Mizah, Ruhun İnceliğidir; Şaklabanlık ise Ahlakın Eksikliğidir

İnciten Gülüşler: Mizahın Vakarından Soytarılığın Sefaletine

İnsan, gülebilen tek canlıdır derler. Ancak neye, nasıl ve kimin pahasına güldüğümüz; insan kalıp kalamadığımızın en açık göstergesidir. Günümüzde adına “eğlence” denilen fakat çoğu zaman ahlaki ve vicdani sınırları aşan bir anlayışla karşı karşıyayız. Mizah ile soytarılık, nüktedanlık ile densizlik, eleştiri ile hakaret birbirine karıştırılmaktadır.

Oysa gerçek mizah; zekânın, zarafetin ve inceliğin ürünüdür. İnsanları aşağılamadan düşündürür, güldürürken aynı zamanda ufuk açar. Hiciv yapar ama haysiyeti çiğnemez. Soytarılık ise tam aksine, dikkat çekmek uğruna her değeri tüketebilen sınırsız bir pervasızlıktır. Ne saygı tanır ne ölçü bilir. Biri insanı yüceltir, diğeri ise cehaleti ve hoyratlığı alkışlatır.

Son günlerde bunun örneklerini sıkça görüyoruz. Kimi zaman toplumun manevi şahsiyetleri, kimi zaman şehirlerin hafızasında yer etmiş kıymetli insanlar, kimi zaman da kendini savunamayacak kadar saf ve temiz yürekli kimseler, birkaç saniyelik ilgi uğruna alay konusu yapılabiliyor. İnsanların hatıraları, değerleri ve haysiyetleri; reytingin, etkileşimin ve sanal görünürlüğün kurbanı hâline getiriliyor.

Dijital çağın ürettiği sahte şöhret anlayışı, bazı insanları takipçi uğruna her şeyi mübah gören bir noktaya sürükledi. Sokaklarda, meydanlarda veya sosyal medyada; farklılığı, saflığı ya da zayıflığı bulunan insanların kameralar önünde küçük düşürüldüğüne şahit oluyoruz. Ardından yapay kahkahalar, montaj efektleri ve beğeni sayılarıyla bunun adına mizah deniliyor.

Daha da acısı, bazı gençlerin kendi nine ve dedelerini dahi bu gösterinin malzemesi hâline getirmeleridir. Yaşlılığın beraberinde getirdiği unutkanlık, dalgınlık, bunama, demans veya Alzheimer gibi rahatsızlıkların oluşturduğu hassas hâller; sevgi ve merhametle korunması gereken bir emanetken, kimi zaman milyonlarca kişinin önünde teşhir edilen bir eğlence unsuruna dönüştürülmektedir. Ömrünü ailesine, evlatlarına ve torunlarına adamış insanların mahremiyetleri; birkaç beğeni, birkaç paylaşım ve geçici bir şöhret uğruna istismar edilmektedir. Oysa yaşlı bir insanın zihinsel zafiyetini gülünç bir sahneye çevirmek mizah değil, vefa duygusunun yitirilmesidir. Çünkü insan, en çok da kendisini büyütenlerin haysiyetini koruyabildiği ölçüde insan kalır.

Hâlbuki bir insanın saflığıyla, engeliyle, yaşadığı zorluklarla ya da toplumun ortak değerleriyle alay etmek mizah değildir. Bu, sadece vicdan eksikliğinin başka bir biçimde sergilenmesidir. İnsan onurunu zedeleyerek elde edilen her alkış, aslında toplumsal yozlaşmanın sessiz bir ilanıdır.

Bir toplum, kendi değerlerini hoyratça tüketerek yükselemez. Masumun mahcubiyetinden eğlence, mazlumun kırgınlığından kahkaha devşiren bir anlayış; ne kültür üretebilir ne de sağlıklı bir gelecek inşa edebilir. Dün elini öptüğümüz büyüklerimizi bugün ekranlarda alay konusu hâline getiriyorsak, aslında kaybettiğimiz şey mizah anlayışından önce merhamet ve vefa duygusudur.

Komedi, insanı insana anlatan bir aynadır. O aynayı kirletenler ise sadece başkalarını değil, kendi insanlıklarını da gölgelemektedir. Unutulmamalıdır ki edep, mizahın da sınırıdır. Hayadan yoksun bir gülüş, ne kadar çok kişiyi güldürürse güldürsün, sahibine değer katmaz. Çünkü gülüşün kalitesi, insanlığın kalitesini gösterir.

Bugün yeniden düşünmeye ihtiyacımız var: Kime, neye ve neden gülüyoruz? Çünkü insanı yücelten mizah ile insanı küçülten soytarılık arasındaki çizgi, aslında medeniyet ile çürüme arasındaki çizgidir. Ve o çizgi silinmeye başladığında kaybedilen yalnızca nezaket değil; vicdan, vefa ve insanlıktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Kotan Arşivi

Aşure Kazanından Taşan Mana

25 Haziran 2026 Perşembe 19:38

Mezuniyet Değil, Tören Enflasyonu

21 Haziran 2026 Pazar 10:46

LİMENİL MÜLKÜ'L-YEVM?

14 Haziran 2026 Pazar 11:27

FUADNÂME..

17 Mayıs 2026 Pazar 12:05

KARIN ALTINDAKİ BAHAR

10 Mayıs 2026 Pazar 11:19

BATI DOLMADAN DOĞU DOYURULMALIDIR

26 Nisan 2026 Pazar 11:13