Vahdet Nafiz Aksu

Vahdet Nafiz Aksu

'BENİM HIRSIZIM' ANLAYIŞININ SON DURAĞI: TOPLUMSAL ÇÜRÜME

Suçunun sabit olup olmadığına bakmam; kazancında en küçük haram şüphesi olan bir alçağın sofrasına oturmam.

​Ağustos sıcağında dilim damağıma yapışsa, bir yudum suyunu içmem. Hele devlet malına göz dikmiş; börklü, kürklü, servet saman sahibi haramileri yüz metre öteden görsem yolumu değiştiririm. Anam babam, nenem dedem, cümle atam haram lokmayı "zehir zıkkım" belletmiştir ta sabiliğimde. Zerresi dilime değse, bin misli kusasım gelir.

​Bu üstün meziyetlari sayarken, af buyurun "Ben" diyerek büyük kusur işledim; haddi aştım, tevazu yolundan şaştım. İyi bilirim ki —ve siz de bilin ki— bu özellikler bizi millet yapan büyük hasletlerdir. Milli genetiğimizin, yıkıcı, yıpratıcı çevresel faktörlere direnen en sağlam halkalarıdır.

​Şimdi diyeceksiniz ki: "Madem milli mayamız bu kadar sağlam, deruni karakterimiz maşallah çelik gibi... Öyleyse köşe başlarını tutan bu hırsız-yolsuz taifesinin can sıkıcı egemenliği niye?"

​İşte burada haklısınız. Maalesef; mührü eline geçirip "Süleyman" olan bazı küçük, orta, büyük boy makam mevki sahibi kişiler "ne oldum delisi" haline geliyor; aslını astarını unutuyor; kitabını, dinini, imanını, ideolojisini ‘seninle işim buraya kadar’ deyip bir kenara fırlatıyor. Bir eli haram kasesine, bir eli rüşvet ve irtikap kesesine uzanıyor. Gelsin villalar, arabalar, metresler. E, bunlar olunca ar, haya, namusa ne hacet?

​Her gün haberlerde arz-ı endam eden hırsızlık ve yolsuzluk fiillerinin utanmaz faillerinin cibiliyetini bir araştırın; karşınıza mutlaka karışık bir nesep, asaletsiz bir şecere çıkacaktır. Hâlâ ata yadigârı bu prensipte sabitim: Asıl azmaz, bal kokmaz. Diğer yandan, ne kadar kaynatırsan kaynat süt şeker olmuyor; karaktersiz çehreler ahlak ve namus makyajıyla gizlenemiyor. Aslını sevdiğim; aslına çekiyor!

​Toplumdaki kokuşmuşluğu böyle eleştirerek, öğüt nasihat vererek ıslaha güç mü yeter?

Şiddetli ahlakî pandemi halinde toplumu tehdit eden bu hastalığın koruyucu hekimlik ayağı aileden, apartmandan, sokaktan, mahalleden başlar elbette.

Edepsizin, ahlaksızın, hırsızın yüzüne tükürmek; onları dışlamak "namusluyum" diyen her vatandaşın birinci görevidir ve bu cemiyetin en muhkem savunma mekanizmasıdır.

Toplumsal kontrol, teşhir, dışlama mekanizmaları, ayıplı bireylerin sayılarını azaltmakta faydalıdır, lakin kesin çözüm daha bütünsel reformlara bağlıdır.

​Özellikle siyasi parti yönetim mekanizmaları; belde teşkilatından il ve ilçe yönetimine, belediye başkanlığından milletvekilliği adaylığına kadar tüm süreçleri çok titiz bir şekilde yönetmekle mükelleftir. Bu süreçler, ülkeyi yönetecek kadroların "ana rahmine" düştüğü en hassas evrelerdir. Yüksek ahlak ve erdem sahibi, liyakatli şahsiyetlerin titizlikle belirlenmesi gereken bu süreçlerde hata yapılırsa, işte bugünkü manzaralar kaçınılmaz olur.

Milletin başına, kamu parasıyla zina tohumları eken, rüşvet ile zenginleşen, haram ile harem kurup çocuğu yaşındaki kadınlarla gönül eğleyen müptezel tipleri musallat edilir. Atmak isteseniz atamazsınız, satmak isteseniz kuruş etmezler. Efendiler! Milletten aldığınız vekaletle milletin midesini bulandırmaya utanmıyor musunuz?

"Benim hırsızım" anlayışı, toplumsal çürümenin ana etkenlerinden biridir. Maalesef memleketimiz şu anda böyle ağır bir hastalığın ölümcül belirtileri ile karşı karşıyadır.

​Temiz bir toplum yaratmanın ana temelleri üzerinde küçük bir beyin fırtınası estirmeye gayret ettim.

Kesin çözüm, hukuki altyapının devrimsel bir anlayışla yeniden inşasıdır. Öncelikle yerel yönetim yasalarının yolsuzluğa milim kapı aralamayacak sağlamlıkta ele alınmasının zamanı gelmiş, hatta geçmektedir. Bataklığı kurutacak asıl şifalı soluk; güçlü bir hukuki altyapı ve yaptırımları sert denetim mekanizmalarının ihdasıdır.

​Önceki yazılarımda bölgesel Sayıştay teşkilatlarının kurularak belediyelere yönelik denetimlerin yerinde ve çok etkili bir şekilde yapılmasını önermiştim. Evrakları didik didik edip hızla mali röntgenler çekecek Yapay Zeka destekli dijital denetim sistemlerinin gecikmeden devreye sokulmasını da çok zaruri bir adım olarak görüyorum.

Sevgili halkım, kıymetli seçmenler; siyasi görüşünüz, partiniz ne olursa olsun bu sözüm sizlere:

​Tükürük bezleri; sadece ağız içini nemli tutarak sindirimi başlatmak ve besinlerin yutulmasını kolaylaştırmak için yaratılmadı. Onların; hırsızlıkla, arsızlıkla ve ahlaksızlıkla maruf o "pişmiş kellelere" ağız dolusu tükürmeniz için size cephane temin etmek gibi kutsal bir görevleri de var!

​Aman ihmal etmeyin, göreyim sizi...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Vahdet Nafiz Aksu Arşivi

TARLADAN RAFA ERZURUM İMZASI

29 Mart 2026 Pazar 16:24

EN KISA AYIN EN KARANLIK GÜNÜ

28 Şubat 2026 Cumartesi 10:14

BEYAZ RAHMETİN BUZDAN MIZRAKLARI

15 Şubat 2026 Pazar 17:46

02 Şubat 2026 Pazartesi 18:39