LİMENİL MÜLKÜ'L-YEVM?

Bugün mülk kimindir?

İnsan garip bir yolcudur.

Boş ellerle gelir dünyaya; fakat çok geçmeden "benim" demeyi öğrenir.

Benim evim...
Benim tarlam...
Benim makamım...
Benim servetim...
Benim çocuklarım...
Benim başarım...

Ömür dediğimiz uzun yanılsama içinde sahip olduklarını çoğaltırken, aslında kendisinin de sahip olunanlardan biri olduğunu çoğu zaman fark etmez.

Oysa insanın sahip olduğunu sandığı her şey, ona verilmiş geçici emanetlerdir.

Bir gün gelir...

Beden toprağa emanet edilir.

Sesler susar.

İmzalar geçersiz olur.

Unvanlar düşer.

Anahtarlar el değiştirir.

Kasalar açılır.

Odalar boşalır.

Koltuklar yeni sahiplerini bulur.

"Benim" diyen herkes gitmiştir.

İnsan ise kendisiyle baş başa kalır.

Kur'an'ın haber verdiği o büyük diriliş günü işte böyle başlar.

İnsanlık, ilk insandan son insana kadar ve hatta tek bir canlının kalmadığı o gün!

Ne bir kralın tacı kalmıştır başında...

Ne de bir yoksulun yoksulluğu üzerinde...

Herkes aynı hakikatin önünde beklemektedir.

Derken bütün kâinatı titreten o ilâhî hitap yankılanır:

"LİMENİL MÜLKÜ'L-YEVM?"

Bugün mülk kimindir?

Ne kadar sarsıcı bir soru...

Dünyada olsaydı binlerce el kalkardı.

Herkes payına düşen bir sahiplik iddiasında bulunurdu.

Kimisi servetini gösterirdi...

Kimisi gücünü...

Kimisi ordularını...

Kimisi bilgisini...

Fakat o gün...

Mülk iddia edecek bir dil kalmamıştır.

Sahiplik öne sürecek bir el kalmamıştır.

Çünkü bütün perdeler kalkmıştır.

Hayatın ve Ölümün tek Sahibi, Soran da O cevap verecek te O!

Ve cevabı bizzat Allah verir:

"LİLLÂHİ'L-VÂHİDİ'L-KAHHÂR."

Tek olanın...

Bütün sahte güçleri kahredenin...

Bütün hükümranlıkların üstünde hükümran olanın...

Mülk yalnızca Allah'ındır.

İşte o anda insanlık tarihinin en büyük yanılsaması sona erer.

Yeniden Diriliş başladığında;

Firavunların da eli boştur.

Kralların da eli boştur.

Zenginlerin de eli boştur.

Fakirlerin de eli boştur.

Çünkü herkes emanetlerini bırakmış, hakikatin huzuruna çıkmıştır.

Sonra ayrılış başlar.

Bir grup vardır ki dünya onları meşgul etmiş ama Rabbinden koparamamıştır.

Kalplerini hakikate bağlamış, nefislerinin gürültüsünü aşmışlardır.

Onlar Mukarrebûn'dur.

Yakınlıkla müjdelenirler.

Bir grup vardır ki imanlarını korumuş, iyilikleriyle yol almış, düşe kalka da olsa yüzlerini hakka çevirmişlerdir.

Onlar Ashâb-ı Yemîn'dir.

Kurtuluş onların payıdır.

Bir grup da vardır ki dünyanın gölgesini hakikatin kendisi zannetmiştir.

Geçici olanı ebedî sanmış, emaneti mülk edinmeye kalkmıştır.

Onlar Ashâb-ı Şimâl'dir.

Pişmanlık onların en ağır yükü olacaktır.

Belki de bütün mesele burada düğümleniyor.

Kıyamet günü bize ilk sorulacak soru hangi gruptan olduğumuz değildir.

Önce mülkün sahibini kabul edip etmediğimiz ortaya çıkacaktır.

Çünkü insan, mülkün gerçek sahibini tanımadan kendisini de tanıyamaz.

Bugün elimizde bulunan her şey yarın bir başkasının olacaktır.

Bir gün bizim adımız da geçmiş zamanın sayfalarına karışacaktır.

Geriye ne servet kalacaktır...

Ne makam...

Ne alkışlar...

Fakat kalbin verdiği cevap kalacaktır.

Ve soru bugün de önümüzde durmaktadır:

LİMENİL MÜLKÜ'L-YEVM?

Bugün mülk kimindir?

Eğer bu soruya daha dünyadayken:

"Allah'ındır."

diye cevap verebiliyorsak;

belki de kıyamet gününün en büyük korkusundan kurtulmanın yolunu bulmuşuz demektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Kotan Arşivi

FUADNÂME..

17 Mayıs 2026 Pazar 12:05

KARIN ALTINDAKİ BAHAR

10 Mayıs 2026 Pazar 11:19

BATI DOLMADAN DOĞU DOYURULMALIDIR

26 Nisan 2026 Pazar 11:13