Sorumlu Gazeteci mi, Sorunlu Gazeteci mi?
Geçenlerde bir haberi okurken uzun uzun düşündüm.
Bir gazetecinin elindeki en güçlü şey nedir?
Kalemi mi?
Bilgisi mi?
Cesareti mi?
Belki hepsi...
Ama bence en önemlisi vicdanıdır.
Çünkü gazetecilik sadece gördüğünü yazmak değildir.
Gördüğünü nasıl anlattığınız da önemlidir.
Bir cümle bazen bir insanın yıllarca verdiği emeği anlatır, bazen de bir insanın omuzlarına ağır bir yük bırakır.
Bu yüzden gazetecilik sadece "ilk ben yazayım" telaşı değildir.
Asıl mesele, "doğruyu en doğru şekilde nasıl anlatırım?" sorusudur.
Son zamanlarda gazetecilikte dikkatimi çeken bir durum var.
Sanki sürekli bir açık arama hâli...
Her olayın içinden mutlaka bir kusur, bir eksik, bir hata çıkarma telaşı...
Elbette gazeteci sorgulayacak
Elbette yanlışın karşısında duracak.
Çünkü basının görevi sadece alkışlamak değildir.
Ama gazetecilik sadece eleştirmek de değildir.
Bir şehre, bir topluma, bir insana sürekli eksiklerini göstermek; zamanla umudu da azaltabilir.
Oysa gazetecinin görevi karanlığı göstermek kadar, ışığı da fark ettirmektir.
Bir öğrencinin başarısını yazmak da haberdir.
Yıllardır sessizce iyilik yapan bir insanın hikâyesini anlatmak da...
Gece gündüz çalışan bir esnafın emeğini göstermek de...
Çünkü hayat sadece yanlışlardan ibaret değildir.
Toplumlar sadece sorunlarıyla değil, güzel insanlarıyla da ayakta durur.
Yerel gazetecilik ise ayrı bir sorumluluktur.
Çünkü yerel basında haber yaptığınız kişi, sadece bir isim değildir.
Onunla aynı sokakta karşılaşabilirsiniz.
Aynı dükkândan alışveriş yapabilirsiniz.
Aynı çay ocağında oturabilirsiniz.
Bu yüzden yerel gazetecinin kalemi daha dikkatli, daha ölçülü ve daha vicdanlı olmak zorundadır.
Sorumlu gazeteci yanlışı saklamaz.
Ama doğruyu da görmezden gelmez.
Eleştirirken bir çıkış yolu arar.
Eksikliği gösterirken umudu öldürmez.
Çünkü kolay olan yıkmaktır.
Zor olan, bir yarayı gösterirken iyileşme ihtimalini de anlatabilmektir.
İyi gazetecilik biraz da budur.
Bir toplumun sadece acılarını değil, sevinçlerini de yazabilmek...
Sadece "kim hata yaptı?" diye değil, "kim güzel bir şey yaptı?" diye de sorabilmek...
Çünkü haber sadece kötü bir olayın duyurusu değildir.
Haber, toplumun hafızasıdır.
Ve hafızası sadece kötü anılarla dolan bir toplum, geleceğe güvenle bakamaz.
Gazetecinin kalemi bazen bir uyarıdır.
Bazen bir teşekkürdür.
Bazen bir eleştiridir.
Bazen de bir umuttur.
İşte o zaman gazetecilik sadece haber vermek olmaz.
Bir toplumun vicdanına dokunmak olur.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.