BERAT GECESİ: KADERİN YAZILDIĞI, VİCDANIN HESABA ÇEKİLDİĞİ GECE

Berat Gecesi, güneşin batmasıyla birlikte ilahi rahmetin dünya semasına indiği müstesna bir gecedir. Bu gecede Allah Teâlâ, fecir doğuncaya kadar kullarına hitap eder:

“Yok mu benden af isteyen, onu affedeyim? Yok mu benden rızık isteyen, ona rızık vereyim? Yok mu bir musibete uğrayan, ona âfiyet vereyim?”

Bu çağrı, rahmet kapılarının sonuna kadar açıldığını ilan eden ilahi bir hitaptır.

Berat Kandili, Ramazan ayının müjdecisidir ve İslam dininde en önemli kabul edilen gecelerden biridir. Çünkü bu gece, sadece bir dua gecesi değil; kaderin yazıldığı bir gecedir.

Bu mübarek gecede, bir yıl boyunca gerçekleşecek olan ameller, ömür süreleri, rızıklar, doğacaklar ve vefat edecekler, yükselişler ve düşüşler; insan hayatına dair her şey Levh-i Mahfuz’a, yani kader kitabına yazılır. Hayatın akışı, ilahi takdirle bu gecede belirlenir.

Bu hakikat, insanı derin bir sorumlulukla baş başa bırakır. Çünkü kader yazılırken kulun hâli, niyeti ve yönelişi esastır. Af kapıları ardına kadar açıkken ısrarla günah yükü taşıyan, rızık isterken kul hakkını gözetmeyen, adalet dilerken zulme sessiz kalan bir kalbin duruşu bu gecede sorguya açılır.

Berat Kandili, kul hakkının en ağır ve en çıplak haliyle insanın karşısına dikildiği gecedir. Çünkü bu gece, sadece Allah ile kul arasındaki hesabın değil; kulun kul ile olan hesabının da hatırlatıldığı gecedir. Allah Teâlâ, kendisine karşı işlenen günahları dilerse bir rahmet tecellisiyle affeder; fakat kul hakkı, sahibinin rızası olmadan bağışlanmaz. Gözyaşıyla edilen dualar, secdelerde dökülen pişmanlıklar; eğer bir gönül kırıklığı onarılmamışsa, bir hak iade edilmemişse eksik kalır. Bu yüzden Berat gecesi, yalnızca seccadeye kapanma gecesi değil; kapı çalma, helallik isteme, kırılan kalpleri tamir etme gecesidir. Zira arşta yazılan kader, yerde çiğnenen haklarla ağırlaşır.

Kader kitabına yazılanlar, insanın sorumluluktan azade olduğu anlamına gelmez. Aksine bu gece, kulun yönünü belirlediği, niyetini netleştirdiği, hayatına çeki düzen verdiği bir dönüm noktasıdır. Yazılan kader, kulun duruşuyla şekillenir.

Berat Kandili; affın dağıtıldığı, rızkın takdir edildiği, hayat ve ölüm çizgilerinin belirlendiği bir gecedir. Bu nedenle bu geceyi gafletle geçirmek, telafisi zor bir kayıptır.

Ramazan’a açılan bu kapıdan geçerken; yüklerinden arınmış, vicdanı hafiflemiş, kul hakkından sakınan bir kalple yürümek gerekir. Çünkü temize çıkmak bu gecenin vaadi, sorumluluk almak ise bu gecenin şartıdır.

Bu mübarek gecede niyazımız odur ki; Rabbimiz kader defterimize hayır yazsın, şerden muhafaza buyursun. Bizi affına layık kullarından eylesin; kalplerimizi kibirden, dilimizi incitmekten, ellerimizi haksızlıktan korusun. Bilerek ya da bilmeyerek kırdığımız gönüller için helallik almayı, alamadıklarımız için samimi tövbe etmeyi nasip etsin. Rızkımızı bereketli, ömrümüzü hikmetli, akıbetimizi hayırlı kılsın. Bizleri Ramazan’a; yüklerinden arınmış, vicdanı temiz, kul hakkından sakınan bir kalple ulaştırsın.

Rabbim, bu Berat gecesini bizler için gerçek bir beraat gecesi eylesin; defterlerimizi affıyla kapatsın, yollarımızı rahmetiyle aydınlatsın.

Hepimize, kaderine hayır yazılan, affa ve rahmete mazhar olabildiğimiz bir Berat Kandili nasip olsun. Âmin.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Köşe Yazıları