DEPREMDEN KORKMA, TEDBİRSİZLİKTEN KORK!
Geçen gün, 2010 senesinde kaleme aldığım bir yazımı sosyal medya hesaplarımdan yeniden paylaştım.
Şehrin depreme hazır hale getirilmesinin önemine vurgu yaptığım o yazıda, KENTSEL DÖNÜŞÜM yapılanmasına benzer bir KÖYSEL DÖNÜŞÜM projesine acil ihtiyaç olduğunu dile getirmiştim. Elbette şehrin kalkınmasıyla ilgili yoğun bir şekilde yürütülen çalışmalar çok mühim. Ama daha da mühimi, binlerce insanın canını afetlere karşı korumaktır. Mecelle lisanıyla ifade edersek: “Ehemmi mühime tercih lazımdır.”
Bu paylaşımı okuyan bir dostum şaka yollu çıkıştı: “Ağabey, bu konudaki hassasiyetini anlıyorum, endişelerine de hak veriyorum ama içimizdeki korku fay hatlarını tetikleyip ödümüzü koparma, bu kadar sık yazı yazıp!”
Dostuma hak verip içimden şöyle geçirdim: Evet, yıllardır yazıp çiziyoruz, dinleyecek kulak bulduğumuzda da bir şeyler söylemeyi ihmal etmiyoruz. Öte yandan memnuniyetle gözlemliyoruz ki üniversitelerimizin kıymetli bilim insanları, meslek odaları, medyanın hassas kalemleri meseleyi sürekli gündemde tutuyor. Yöneticiler de her fırsatta şehri depreme dirençli hâle getirmek için çaba gösterdiklerini ifade ediyorlar.
Bu düşüncelerle sükûnet bulmuşken bugün Adana ve Osmaniye’de meydana gelen depremlerle sarsıldım. Allah’a şükür ciddi bir hasar, can ve mal kaybı olmamış. Ne zaman bir deprem haberi alsam avuçlarımı semaya açıp “Yüce Mevlâm, bizleri taşa toprağa katma” diye dua ediyorum.
Belli ki Türkiye’nin zeminini bir ağ gibi saran aktif fay hatları üzerindeki yerleşim merkezleri her an risk altında. Dikey mimariyle inşa edilen yeni uydukentleriyle geniş bir sahaya yayılan Erzurum da bu şehirlerden biri.
Kahramanmaraş merkezli asrın felaketinin yaralarını daha yeni sardık. Allah zeval vermesin, devletimiz tüm imkânlarını seferber ederek on binlerce konutu kısa sürede inşa etti, yerle bir olan şehirleri ayağa kaldırdı. Yıkılan yapılır, ama taşa toprağa karışan canları geri getirmek ne mümkün. Allah bir daha kimseyi, enkaz altında kalan yakınlarına “Orada kimse var mı?” diye seslenme çaresizliğine düşürmesin.
Bunun için yarına bırakmadan, deprem riski altındaki tüm şehirlerde olduğu gibi Erzurum’da da olağanüstü bir toplantı yapılsın. Devam eden kentsel dönüşüm çalışmaları bir kez daha ele alınsın. İmara açılan tarım arazilerinin zemin etütleri yeniden gözden geçirilsin, inşaat denetimleri dikkat ve titizlikle sürdürülsün, yönetmeliklere uymayanların gözünün yaşına bakılmasın, mümkün olduğu ölçüde yatay mimariye geçiş hızlandırılsın.
Tekrarlamaktan bıkmayacağım: Şehrimizin depreme karşı dirençli ve hazırlıklı hâle getirilmesini, tüm projelerin ve çalışmaların önünde, en hayati öncelik olarak görüyorum.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.