Vahdet Nafiz Aksu

Vahdet Nafiz Aksu

ERZURUM’UN KALKINMA ANAHTARI: TARIMA DAYALI İOSB VE ENDÜSTRİYEL DÖNÜŞÜM

İlki yaklaşık 20 yıl önce olmak üzere Erzurum’da tarım ve hayvancılığa dayalı “İhtisas Organize Sanayi Bölgesi” kurulmasına dair sayısız yazı kaleme aldım, raporlar hazırlayıp yayımladım.

Bu nedenle gazetelerde projenin hayata geçirildiğine dair haberleri okuyunca son derece mutlu oldum. Elbette biz ısrarla yazıp çizdik, katıldığımız programlarda dile getirdik diye bu işten kendimize pay çıkaracak değiliz. Sadece bu lezzetli kalkınma aşında tuzumuz bulunduğu için memnuniyetimizi ve gururumuzu dile getiriyoruz.

Biliyoruz ki siyasi irade tarafından benimsenip “kuvvadan fiile” geçirilmeyen öneriler, dijital arşivlerde çürümeye mah kûmdur.

Fakirin dijital arşivini şereflendirmek ister misiniz? Haziran 2011’de ENER öneri dizisi kapsamında hazırlayıp ilgili mercilere sunduğumuz ve kamuoyuyla paylaştığımız; bundan sonraki adımlarda da rehber teşkil edecek olan “Hayvancılık Organize Sanayi Bölgesi / Ata Teknokent Bağlantılı Yüksek Teknolojili Gıda Sanayii” başlıklı projenin linkini buraya alayım, siz ona göz atarken ben konuya döneyim:

*

https://drive.google.com/file/d/18BLlp0hqB4UpcwEBE_cot0jscm-qmsGT/view?usp=drivesdk

*

Erzurum için hayvancılık, sadece bir gelenek değil, küresel ölçekte iddialı olabileceğimiz en büyük sanayi kozumuzdur. Ancak geleneksel yöntemlerle sınırlı kalmak, yerimizde saymak olur. Şehrimizin kalkınma atağının itici gücü olacak, istihdamı artıracak, tarım ve hayvancılığa bağlı sanayii şahlandıracak ve her sektöre ivme kazandıracak mühim adımlardan biri de Tarım ve Hayvancılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nin (İOSB) kurulmasıdır.

Hammadde veya ürüne, pazarlamaya, katma değerli ve markalı ürüne dönüştürülmeye müsait varlıkların bulunduğu şehirlere ileri sanayiyi kurmakta geç kalmak, kalkınma ülküsünü terk etmek anlamına gelir.

Akıllı politikalar ve ısrarlı çabalarla Erzurum’u tekrar hayvansal ham maddenin merkezi hâline getirmek, böyle isabetli yatırımlarla mümkündür. Hepimiz zaman zaman üzülerek aramızda konuşuyoruz: 30-40 yıl önce dağı taşı yumuşak bir yün yorgan gibi saran koyun sürülerinin yerinde şimdi yeller esiyor. Meralar sığırlardan yoksun, ahırlar bomboş.

Analarımızın, kızlarımızın, gelinlerimizin koyun, inek sağdığı ağıllar, ahırlar harabeye dönmüş. Oralarda üretime doğrudan katkı sağlayan kıymetli kadınlar, delikanlılar şimdi o mekânların önünden burunlarını tutarak geçiyorlar.

Anlayacağınız hayvancılığı ayakta tutan insan gücü sektörden elini ayağını çekti. Bu büyük bir mesele; uzmanların üzerinde durduğu, değişik ve daha çağdaş çiftçilik modelleri üzerinde çalıştığı bir konu.

Ne yapıp edip hayvancılığı, yem bitkileri üretimini ve benzer tarımsal faaliyetleri karın doyurur, para kazandırır hâle getirmemiz gerekiyor. Ancak o zaman el kapısında asgari ücretle iş arayıp onu da bulamayan, birazda elinde olmayan zorunluluklardan ötürü“onurlu üreticilikten sıradan tüketiciliğe” mahkum hale gelen gençlerimizi televizyon ekranlarından ve akıllı telefonların esaretinden kurtarabiliriz.

Mevzuya şunun için girme gereği hissettim: Organize sanayiyi kuracağız kurmasına da, evvela burada işlenecek ham maddenin şimdiden tasasını çekmeliyiz.

Hayvan varlığını kademeli olarak artırıp uygun tarımsal ürünlerin rekoltesini artırmaya yönelmenin ardından, bollaşan hammaddeyi İOSB’de marka ürünlere dönüştürebiliriz.

Bu da kuşkusuz hedeflenen alanlarda uzmanlaşmayı zaruri hâle getiriyor. Bölgeyi, ülkeyi, hatta komşu coğrafyaları doyuracak bir tarım, hayvancılık, gıda merkezi olmak istiyorsak… Bunun ilk ve pratik adımı İOSB’dir deyip durmamız işte bu inancımızdan kaynaklanıyor. Bu bir tercih değil, şehrimiz için kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Kuşkusuz sadece tesis kurmak yetmez; karkas kalitesini belirleyen ‘ultrasonik’ sistemlerden ambalajlamadaki ‘nanoteknoloji’ imkânlarına kadar en güncel bilimsel verileri üretim bandına taşıma iddiamızı hep canlı tutmalıyız.

Şehrimizi bir ‘marka şehir’ yapmanın yolu gıda güvenliğinden geçer. İOSB bünyesinde kurulacak akredite bir Ar-Ge ve Analiz Merkezi, sistemin sigortası olabilir. Unutmayalım ki markayı sadece reklam değil, standartlaşmış kalite yaratır.

Erzurum’un yerel ürünlerini markalaştırarak ulusal ve küresel tedarik zincirine eklemesinin önünü de İOSB açabilir.

Hararetle tekrarlıyorum: Ekonomik genetiğimize uygun sektörleri ihmal etmeyen bir kalkınma anlayışıyla şehir ekonomisini şahlandırma hedefine daha hızlı ve kolay ulaşılır. Olmazsa olmazımız İOSB, kalkınma yürüyüşümüzü koşuya çevirecek değerdedir.

Kuruluşu tamamlanarak yer teslimi yapılan projenin şehrimize hayırlı olmasını diliyorum. Bu vizyoner adımın hızla hayata geçmesini temenni ediyor; milletvekillerimizi, Vali Mustafa Çiftçi’yi, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’i ve katkısı olan herkesi gönülden tebrik ediyorum.

whatsapp-image-2026-02-01-at-14-15-08.jpeg

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Vahdet Nafiz Aksu Arşivi

02 Şubat 2026 Pazartesi 12:02

SEN MİSİN AYNAYA BAKIP YAZI YAZAN

04 Ocak 2026 Pazar 16:06

ANLI ŞANLI ERZURUM DOKTORLARI

21 Aralık 2025 Pazar 17:57

ERZURUM KOKULU BİR NİŞAN TÖRENİ

14 Aralık 2025 Pazar 12:37

SAYIN BAKAN ŞEHRİMİZİ TEŞRİF ETMİŞKEN

04 Aralık 2025 Perşembe 19:41

BABAMLA ORTAK HAYALLERİMİZ

09 Kasım 2025 Pazar 17:20