YEREL KALKINMANIN AMİRAL GEMİSİ: BİLGİ EKONOMİSİ
Bilim, teknoloji ve Erzurum… Başka hangi kavramlar yan yana geldiğinde kalbimizi bu kadar heyecanla çarptırabilir?
Erzurum’un yeni kalkınma paradigmasının ana eksenine "bilim ve teknolojiyi" yerleştirirken duyduğumuz o tarifsiz heyecanın haklı bir sebebi var. Şehrimizdeki her iki üniversitede, adeta birer arı gibi gece gündüz demeden çalışan bilim insanlarımızın dünya bilimine sunacağı katkılar, aynı zamanda yerel kalkınmamızın en güçlü itici gücü olabilir.
Peki, yazılarımızda bıkmadan, usanmadan, hatta bazen tekrara düşme pahasına dile getirdiğimiz bu gerçek, gerçekten bu kadar hayati mi?
Erzurum’un bir "Bilim ve Teknoloji Merkezi" olma hedefi ne kadar gerçekçi?
Bu soruların bizdeki cevabı kısa ve nettir: "Elbette, evet!"
Erzurum’a gönül veren herkesin bu şehre dair yüksek hayalleri var. Yıllardır siyasiler, bürokratlar, medya mensupları ve sivil toplum kuruluşları bu hayalleri gerçeğe dönüştürmek için alın teri döküyor. Bir yandan şehrimizi bir "Turizm Merkezi" yapmak için didiniyor; diğer yandan sağlık, ticaret ve hizmet sektörlerini ayağa kaldırmaya çalışıyoruz.
Hayvancılığın, hayvancılığa bağlı ileri teknoloji temelli gıda sanayii ve kış ekonomisinin bu şehrin genetiğindeki önemini ise her fırsatta vurguluyoruz.
Ancak tüm bu alanlar ne kadar önemli olursa olsun, hepsini hızla ileriye taşıyacak bir lokomotife ihtiyacımız var: Bilim ve Teknoloji.
Diğer tüm sektörler bu kalkınma katarının değerli vagonlarıdır; fakat "bilim ve teknoloji," o katara yol gösteren ve hız veren kılavuz kaptan hükmündedir. 21. yüzyılın "Bilgi Ekonomisi" paradigmasının bizi sevk ettiği zorunlu istikamet de tam olarak budur. Thomas A. Stewart’ın ifade ettiği gibi;
Erzurum’un bir teknoloji merkezine dönüşmesini istiyorsak, bilimsel zemini bugünden titizlikle hazırlamalıyız. Bunun için; ATATEKNOKENT ve üniversitelerimizin tam eşgüdümü, Erzurum Teknik Üniversitesi’nin "Mikroelektronik, Biyoteknoloji, Nanoteknoloji ve Yazılım, Yapay Zeka, İnsansı Robot Teknolojileri ve Doku Mühendisliği" gibi stratejik alanlarda dünya çapında bir merkeze dönüşmesi olmazsa olmazımızdır. Her iki üniversitemiz de tıpkı spor branşlarında olduğu gibi bilimsel alanda da şampiyonluk kupaları kaldırmaya ehil ve muktedirdir.
Netice itibarıyla Erzurum’un önündeki tek ve en gerçekçi rota; bilgiyle üretmek ve teknolojiyle kalkınmaktır. Klasik ekonomi modellerinin yerini dijital ve bilimsel temelli bir işleyişe bıraktığı bu yeni dünya düzeninde, Bilgi Ekonomisi’ne geçişte kaybedecek bir dakikamız dahi yoktur. Eğer bu treni kaçırırsak, sadece bugünü değil, gelecek nesillerin yarınlarını da riske atmış oluruz.
Üniversitelerinin ürettiği evrensel bilim ve teknolojiyi üretim çarklarına dâhil edemeyen şehirler, geleceğe yürüyüşlerinde yaya kalır.
Erzurum için şimdi tam zamanıdır; ya bilginin gücüyle şahlanacağız ya da değişen dünyanın, gelişen şehirlerin gerisinde kalacağız.




Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.