Azgınlık ve Felaketin Gölgeleri: İnsanlığın Uyanması Gereken Kâbusu

İnsanoğlu tarih boyunca kendi haz ve hırslarının kölesi olduğunda, felaketin kapısını ardına kadar aralamıştır. Kuran-ı Kerim’de helak edilen kavimler, bunun en çarpıcı tanıklarıdır: Nuh’un kavmi sular altında boğulmuş, Hud’un kavmi kuraklığın ve kavrulmuş toprakların pençesinde erimiş, Lut’un kavmi ise kendi sapkın arzularının girdabında yok olmuştur. Bu felaketler, ahlaki sınırların hiçe sayılmasının toplumu yok edici bir güç olarak nasıl sardığını gösterir. Azgınlık yalnızca bireysel bir sapma değil, tüm toplumu saran, felaketi kaçınılmaz kılan bir virüstür.

Modern çağda tehlike farklı bir biçimde görünür; ancak şiddeti ve etkisi çok daha sinsidir. Jeffrey Epstein belgelerinde ortaya çıkan sistematik istismar ve cinsel ahlaksızlık, günümüzün en çirkin azgınlık simgelerindendir. Güç, para ve teknoloji aracılığıyla insanlar acı çekerken, toplumun vicdanı çoğunlukla sessiz kalmıştır. Bu sessizlik, sinsi bir felaketin tohumlarını eker. Kuran’daki kavimlerin helakı gökten inen bir ceza gibi görünse de, modern felaketler sinsice ilerler: kültürel çürüme, psikolojik travmalar, güvenin yıkılması… Tüm bunlar, toplumu içten içe kemiren bir çığ gibi birikir.

Her an yeni bir felaketin patlayabileceğini hatırlamak gerekir. Ekolojik çöküş, ekonomik buhranlar, toplumsal anarşi ve ahlaki erozyon… Hepsi hazır bekleyen, yalnızca fırsatını kollayan canavarlardır. Tarih derslerini almayan toplumlar, aynı kavimlerin kaderini tekrarlar: felaket kapıyı çalar, ve çoktan içeri girmiştir.

Ve unutulmamalıdır ki; suç işleyenler kadar, göz yumanlar ve sessiz kalanlar da gelecek azaptan nasibini alacaktır. Sessizlik, suçla eşdeğerdir; toplumun çürümesine göz yummak, felaketi çağırmaktan farksızdır. Her çağ, bu dersin ağırlığını farklı biçimlerde ödetir.

Bugün, insanlık tarihinin en büyük sınavlarından birini veriyor. Azgınlık, bastırıldığında bile sessizce büyür; ihmal edildiğinde, felaket kapıdan sızar ve gölgesiyle insanları boğar. Toplumlar uyanmazsa, felaket artık sadece bir ihtimal değil, kaçınılmaz bir gerçektir. Ve her felaket, sessiz kalanları, göz yumanları, ikiyüzlüleri de kapsayacak kadar adil ve acımasızdır.

İnsanlık, kendi kabusunu yaratmakta; eğer uyanmazsa, felaket çoktan gelmiş demektir. Gölgeler büyüyor, virüs gibi yayılan çürüme derinleşiyor ve her an, tarih sahnesinde yeni bir helak senaryosu oynanmak üzere hazır bekliyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Kotan Arşivi

GÖSTERİŞLİ ÇÖKÜŞ

22 Ocak 2026 Perşembe 16:24

Hepimiz Çok Meşgulüz, Hiçbir Şeyle

21 Ocak 2026 Çarşamba 11:25