GULLEBİ TURAN ERZURUM’UN VEFASIZ YÜZÜ MÜ?
Erzurum’un sokaklarında bir dönem bir isim dolaşırdı…
‘Gullebi Turan…’
Kimileri güldü…
Kimileri eğlendi…
Kimileri onun nüktelerine hayran kaldı…
Ama kimse dönüp de şu soruyu sormadı:
‘Bu adam neden böyle oldu?’
*
Bugün sosyal medyada birkaç görüntüsünü paylaşarak nostalji yapanlar, kahvehanelerde onun sözlerini anlatıp kahkaha atanlar belki de işin en acı tarafını bilmiyor.
Çünkü Gullebi Turan sadece şehrin renkli siması değildi…
Aynı zamanda bu şehrin ihmal ettiği, koruyamadığı ve göz göre göre tükettiği bir insandı.
Yoksulluk yaşamıştı…
Babasız büyümüştü…
Hayatın yükünü küçük yaşta sırtlamıştı…
Bir dönem faytonculuk yapmış, ekmek kavgası vermişti.
Deyim yerindeyse yoksulluğu doyasıya yaşamıştı.
*
Sonra ne oldu?
Şehrin bazı kendini bilmez insanları onu eğlence malzemesine çevirdi.
Saatlerce peşinden gidip tahrik edenler oldu.
Konuşturup kahkahalar atanlar oldu.
Suçsuz günahsız birçok kişiden dayak yedi.
Sokaklarda kaldı.
Çoğu zaman bir lokma ekmeğe muhtaç yaşadı.
İşin daha acı tarafı ise şuydu…
Erzurumspor maçlarında bile onu sözde eğlence konusu yaptılar.
Yüzünü zorla mavi beyaza boyayıp otobüslerin önüne bağlayarak sözüm ona espri yaptıklarını sandılar.
Bugün dönüp bakınca insanın içi sızlıyor.
*
Çünkü bir insanın ruhuyla oynanmış.
Bir insanın zaaflarıyla eğlenilmiş.
Ve buna uzun yıllar boyunca normal gözüyle bakılmış.
Bugün ‘fenomen’ dedikleri şeyin o günkü hali buydu aslında…
Bir insanı toplumun ortasına bırakıp zaaflarıyla eğlenmek…
Bunun adı mizah değildir.
Bunun adı vicdansızlıktır.
*
Erzurum’un kültüründe düşene vurmak yoktur.
Garibe sahip çıkmak vardır.
Aklı zayıflayana merhamet göstermek vardır.
Ama ne yazık ki Turan’a bunu çok görenler oldu.
*
Bir dönem İstanbul’a gitti…
Orada sanat camiasının içinde bulundu.
Ve ilginçtir, memleketinde alay konusu yapılan Turan’a İstanbul’da bazı sanatçılar sahip çıktı.
Arif Sağ ona kapısını açtı.
Belkıs Akkale onu kırmadı.
İbrahim Tatlıses yanında oldu.
Turan’ın Arif Sağ’a ‘Baba’, Belkıs Akkale’ye ‘Ana’, İbrahim Tatlıses’e ise ‘Oğlum’ diye hitap etmesi boşuna değildi.
Çünkü insan biraz da kendisine gösterilen yakınlığa göre konuşur.
*
Demek ki mesele yalnızca akıl meselesi değilmiş…
Demek ki mesele biraz da insanların vicdanıymış…
Bugün herkes onu anlatıyor…
Videolarını paylaşıyor…
Hatıralarını konuşuyor…
Peki yaşarken kim elinden tuttu?
İnsan bazen düşünüyor…
Eğer Turan gerçekten korunabilseydi…
Tedavi edilseydi…
Sahip çıkılsaydı…
Belki bugün bambaşka bir hayat hikayesi konuşuyor olacaktık.
*
Bir toplumun vicdanı, güçlüye gösterdiği saygıyla değil, zayıfa gösterdiği merhametle ölçülür.
Gullebi Turan bu şehrin unutulmaması gereken aynalarından biridir.
Çünkü onun hikayesinde sadece bir insanın dramı yok…
Toplumun ihmali de var.
Ve son dönemeç, Gullebi, 1992 yılında siroz tedavisi gördüğü Erzurum Araştırma Hastanesi’nde vefat etti.
Vefatının ardından da Erzurum Asri Mezarlığı’nda kimsesizler bölümüne defnedildi.
Allah rahmet eylesin…
Mekanı cennet olsun.



Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.