Abdurrahman Zeynal

Abdurrahman Zeynal

ALLAHU EKBER DEYİP YENİDEN İMAN EDELİM

“Allah en büyüktür”. Ezan ve Namaz dolayısıyla günde en az 290 defa, bunu söyleriz. “Allahu Ekber”; Allah en büyüktür. Peki, niçindir bu kadar sık tekrar? Ne demektir Allah en büyük ?

Allah en büyüktür; o halde ey insan seni sen olmaktan çıkaran tüm büyüklük iddialarından vaz geç, sıyrıl, kurtul. Büyüklük iddiası yalnız “O’na” yakışır. Büyüklenme “O’na” mahsustur; insanın büyüklenmesi ise “O’nun” la yarışmak gibi hem gülünç hem de acınası bir zavallılıktır. Bir an gelir gözlerini, gönlünü, ruhunu kaplayan hayaller; hırslarının, arzularının, gurularının seline itebilir seni; kendini yenilmez, kudretli, azametli ve ebedi sanırsın, aldanırsın, aldatırsın; o kibirle, azametle bastığın yerlerin titrediğini hissedersin ve Allahın yarattıklarını, diğer insanları, hayvanları, bitkileri horlarsın, ezersin, üzersin, incitirsin ve hatta yok edersin.

Kendi varlığını ispat için başkalarının yok edilmesinin kaçınılmaz olduğuna inanırsın. İçinden bir ses filan kişi ya da kişilerin senin malında, makamında, unvanında gözü var, vesvesesini beyninin, ruhunun derinliklerine fısıldar. İçindeki o esrarengiz ses; Onlar saldırmadan ben saldırıp kapayım der, seni tuzaklara düşürür, hülyalarının kölesi olursun. Tam bu sırada bir başka ses sana haykırır!

“Allahu Ekber; Allah en büyüktür”.

Uyan denir sana, daldığın hayallerden uyan, gerçeği gör, “Allah en büyüktür”. Bu değişmez gerçeği sende itiraf et, sende haykır denir ve sen “Allah en büyüktür” dersin. Allah en büyüktür der kendini tanırsın, kendi gerçeklerini görürsün. Allah en büyüktür dersin, gözlerin açılır, kulakların işitir, bir kalbin, bir gönlün, bir beynin ve bir aklın olduğunu anlarsın. “Allah en büyüktür” dersin, içinde, dışında uç verip büyümeye başlayan bütün putları kırarsın.

“Allah en büyüktür” der, bağımsızlığını ilan edersin, seni köleleştiren iç ve dış düşmanlarına karşı özgürlüğünü kazanırsın. Artık sen hürsün. Hür olmanın tadına varırsın. Esaret zincirlerini kırmış neden var olduğunun şuuruna ulaşmışsındır.

Farkında mısın, içindeki bir ses gayet hayırhah ve sureti haktan görünerek sana “senin çok iyi, dürüst, bilgili, alim, fazıl, cömert ve kahraman bir insan olduğunu fısıldar”. Artık senin her şeyi bildiğini, Kuran-ı Kerim ve İslam’ı herkesten daha iyi bildiğini, anladığını sana söylemekte, seni kendinden memnun ve hoşnut kılmak istemektedir. O ses sana bugüne kadar çok büyük işler başardığını söylüyor, aynı zamanda kendini başkalarıyla kıyaslamanı ve onlardan üstün olduğunu öğütlüyor. Hal bu ki gerçek böyle mi? Hele bir düşün? Ey inanmış kişi..!

Acaba bu hayırsever kılavuzun; seni “Allah’la yarışa soktuğunu” anlayabiliyor musun? Allah’la yarış…İnsan oğlunun ezeli hüsranı…! Bunun dini kavramlar arasındaki adı “şirk”tir. Bu karanlık gecede karıncanın ayak sesidir.

Müslüman bir kez inandı mı, artık emniyette bulunduğunu sanır. Kendini her türlü tehlikeden uzakta sanır. Hele “şirk” O’ndan çok uzaktır. Oysa her türlü büyüklenmenin son durağı “şirktir”, yani Tanrı ile savaştır. Halbuki idrak edilerek söylenen ve yüzleri geçen, “Allah en büyüktür” diyen insan, insan olarak kalma şansına daha çok sahiptir. Aksi halde Allah’la ve O’nun Kâinatın özüne koyduğu şaşmaz, değişmez kurallarla savaşmak zorunda kalır; insanlıktan sıyrılır. Neron’laşır, Karun’laşır veya Firavun’laşır. Çağımızın ideolojileri adına kan döker, can alır. Stalin, Musolini veya Hitleri olur.

“Allahu Ekber”i sadece dil ile tekrarlamanın ne fiziki, nede ruhi bir yararı olabilir. Önemli olan “Allah en büyük” ikrarını kalbe, beyne her an azgın bir kurt olmaya aday nefse söyletebilmektir. Bu gerçeği hücrelerimize, atomlarımıza söyletebilmektir. İşi ehline vermeliyiz deyip, pratik hayatta işi kendi yakınına vermek, İslamın ideal değerlerini anlatıp, uygulamaya gelince unutmak hiç mi? hiç doğru değildir.

Akşamleyin çok tuzlu yemeği yedikten sonra su içmeyen insan sabaha kadar uykusunda denizleri, ırmakları, pınarları, gözeleri görmesi gibi; insanda hayatının her anında “Allah en büyüktür” gerçeğini; hayatının her anında; aklına, beynine, gönlüne ve ruhuna nakşetmelidir. Böyle bir imana kavuşan insan ; “insan-ı kâmil”, “iman-ı kâmil”, “mümini kâmil” olur.

Eğer insan; bütün varlığıyla, susayan toprakların, susayan dudakların suya kaldığı hasretin verdiği o muhteşem istekle haykırabilse, bu şuurda iken sadece bir kez “Allahü Ekber” dese bütün insanlığı kurtarabilir.

Ramazan ve oruç, kılınan namazlar, gönülden yapılan dualar bizleri, Şeytanın, maddi ve manevi şekle bütünmüş iç ve dış düşmanların şerrinden korur. Eğer koruyamıyorsa, Eğer ABD, İsrail ve Batının oyunlarına alet oluyorsak gelin biraz düşünelim.

Düşünelim ve Yeniden İman Edelim.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdurrahman Zeynal Arşivi

ERZURUM KONGRE BİNASI TARİHİ

15 Ocak 2026 Perşembe 11:00

SARIKAMIŞ HAREKÂTI AH Kİ NE AH

21 Aralık 2025 Pazar 10:43

CUMHURİYET’ GİDEN YOL

29 Ekim 2025 Çarşamba 14:00

ANASI VE BABASI SAĞ YETİMLER

22 Ekim 2025 Çarşamba 10:45

İMAM VE İMAMLIK

12 Ekim 2025 Pazar 11:00