerrür etmemesi için sistemsel bir silkelenişe ihtiyaç olduğunu söylemeye gerek var mı? Şimdiden siyasi partiler, milletin mayasını çürüten bu hastalığı tedavi etmeye girişmelidir. Önümüzdeki seçimlerde gösterilecek adaylarda aranacak kıstasın birinci maddesine "dürüstlüğü" koymalıdırlar.
Dürüstlük ve liyakat, yerel yönetimlerin direksiyonuna geçireceğimiz adaylarda aranan ilk özellik olmalıdır. Daha önce de belirttiğim gibi gelişmiş "Aday GBT Sistemi" oluşturulmalıdır. Mülakatlarda insanların mazisine, geçmişine, o ana kadarki iş ve işlemlerine çok titiz bir şekilde bakılmalıdır.
Önce dürüstlük ve liyakat...Temiz topluma açılacak kapının altın tokmağı bu iki shirli kavramda gizli…


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.