Mehmet Kotan
BİR ŞEHRİN GÖNLÜNDEN YÜKSELEN DUA: 1001 HATİM
Erzurum’da kış sadece soğuk değildir; sessizdir, ağırdır, derindir. Kar, sokakların üzerine düşerken yalnızca toprağı değil, yüzyılların hatırasını da örter. İşte o sessizliğin içinde, görünmeyen ama hiç susmayan bir ses vardır bu şehirde: Kur’an sesi… Asırlardır semaya yükselen 1001 Hatim’in sesi.
Erzurum, ayakta kalmayı duayla öğrenmiş bir şehirdir. Taşına, toprağına sinen bu dua, 1500’lü yıllarda büyük âlim ve gönül insanı Pir Ali Baba ile kök salmıştır. O gün atılan manevi tohum, aradan geçen beş asrı aşkın zamana rağmen hâlâ yeşermeye devam etmektedir. 1001 Hatim, bu topraklarda bir ibadetten öte; bir teslimiyetin, bir direnişin ve bir umudun adıdır.
Bu şehirde 1001 Hatim başladığında zaman biraz yavaşlar. Camilerde, evlerde, köy odalarında Kur’an okunur; her ayetle birlikte kalpler yumuşar. İnsanlar yalnız kendileri için değil, hiç tanımadıkları için de dua eder. Bir çocuğun geleceği, bir annenin sabrı, bir şehrin selameti aynı cüzün satırlarında buluşur. Erzurum, o anlarda tek bir yürek olur.
1001 Hatim, Erzurum’un yaşadığı acıların sessiz tanığıdır. İşgallerin gölgesinde, kıtlığın ortasında, hastalığın kol gezdiği günlerde, depremlerde; yani her felakette insanlar önce Kur’an’a sarılmıştır. Çünkü bu şehir bilir ki bazı yaralar merhemle değil, ancak dua ile iyileşir. Okunan her hatim, yaşanan her acının üstüne serilen bir sabır örtüsüdür.
İşte bu günlerde, Miraç Kandili’nin eşiğinde, Erzurum’un semasına yükselen dualar daha derin bir mana taşır. Miraç; kulun Rabbine en yakın olduğu anı, dua ile yükselişi, kalbin arınışını hatırlatır. 1001 Hatim ise bu yükselişi bir kişinin değil, bir şehrin birlikte yaşamasıdır. Her okunan ayet, Erzurum’un kalbinden semaya doğru uzanan bir merdiven gibidir; tıpkı Miraç’taki o ilahi yolculuk gibi.
Bugün kalabalıklar içinde yalnızlaşan insan, belki de en çok bu ruha muhtaçtır. 1001 Hatim bize şunu fısıldar: İnsan, tek başına güçlü değildir. Güç, aynı niyette buluşan gönüllerdedir. Erzurum’un asırlardır dimdik durmasının sırrı, işte bu ortak duadadır.
1001 Hatim’i yaşatmak, yalnızca geçmişe duyulan bir özlem değildir. Bu gelenek; çocuklara sabrı, büyüklere sorumluluğu, herkese birlikte dua etmeyi öğretir. Bir şehrin hafızasını diri tutar; unutmamayı, vazgeçmemeyi hatırlatır.
Ve bugün hâlâ Erzurum semasına bakıldığında, görünmeyen ama hissedilen bir hakikat vardır: Pir Ali Baba’nın yaktığı o manevi kandil sönmemiştir. 1001 Hatim’le birlikte, bir şehrin kalbinden yükselen dua asırlardır göğe doğru yol almaya devam etmektedir.
Ve şimdi, bu asırlık duanın yeni bir halkası daha tamamlanıyor. Miraç Kandili’nin bereketiyle arınan gönüller, 16 Ocak Cuma günü, mübarek bir vakitte, günlerdir okunan tüm hatimlerin toplu duasında buluşacak. Erzurum’un camilerinde, evlerinde, kalplerinde okunan ayetler tek bir niyette birleşecek. Yapılan dualar; bu şehrin huzuru, bu milletin dirliği ve tüm insanlığın selameti için semaya yükselecek.
Rabbim kabul eylesin.
Bu kadim geleneği başlatan Pir Ali Baba’dan, bugünlere taşıyan tüm gönül insanlarından razı olsun. Dualar birliğimizi daim, gönüllerimizi diri kılsın. Erzurum’un semasına yükselen bu kadim dua; inşallah memleketimize rahmet, bereket ve umut olsun.


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.