Abdurrahman Zeynal
MODERNLEŞME SÜRECİNDE ERZURUM
Şehirler kurulurken coğrafyanın, iklimin, kervan yollarının ve insan göçlerinin şeklini alır. Erzurum bütün bunların oluşturduğu değerleri üzerinde taşır. Kültürü, edebiyatı, sanatı, evleri, hayalleri, sevinçleri hep bu özellikleri taşır.
Erzurum kurulduğu günden beri savaşları, göçleri, depremleri, yangınları ve büyük felaketleri yaşamış bir şehirdir.
Doğu Roma, Pers, Sasani, Abbasi, Selçuklu, Osmanlı izleri şehrin kimliğini oluşturdu. Özellikle 1914-1918 arasındaki savaş ve işgal yılları şehirde, kasabalarında ve köylerinde ciddi sarsıntılar meydana getirdi. Tüm bu acılar yüz yıllık barış sürecinde sarılırken modernleşme sahasında yeni fırsatlar doğdu.
Özellikle 1924 yılından itibaren modern binalar, caddeler inşa edilirken açılan ilk, orta ve liseler eğitim sahasındaki gelişmeyi ve değişmeyi simgeledi. Atatürk Üniversitesinin kurulması işin daha büyük boyutlara taşınmasına sebep oldu.
Numune Hastahanesi, Tıp Fakültesi, şehrin sağlık alanında ciddi ilerlemesine sebep olurken kütüphaneler, kitapçı dükkânları, TRT Erzurum Radyosu, bölge müdürlükleri modernleşmenin gelişip serpilmesine sebep oldular.
1960 yılına kadar tek katlı, iki katlı eski Erzurum evleri yerlerini ağır ağır betonarme ve tuğla yapılı binalar almaya başladı. Demirevler, Köşk ve Başak evler bu gelişmenin ürünüydü. Bölge müdürlükleri binaları, subay lojmanları artı değer niteliği taşıdı.
1943 yılında kurulan Doğu kooperatif evleri bir süre sonra yerlerini çok katlı binalara terk ederken 1970’lerde 14 katlı Kuşkay Apartmanı şehre yeni bir özellik kazandırdı.
1972 yılında inşasına başlayan Sanayi Siteleri, 1975 yılında temelleri atılan Birinci Organize Sanayi bölgesi şehrin sanayileşmesi yolunda derin iz bıraktılar.
1980 yılına kadar şehrin çevresinde gecekondular Sanayi Mahallesi, Dağ Mahallesi, Kurt Deresi, Şehitler mahallesi teşekkül ederken 1982 yılından itibaren başlayan kooperatifleşme sonucu memur, işçi ve esnaf ev sahibi oldu. Memur, işçi ve esnaf aidat usulü kooperatifler vasıtasıyla toprak damlı evlerden kaloriferli evlere taşındılar. Çocuklarını okuttular ve kaloriferli evlerde daha rahat bir hayata kavuştular. Bu durum şehrin maddi anlamda modernleşmesinin göstergesiydi.
1980-2000 yılları arasında kurulan Yenişehir, Kayakyolu, Dadaşkent’e sonraları Hilalkent ve Yıldızkent eklendi. Bu dönemde Sanayi, Dağ, Hacı Cuma, Gavurboğan ve diğer kadim mahalle sakinleri ağır ağır bu mahallelere şofbenli evlere taşındılar.
2010 yılından sonra TOKİ şehrin muhtelif bölgelerinde çok katlı konut üreterek bina yapımına katkı sunarken “Yap-Sat” anlayışıyla müteahhitler devreye girip çok sayıda bina ürettiler. Fakat bu taşınmalar beraberinde komşuluk ilişkilerine ciddi anlamda zarar verdi. İnsanlar komşularını tanımıyor, selamlaşma bile dibe vuruyordu.
Akrabalık ilişkileri zarar görüyor insanlar birbirinden uzaklaştıkça uzaklaşıyordu. Artık toplum bireyselleşmenin girdabına girmiş oluyordu. Sevecen dedeler yalnızlaşmış, hu komşum hu diyen anneler artık tek başlarına kalmıştı.
Tüm bu zaman sürecinde maddi medeniyet yükselirken geleneksel ilişkilerde inişe geçmişti.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.