Abdurrahman Zeynal

Abdurrahman Zeynal

60 YILDA GÖRDÜKLERİM VE YAŞADIKLARIM

Çocuktum "Edirne'den Vana kadar/ Benim eşsiz bir yurdum var/ İster savaş, ister barış/ Vermem ondan ben bir karış" şiirini ezberledim. Bu şiir aynı zamanda hayatımın yönünü belirledi.

1960'lı yıllardı etnik ve mezhepsel ayrılık nedir bilmedim. Duymadım. Türkiye'de yaşayan herkes kardeşti, vatandaştı, yurttaştı. Yurttaşlık dersinde böyle öğrendik.

Derken ortaokula başladık 1968-1971 arasında sağ-sol olayları kulağımıza geliyordu. Ne bileyim bu tarihlerde ancak "Komünist, Faşist, Bolşevik, Menşevik" kelimelerini büyüklerden iştir olduk.

1971-1974 yılları arasında Aşkale lisesinde okuyorken sıra arkadaşlarım Metin ve Zekiydi. Pırnakaban'lıydılar. Üç yıl birlikte okuduk. Birlikte güldük, birlikte sınıftan kaçtık. Ben arkadaşlarımın Alevi olduklarını bilmedim. Ne onlar söyledi, ne ben merak ettim. Öyle ya sınıf arkadaşlarımdı.

1974-1977 yılları arasında Kâzım Karabekir Eğitim Enstitüsünde okuyorken okulda; ülkücü, selametçi, solcu ve mücadeleci, nurcu olarak isimlendirilen arkadaşlarım vardı. Kürt-Türk, Alevi-Sünni kavramları hiç ama hiç yoktu.

Bu arada Ağrılı, Vanlı, Diyarbakırlı, Karslı, Iğdırlı, Elazığlı, Malatyalı arkadaşlarımız vardı. Kürt, Türk, Alevi, Sünni diye ayrım yapılmıyor, hepsiyle konuşuyor, şakalaşıyor ve muhabbet ediyordum. Tüm bu yıllarda konuştuk, ama asla kavga etmedik.

Vanlı, Ağrılı Kürt kökenli arkadaşlarımla öz kardeşten ilerideydik. Ayrımız, gayrımız yoktu. Dosttan öte dosttuk.

Kürt kökenli arkadaşlarım benim kadar vatanperverdi, benim kadar batıyı "Osmanlıya" yaptıklarından ötürü sevmiyorlardı. Birdik, beraberdik, kardeştik...

Öğretmen olduk Türkiye'nin dört bir tarafına dağıldık, haberleşiyor, ortak bağlarımızı koruyorduk. Hiçbirimiz diğerinin etnik ve mezhepsel kökenine bakmıyordu. Hepimiz bu vatanın evladıydık. Açsa aç, toksa toktuk.

Derken 12 Eylül İhtilali oldu. Terör durmuş, 1984 yılına kadar derin bir nefes almıştık. Fakat 15 Ağustos 1984 yılı dönüm noktası olmuştu. Eruh ve Şemdinli baskınları oldu. Millet olanı biteni anlamamıştı. Hâlbuki Ermeni Terör örgütü bitmiş yerine Amerika, İsrail, İngiltere, Almanya ve Fransa’nın desteğiyle PKK terör örgütü ikame edilmişti.

Başlangıçta Doğulu kardeşlerimiz olayının farkında olup devletin yanında yer aldılar. Hatta 2008 yılına kadar bu iş böyle devam etti. Terörün azılı olduğu 1990'larda bile Kürt kökenli kardeşlerimiz devletin yanında yer aldı. Öyle olmasaydı PKK binlerce Müslüman Kürt insanı kadın, kız, çocuk, yaşlı demeden öldürdü. Sadece Van Sündüz Yaylasında 24 çocuk, kadın ve erkeği vahşice öldürdü.

PKK aslında kökü Ermeni ASALA'nın devamı olan destekçisi; ABD, Fransa, İngiltere ve Almanya idi. Devleti yönetenler bunu bölge halkına iyi anlatamadılar. Bu yıllar içerisinde artık bölge halkı elektrik parası, su parası vermemeye başladı. Eh bölge insanın da işine geliyordu. PKK da "bakın ben olmazsam bunları sizden alırlar" ile korkutup bölge halkını yanına çekiyordu.

Okullar, yollar, hastanelerin hepsi PKK baskısıyla yapılıyormuş havasını verip yandaş, taraftar topladılar. Artık bizler geri kalmıştık. Yeni yetişen kuşakların beyni Kürtçü ideolojilerle yıkandı.

Bütün bunlara karşılık devleti yönetenler; Milli Eğitimin “Milli” olması gereken vasfını çoktan yok ettiler. Okullarda kardeşlik, sevgi, ortak vatan, ortak gelecek inşası gibi kavramlar çoktan yok edilmiş, varsa da yoksa da 3-5-4 veya 4+4+4 kuralları ve başörtüsü ile toplum içinde yara açıyordu.

2008 sonrasında gazeteler televizyonlar; "Ergenekon, Balyoz, Yakamoz, Ay Işığı gibi darbe haberleriyle yatıyor, darbe haberleri ile kalkıyordu. Siyasilerden bazıları davanın savcısı, bazıları avukatı oluyordu… Fakat tüm bu olaylar terör örgütünün işine yaradı.

Bu dönemde milletin birliği konusunda okullarımızda tek cümle anlatılmadığı gibi Arif Nihat Asya'nın "Bayrak" şiiri bile müfredattan çıkarıldı. Andımız yasaklandı. Terör elli bin can aldı. Yüz milyarlarca dolarlık maddi ve manevi zarara sebep oldu.

Geçen 40 yıl boyunca ne yazık ki siyaset kötü not aldı. Dört oy uğruna çözülmesi gereken konuları çözmedi. Tepedekiler öyle vahim cümle kurdular ki…

Tarihin huzurunda ilmin, inancın, coğrafyanın, kültürün ve kardeşliğin temelinde değil de hatırlayın ağızlarını açıp bir sürü etnik ismi söyleyip bir şeyler yaptıklarını marifet sayan politikacılar ile karşılaştık. Bunlar problemi çözmek yerine çözümsüzlüğü artırmayı tercih ettiler. Millete değil, bölücülere ve batılılara şirin görünmek için çaba harcadılar.

Hâlbuki şöyle bir çağrı yapılsaydı; “Ey siyasiler, doğulu kardeşlerim, kendini Kürt sanan arkadaşlar gelin bin yıllık kardeşlik bağlarına hep beraber sarılalım. Terör örgütüne destek vermeyelim. Bu yol çıkmaz sokaktır. Gelin el ele, gönül gönüle verelim "Devletimizi yaşatalım", Ay Yıldızlı bayarak altında İstiklal Marşımızı söyleyip bir ve beraber yaşayalım. Unutmayalım ki bu işin sonu çıkmaz sokaktır. Kandır, gözyaşıdır” deselerdi bugün farklı yerde olacaktık.

Kan ve gözyaşını istemeyenler, tahriklerden uzak devletin yanında “Türk-Kürt kardeştir bunu bozan kalleştir” diye var gücümüzle dünyaya haykıralım..! Siyasilerin oy uğruna yaptıkları yanlışlara kanmayalım. Tüm emperyalistlerin isteklerini kursaklarında bırakalım.

Var gücümüzle “Yaşasın millet kahrolsun millet düşmanları”. “Milletimiz yaşayacak düşmanları kahrolacaktır.” Deyip “Muhteşem Türkiye “ ideali etrafında yer alalım. Başka çare yok.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdurrahman Zeynal Arşivi

ERZURUM KONGRE BİNASI TARİHİ

15 Ocak 2026 Perşembe 11:00

SARIKAMIŞ HAREKÂTI AH Kİ NE AH

21 Aralık 2025 Pazar 10:43

CUMHURİYET’ GİDEN YOL

29 Ekim 2025 Çarşamba 14:00

ANASI VE BABASI SAĞ YETİMLER

22 Ekim 2025 Çarşamba 10:45

İMAM VE İMAMLIK

12 Ekim 2025 Pazar 11:00