BU MESLEĞİN YASASI YOK

3 Mayıs… Dünya Basın Özgürlüğü Günü.

Her yıl aynı cümleleri kuruyoruz.

“Özgür basın demokrasinin vazgeçilmezidir” diyoruz.

Doğru.

Hatta daha net söyleyelim:

Olmazsa olmazıdır.

*

Ama gelin görün ki, bu “olmazsa olmaz”ın hala sağlam bir zemini yok.

Özgür basından söz ediyoruz,

Fakat bu özgürlüğü,

Kamu düzenini tehdit etmeyecek şekilde teminat altına alan bir meslek yasamız yok.

*

Her yıl aynı sahne…

Meslek örgütleri konuşur, gazeteciler yazar, sorunlar sıralanır.

Yasa ihtiyacı dillendirilir.

Yetkililer duyar, bilir…

Ama iş icraata gelince ortada bir hareket yok.

*

İşte asıl mesele de burada başlıyor.

Gazetecilik bugün herkesin elini uzatabildiği bir alan haline geldi.

Ne bir giriş standardı var ne de mesleki bir eşik.

Bakın, en basitinden…

Bir kişi berber dükkanı açacak olsa hemen açamaz.

Bir terzi iş yeri kuracak olsa belli şartları yerine getirmek zorundadır.

Neden?

Çünkü yasayla belirlenmiş kurallar, standartlar, denetimler vardır.

Ama söz konusu gazetecilik olunca…

Sabah kalkan bir gazete çıkarabiliyor, bir internet sitesi kurabiliyor.

Ve hiçbir ölçüye tabi olmadan “ben gazeteciyim” diyerek ortaya çıkabiliyor.

Bu durum ister istemez kaliteyi aşağı çekiyor,

Etik ihlalleri artırıyor.

Daha da önemlisi, toplumun doğru bilgiye ulaşmasını zedeliyor.

*

Hele dijital medya…

Kontrolsüz büyüyor, denetimsiz ilerliyor.

Bilgiyle birlikte kirlilik de yayılıyor.

Haberle yorum, gerçeklikle algı birbirine karışıyor.

Bu noktada bir gerçeği görmezden gelemeyiz:

Gazeteciliğin tanımı netleşmeden, özgürlük de sağlıklı bir zemine oturmaz.

*

Bir meslek yasası artık ihtiyaç değil, zorunluluktur.

Ama altını özellikle çizmek gerekir:

Bu yasa, özgürlüğü sınırlayan değil, aksine güçlendiren bir anlayışla hazırlanmalıdır.

Gazeteciyi baskılayan değil, koruyan;

Mesleği daraltan değil, itibarlı hale getiren bir çerçeve olmalıdır.

*

Öte yandan, madalyonun bir de diğer yüzü var.

Evet, sorunlarımız büyük.

Ama sorumluluklarımız da en az o kadar ağır.

Gazetecilik sadece hak talep etmek değildir.

Aynı zamanda doğruyu aramak, teyidi esas almak, kamu yararını gözetmektir.

Bu meslek, refleksle değil, sorumlulukla yapılır.

*

Unutmayalım…

Basın özgürlüğü sadece gazetecinin değil, doğrudan doğruya halkın özgürlüğüdür.

Doğru bilgiye ulaşabilen bir toplum, eleştirel düşünebilen bir toplumdur.

Böyle toplumlar demokrasiyi ayakta tutar.

*

Bugün 3 Mayıs…

Kutlamaktan çok düşünmemiz gereken bir gün.

Dileğimiz şu:

Bir gün bu tarih, sadece temennilerin değil, somut adımların konuşulduğu bir gün olsun.

Gazetecinin hem özgür hem güvenceli olduğu, basının hem güçlü hem bağımsız olduğu bir Türkiye’de…

O zaman belki gerçekten kutlayabiliriz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Esat Bindesen Arşivi

KARABURUN’LA GÜVENLİ OKULLAR

26 Nisan 2026 Pazar 11:20

ÖNCE TEDBİR, SONRA TAKDİR

19 Nisan 2026 Pazar 10:18

ÖZGÜRLÜK MÜ, BAŞIBOŞLUK MU?

15 Nisan 2026 Çarşamba 21:33

KÖYE KIZ VERMEYİZ

12 Nisan 2026 Pazar 12:13

FERİDUN FAZIL ÖZSOY’UN ARDINDAN

01 Nisan 2026 Çarşamba 18:50

TERSİNE GÖÇ MÜMKÜN MÜ?

29 Mart 2026 Pazar 11:02

AYNI KIBLE, AYRI SAFLAR

22 Mart 2026 Pazar 11:03

İNSANA ADANMIŞ BİR ÖMÜR

14 Mart 2026 Cumartesi 11:21

ÖĞRETMEN BAŞ TACIDIR, NOKTA.

08 Mart 2026 Pazar 12:25