Vahdet Nafiz Aksu

Vahdet Nafiz Aksu

BEYAZ RAHMETİN BUZDAN MIZRAKLARI

Bir haftadır Erzurum’dayım. “Zemheri giysilerini valizinden eksik etme; paltonun kalınını, poturun yünlüsünü, boyun bağının tiftiğini seç.” diye takıldı seyahatimi işiten dostlarım.

“Meraklanmayın.” dedim onlara, “Bir ayağımın orada olduğunu biliyorsunuz. Hem ben bir kar aşığıyım; hep tekrarlarım: Erzurum’da kar, Erzurum kadar güzel!”

Uçak inişe geçtiğinde, beyaz gelinliğini giymiş Palandöken’i, uçsuz bucaksız ovayı, kucağına koşan yolculara kollarını açan şehri kuş bakışı seyrederken içime yayılan huzuru anlatamam size. Havalimanına ayak basar basmaz, “Selamünaleyküm, beyazı eşsiz, ayazı emsalsiz şehir!” diye mırıldandım. Kardan kıştan söz açılınca “Erzurum’un soğuğu üşütmez.” diyen ahbapları hatırlayıp tebessüm ettim.

​Eve varıp ihtiyar anneciğimin elini öptüğümde, sanki tüm Erzurum’u kucaklamış, bütün hanelerdeki annelerin hayır duasını almış gibi derin bir huzur buldum.

İlk birkaç gün ana evini mekân tuttum. Şöyle bir inancım var: Hanemizi cennet köşelerinden bir köşeye çeviren nur yumağı anacığımın duaya açılan elleri yedi sülalemizin manevi koruma kalkanıdır. Fırsat buldukça amin demeye koşmamız ondan!

Şehre gelişimin üçüncü günüydü, kapı çalındı. Kız kardeşlerime beklediğimiz bir misafir olup olmadığını sordum; "Hayır" dediler. Şakayla karışık, "Öyleyse bu, kapımızı su yolu eden kargoculardan biridir," dedim. Değilmiş...

​Gelen apartman görevlisiydi. Çatıdan sarkan, her biri ucu sivri savaş mızraklarını andıran buzları kırmak için izin istiyordu. "Müsait olmaz mıyız hiç, önce güvenlik!" dedim. Daha birkaç gün önce çatılardan düşen buz kütleleri yüzünden gencecik insanların hayatını kaybettiğini duymak içimizi yakmıştı.

​Görevli arkadaş elinde uzun çelik bir sırıkla odaya girdi. Camları açtık; düzenli darbelerle buzlara vurmaya başladı. Az sonra bir çığ gürültüsüyle koca kütleler yere indi. Aslında bu manzaralara yabancı değiliz. Hava aniden ısınınca ya kendiliğinden düşer o buzlar ya da itfaiye ekipleri yoğun bir mesaiyle tehlikeyi ortadan kaldırmaya çalışırlardı. Ancak kent büyüdü. Kocaman şehrin sayısız apartmanına yetişmeye artık ne itfaiyenin vakti ne de personel sayısı kafi geliyor.

Görünen o ki artık iş başa düşmüş. Her apartman kendi çaresine bakmaya çabalıyor, ama bunun için ne yeterli ekipman ne de tecrübe var. Galiba bu yıl, kar ve buzdan kendi imkânlarımızla kurtulmanın "alıştırmasını" yapıyoruz. Bu işin uzun süre kişisel çabalarla sürdürülmesi mümkün değil. Kardeşlerime, "Bu işleri profesyonelce yapabilecek özel şirketler kurulsa ne güzel olur, halk çatı temizlikçiliğinden kurtulur, onlar da kardan kâr etme imkânı bulur." dedim, hak verdiler. Belki belediye iştirakleri bu konuda öncülük eder de halk bu hayatı tehdit eden sıkıntıdan kurtulur; modern bir şehre yakışmayan "çatı altı ölümleri" son bulur.

​Asıl köklü çözüm ise mimaride saklı. Birçok yeni binada bu sorunu çözen “akıllı çatı sistemi”, tüm projelerde zorunlu hale getirilmeli; mevcut yapılarda ise ısıtma sistemi dönüşümü teşvik edilerek hayata geçirilmelidir.

​Bir dahaki kış geldiğimde, karlı caddelerde keyifle dolaşırken bir gözümün sürekli çatılarda olmasını istemiyorum. Bembeyaz bulutlardan başımıza lapa lapa kar düşsün; bizi "Rahmeti Rahman’a" kestirmeden kavuşturacak buzdan mızraklar değil...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Vahdet Nafiz Aksu Arşivi

02 Şubat 2026 Pazartesi 18:39

SEN MİSİN AYNAYA BAKIP YAZI YAZAN

04 Ocak 2026 Pazar 16:06

ANLI ŞANLI ERZURUM DOKTORLARI

21 Aralık 2025 Pazar 17:57

ERZURUM KOKULU BİR NİŞAN TÖRENİ

14 Aralık 2025 Pazar 12:37

SAYIN BAKAN ŞEHRİMİZİ TEŞRİF ETMİŞKEN

04 Aralık 2025 Perşembe 19:41